Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
gkhnydn Tarafından Yapılan Yorumlar
Metis’in her yıl merakla beklenen ajandaları gibi Anlıyorsun Değil mi? de sadece bir ajanda değil; aynı zamanda düşünceyi, edebiyatı ve güncel meseleleri günlük yaşantıya eşlik ettiren bir küçük başvuru kitabı gibi. Sayfalar arasında dolaşırken hem ilham veren alıntılar hem de ufuk açan kısa metinlerle karşılaşıyorsun. Tasarımı sade, dokusu tanıdık; yazma isteği uyandıran bir havası var. Bir yandan yılını planlıyor, bir yandan da her sayfada küçük bir düşünce molası yakalıyorsun. Metis geleneğini sevenler için yine çok keyifli, dolu dolu bir ajanda.
“The Sistem”, bildiğimiz okul-eğitim sistemini derinlemesine sorgulayan bir inceleme/deneme kitabı. Yazar, modern eğitim sisteminin kökenlerini Sanayi Devrimi’ne kadar götürüyor; fabrikalaşan toplum düzeniyle beraber eğitimin nasıl “ortalama insan”ı yetiştirmek üzerine kurulduğunu açıklıyor.
Jack London’ın Vahşetin Çağrısı, doğanın acımasızlığıyla içgüdülerin gücünü nefes nefese hissettiren bir klasik. Buck’ın konforlu bir ev köpeğiyken vahşi hayata sürüklenişi, hem sürükleyici hem de duygusal bir dönüşüm hikâyesi. Doğanın sert kuralları, hayatta kalma mücadelesi ve özgürlüğün çağrısı öyle güçlü anlatılıyor ki Buck’ın iç dünyasını adım adım hissediyorsun. London’ın yalın ama etkileyici dili, kitabı kısa sürede tüketilen ama uzun süre unutulmayan bir serüvene dönüştürüyor.
Guillermo Rosales’in Felaketzedeler Evi kitabı, insanın karanlıkla mücadelesini çıplak bir gerçeklikle anlatan, sarsıcı bir roman. Akıl sağlığı, yalnızlık, dışlanma ve hayatta tutunma çabası; hepsi Rosales’in keskin ve acıtan diliyle birleşiyor. Hikâye, bir yandan okuyucuyu rahatsız ederken diğer yandan karakterin çaresizliğine karşı büyük bir empati uyandırıyor. Kısa ama yoğun, göğsü sıkıştıran bir atmosferi var. Ruhun karanlık odalarına inen, bitirdikten sonra uzun süre akılda kalacak güçlü bir metin.
Orhan Kemal’in Elli Kuruş Çikolata kitabı, yoksulluğun içinden yükselen sıcak insan hikâyelerini büyük bir içtenlikle anlatıyor. Küçük bir çikolatanın bile hayal olduğu dünyada, karakterlerin umutları, kırgınlıkları ve direnme çabaları insana derinden dokunuyor. Orhan Kemal’in sade ama güçlü dili, her satırda hayatın gerçekliğini hissettiriyor. Hem hüzünlü hem de sıcacık bir atmosferi var; okurken hem için burkuluyor hem de insanlığı hatırlatan o tanıdık samimiyetle karşılaşıyorsun. Kısa ama etkisi kalıcı bir eser.