Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ginza Tarafından Yapılan Yorumlar
Hiç böyle bir kitap beklemiyordum. Sunay Akın'la bu kitapla tanışmış oldum ve tarzını çok sevdim. Çok kolay okunan ve bahsettiği konuyla ilgili akılda kalıcı, ilgiç ekici bilgi veren bir kitap. Amerikan yerlilerinin Avrupa'dan gelen göçmenler -şimdi onlara Amerikalılar diyoruz- tarafından uğradığı soykırımdan bahsetmiş kısaca, araya şiirler de katarak. Her paragrafın başıyla sonunu da çok güzel bağlamış.
Bu kitabı okuyunca işte soykırım böyle olur diyor insan. Soykrım sistemli olur, ve adı üstünde, amaç bir ırkı dünya yüzünden silmektir-bir zamanlar Avrupalı'nın kızılderiliye yaptığı gibi. Soyun çok büyük bir kısmı yok edilir, kalanlar soykırım iddiasında bulunmayacak şekilde soysuzlaştırılır ve bilmem kaç yıl sonra çıkıp da 'siz bizim soyumuzu kırdınız, caniler, toprak verin bize' diyecek bimem kaç milyon insan kalmaz geride-çünkü belge melge de kalmaz. Türkler Ermeniler'e soykırım yaptılar diyenlere duyurulur.
Dili de çok güzel. Yağ gibi akıyor bu kitap valla.
Gereksiz uzun.
Pek tutmadım bu kitabı. Attila İlhan'ın acemilik eserini okuyormuşum gibi hissettim. Bana öyle geliyor ki, yazarlar acemilik dönemlerinde -ki bazıları bu dönemi asla atlatamıyorlar- mümkün olduğu kadar karışık yazmaya çalışıyorlar. Herhalde usta yazar olmanın yolunun buradan geçtiğini düşünüyorlar, daha kolay okunabilecek, daha az sıkıcı olacak kitaplar yazmayı, gerçek anlamda bir olaylar dizisiyle düşünceleri harmanlayıp söylemek istediklerini söylemeyi acemilik sayıyorlar. Ben tam tersini düşünüyorum. Attila İlhan'ın pek çok eserini okumuş biri olarak, kendimi bu kitaba uzak hissettim. Okurken sıkıldım.
Ama Attila İlhan yine de Attila İlhan'lığını göstermiş, ben baştaki önsöz-lerini kitaptan daha çok beğendim. Ve sayfa 27'nin sonunda bir paragraf var ki...
Yılanların Öcü'nün devamı ama ondan daha etkileyici. Bu kitaptaki olaylar ve haksızlıklar beni okudukça daha çok sinirlendirdi. Dikkatimi çeken bir şey, köyde cinselliğin şehirdekinden farklı algılanması oldu. Bu kitapta 8 yaşında bir erkek çocuğa yine erkekler tarafından cinsel tacizde bulunuluyor-şehirde bunun sonucu hapis mutlaka ama belki de cinayet olabilecekken, orada bir ölçüde normal karşılanıyor. Bir adamın karısı başka bir adamla beraber oluyor ve iki taraf da pek korkmuyor. Cinselik hayatın daha basit olduğu yerlerde daha basit algılanıyor galiba-ihtiyaç gibi. Ama sapıklık da öyle algılanıyor anladığım kadarıyla.
Yoksulluk yine diz boyu, düzenbazlık, haksızlık da. Okudukça sinirlendim, köylerimizde kimbilir daha ne yenilmez yutulmaz olaylar yaşandığını, insanların ezildiğini düşündükçe daha çok sinirlendim. Gerçi oralarda o tür olaylar oluyor, şehirlerde de aynı olaylar daha medeni bir kılıfta oluyor.
Fakir Baykurt'un ifade gücüne de hayranım bu arada.
Nazım Hikmet'i tanıdıkça daha çok etkileniyorum. Bu kitap çok tatlı, Orhan Kemal'in cezaevinde Nazım Hikmet'le aynı koğuşta geçirdiği yıllardaki aıları insanı gülümsetiyor. Yaşarken değeri anlaşılmış ve bu anlamda şanslı bir şair Nazım, ama diğer anlamda hakikaten çok şanssız, bu Türkiye için de şanssızlık olmuş. Şiirleri bu toprakları anlatıyor, buraya ait bir şairin kendi vatanında barınanamış olması, hele de mezarının başka bir ülkede olması çok yazık-her anlamda bizim şairimiz çünkü Nazım Hikmet...Tabii yine de olaya başka bir taraftan da bakıyor ve Nazım Hikmet'in iyi niyetli olduğuna kesin gözüyle bakmama rağmen, çok etkili bir şair oluşunun birilerince kullanılmak istendiği için, kurunun yanında yanan yaş olmuş olması ihtimalini de düşünüyorum.
Ne olursa olsun, böyle bir şairin bu topraklardan çıkmış olmasından gurur duyuyorum.
Bu kadar az sayfada bu kadar etkileyici olan kitaba az rastladım. Hem hikaye ilginç, hem olaylar şaşırtıcı ama beni asıl saşırtan, bu kadar ince bir kitapta bu kadar çok 'ben de aynen böyle düşünüyorum ama kelimelere dökemiyormuşum' dediğim tesbitin yapılmış olması...Sabahattin Ali hakikaten çok usta bir yazarmış-Kuyucaklı Yusuf'u pek beğenmemiştim ben, bu kitaba aşık oldum-pek edebi olmadı bu yorum ama kitap gayet edebi, sadece edebi de değil, başka pek çok şey.
Kahramanı biraz fazla pasif ve kötümser buldum ben-hayatta insanı mutlu edecek pek çok şey var aslında-mutlaka bir büyük mutluluğa kavuşmaya çalışıp ömrü onun üzerine kurmak, bu mutluluğa kavuşulmamışsa da hayatı yaşanmaya değmez saymak gerekmiyor. Ama o dönem yazarlarının çoğunun eserlerinde böyle bir kötümserliği de görüyorum. Dönem insanlığı kötümserliğe itmiş demek...
Muhteşem bir kitap.