Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ginza Tarafından Yapılan Yorumlar

20.09.2008

İlginç bir kitap, diğer Cengiz Aytmatov kitaplarından biraz farklı. Aslında ilk bölümü bayağı farklı, ara sıra acaba bu kısmı başkası mı yazdı da Aytmatov'un adıyla yayınladılar diye bile düşündüğüm oldu. Çünkü edebi anlamda beklediğimi bulamadım, düşünsel anlamda..vasattı. Ne yapmak istediğini de anladım aslında, belki düşünsel anlamda çok da vasat değildi, ama hayatla ilgili görüşlerini açıklamak için dini kullanması ve kullanış şekli de çok gelişmiş gelmedi. Hıristiyanlıktan bahseden-yani ana konu olarak bunu seçip olayları sürekli bunun etrafında döndüren yazarların tarzları zorlama geliyor bana. Bu kitabı bırakmayı bile düşündüm, ama iyi ki de bırakmamışım, çünkü nihayet ikinci kısımda Cengiz Aytmatov'la karşılaştım. Cengiz Aytmatov'un edebi yeteneği zaten gözlerimi kamaştırıyor, ama özellikle bir konudaki ifade gücüne inanamıyorum-annelik. Bu kitapta bunu bir dişi kurt üzerinden yapmış, yine inanılmayacak kadar canlı ve duygulu yapmış...Muhteşem...

Bu kitapta inanamadığım bir şey daha oldu-çeviri. Çeviriyle bu kitabı çocuk kitabı kadar basit bir dile mahkum etmişler ve bitmek tükenmek bilmeyen bir 'ayni' meselesi...'ı' kulalnılması gereken yerlerde bazen-her zaman da değil- 'i' kullanılması...Allah Allah...
11.09.2008

Hayal kırıklığı. Sıcak Külleri Kaldı gibi bir kitabın yazarından beklemeyeceğim bir kitap. O kitabın devamı olarak yazılmış olması bu kitabı daha ilginç bir hale getirmemiş, aksine zorlama yapmış. Olaylar örgüsü manasız-daha doğrusu bana göre bu kitapta olaylar örgüsü diye bir şey yok. Tarzı da kitaba uymamış. Her bölüm başka bir karakterin ağzından başlıyor, ama en azından ilk bir kaç satırda kimin konuştuğunu anlayamamak beni huzursuz etti. Aynı tarzda daha ustaca yazılmış kitaplarda bu rahatsızlığı yaşamamıştım ama.
Bunların dışında Oya Baydar'ın görüşleriyle ilgili düşüncem bu kitapla da değişmedi. Bu konuda fazla yazmak da içimden gelmiyor. Yalnız eski solcuların yazdığı şu kadar sayıda kitabı okuduktan sonra bir tesbitim oldu: o dünyada griye yer yok. Hayatlar ve denge siyah ve beyaz üzerine kurulmuş. Bu kitapta da aynı şeyi gördüm. O dönemin insanları ümidin ve ümitsizliğin en çılgınını yaşamak üzere programlamışlar kendilerini. Yani şu anda-her anda-dünya berbat, insanlar bilinçsiz, ama bir gün tam kurtuluş gelecek. Ve bir tarafta ezilenler, öbür tarafta ezenler. Yani mutlaka karşı karşıya gelen ve savaşacak iki grup var, düşmanlık var-eleştirilse de aslında bana gizliden onaylanıyormuş gibi geliyor-
Halbuki arada başkaları da var. Olayların farkında olan, ama çözüm için aşırı davranışlarda bulunmanın bir sonuç getirmeyeceğini, ve hayatın doğal adaletinin izin verdiği ölçüde başka hayatların kolaylaştırılması gerektiğini düşünen, bunun tek yolunun da okumak, düşünmek ve tartışmaktan geçtiğini bilenler. İyi yönde bir değişim olacaksa ancak bu şekilde olacak. Ama bunca yıldır ümitsizlikten ve mutsuzluktan gelen mutlulşuk anlayışını değiştirmek de pek mümkün değil herhalde.
Kitapta dikkatimi çeken başka bir şey de, konduya taşınan devrimci genç Derin'in evine gelenlere sürekli karanfilli sıcak şarapla konyak-ve İsviçre çikolatası- ikram etmesi oldu. Çay isteyene de hemen bir tane 'sallandırdı'. Zaten kitapta bir içkidir gidiyor, ne zaman iki kişi bir araya gelse ya konyak içiyorlar ya şarap vs. Kafeye gidince espressoyla likör içiyorlar vs. Bu hangi dünya acaba? Eğitimli insanların dünyası değil herhalde. Bu dünyayı iyi tanırım ve bu dünyada baş köşede demleme çayla Türk kahvesi oturur. Evde yalnızken aklıma bir kadeh konyak içmek değil, çay demlemek gelir. Yani bir çelişkidir gidiyor bu dünyada, bence o devrin insanlarının kendileri de çıkamıyorlar işin içinden.

Kitap bana edebi anlamda beklediğimi vermedi. Zevk de vermedi. Bitirdim ama bakalım bu manasız olaylar dizisi nasıl bağlanacak diye merak ettiğimden bitirdim. Tavsiye edemeyeceğim.
27.08.2008

Hafif ve hoş bir kitap. Bazı yerler biraz baydıysa da hoşuma giden cümleler de oldu. Ana fikir olan 'yarın kimseye vaadedilmemiştir'i son zamanlarda sıklıkla düşünüyorum zaten. Hafif olması dolayısıyla çok da çabuk okunuyor bu kitap. Çeviriyi yine beğenmedim, çok birebir olmuş. Çeviri konusunda huysuz bir imaj veriyorum yorumlarımda sanırım ama gerçekten çok önemli bu çeviri işi-naçizane fikrim.
22.08.2008

Son zamanlardaki gidişe bakarsak böyle bir gelecek bizi bekliyor olabilir. Dünyanın geleceğiyle ilgili bilimkurgu kitaplarından beni en çok etkileyen 1984 olmuştu, hatta şu dönemde de kendimi büyük birader tarafından izleniyor gibi hissediyorum. Bu kitap da okunası, 1984 kadar etkileyici olmasa da. Kitabın yasaklandığı ve kitapların akıllara yazılarak saklandığı bir iki kitap daha okuduğumu hatırlıyorum ama adlarını hatırlayamadım. Tanrı bizi öyle bir devirden korusun, dünya yok olsun daha iyi bence. Kitap fena değil, çeviriyi beğenmedim, çok birebir olmuş.
08.08.2008

Mahir Kaynak'ın kitapları bana yol gösterici oluyor. Röportaj şeklinde oldukları için sıkmıyor, gayet de anlaşılır her şey. Yani bu konularla yakından ilgilenen birisine 'bana şu dünyada olup biteni ana hatlarıyla bir özetlesene' dedikten sonra dinleyecekleriniz bu kitapta. Tavsiye ederim.