İşte biz ordumuzu bu yüzden bu kadar seviyoruz. Türk ordusu kayıtsız şartsız her koşul altında ve her zaman Türk milletinin yararına çalışan ve iyiliğini düşünen bir kurum-söylemeye dilim varmasa da büyük kurumların arasında galiba tek kurum. Ordu denilince dünyadaki diğer insanların aklına savaş, kan, vahşet geliyor, bizim aklımıza koruma, güvenme, sevgi, şefkat. Dolayısıyla bizim askerimizi bu kadar sevmemizin ve başımız her sıkıştığında aklımıza ordunun gelmesinin nedeni de askeri rejimi seven bir toplum olmamızdan değil, ordumuzun dünyadaki diğer ordulardan farklı olmasından ileri geliyor. Dünyadaki dostlarımız da bunun farkında tabii, o yüzden orduyu gözümüzden düşürmek için kırk takla atıyorlar.
Erdal Sarızeybek'e kendi adıma çok teşekkür ediyorum bu kitabı yazdığı için. Bu memlekette okuyan, düşünen ve iyi niyetli olan her insan zaten pek çok şeyin farkında, ama ben okuduğum her kitapla biraz daha şaşırıyorum-nasıl bir ülkede yaşayan nasıl bir millet olduğumuzun bir tek biz farkında değiliz galiba. Erdal Sarızeybek'in gördükleriyle içinin yandığı belli, kitapta da anlaşılıyor bu. Bir kaç hafta önce bir programda gördüm kendisini (Aktütün saldırısından sonra) gözleri dolu dolu konuşuyordu. Ve söylediği bir şey öyle sarsıcıydı ki, herhalde ömrüm oldukça unutmam. Şöyle dedi: 'Ben ölünce devlet mecburen bana tören yapacak çünkü askerim. Benim vasiyetim Şemdinli'ye gömülmek, halk hiç olmazsa orada devletini görsün' Aslında olan biten her şeyin özeti de bu galiba.
Bu kitaba taraflı diyen yorumcu sayısının kabarıklığına da şaşırmıyorum. Ama onların hangi tarafta olduğunu merak ediyorum. Çünkü bu olayda bir tek taraf var-haklının tarafı. O da bizim taraf oluyor, yani bu vatanı seven herkesin tarafı.
Bu kitabı okumak ve okutmak lazım. Bari bu kadarını yapalım. Belgesel gibi de yazılmamış, kolay ve zevkle okunuyor. Ve çok ama çok aydınlatıcı.