Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ginza Tarafından Yapılan Yorumlar
İnsan anlamadığı veya zor anladığı kitapları klasik, büyük eser vs diye niteler ya-ben bu kitap için bunun geçerli olduğunu düşünüyorum. Önsözünü Orhan Pamuk yazmış-ben kendimi iyi bir kitap okuru ve okuduğu çoğu kitabı anlayacak-anlayamadıklarını da neden anlayamadığını bilecek-kadar zeki bir insan olarak görürüm, bu kitaba tahammül edemedim ve olan bitenleri genel olarak anladım, ama kitaptan sürekli koptum ve zevk almadım.
Mizah var ama kitap yorucu. Nabokov zaten biraz yorucu bir yazar bence, Lolita da öyleydi ama bu kitap hakikaten insanı bezdiriyor. Mizahı fazla kaçmış, cümleler çok karışık. Nabokov akıllı bir adam ama 3-5 kişinin anlayabileceği ve zevk alabileceği bir kitap yazmak ne kadar akıllılık onu bilmiyorum-böyle bir kitabı büyük şaheser diye nitelemek ne kadar diğer insanlardan kopukluk onu hiç bilemiyorum.
Allah Allah bu kitap beni sinirlendirmiş basbayağı...Ama sinirlendiğim kadar var, bir başlayın anlarsınız. Veya başka bir şey anlarsanız bana da anlatın lütfen.
Sade'ın yaşadığı tarihi düşününce şaşırtıcı derecede cesurca yazılmış bir kitap. Ama yazar zaten her şeyi göze almış, senelerce de hapis yatmış. Bu kadar badireye katlanmak için insanın ya yazdığı şeylere hakikaten inanması ve bununla da kalmayıp, yazdıklarının insanlara ulaşmasını da çok istemesi lazım. Sade bir devrimci mi, yoksa rahatsız mı bilemiyorum. bana kitabın arka sayfasında Playboy'un yaptığı yorum en mantıklısı gibi geliyor. Kitap porno, din ve tanrı yokturu savunuyor. Aşırı olduğu kesin ama okuduklarını süzebilen bir okur bu kitaptan bir şeyler çıkarabilir. Tabii okuduklarını süzebilen bir okur neden bu kitapla zaman kaybetsin sorusunu da yanıtlamak lazım önce. Ben yanıtlayamam. Sadece deli cesareti var diye bir insanı filozof olarak da kabul edemem. Bu kitabı da tavsiye edemem.
Tatmin etmedi. Fransız Teğmeni'nin Kadını kitabının yazarından beklediğim bir kitap değildi bu. Olaylar heyecanlı falan ama fazla yavaş ilerliyor, gereksiz ayrıntılar ve çook uzun tasvirler var. Üçte ikisini okuduktan sonra acaba bıraksam mı diye düşündüm. Psikolojik çözümlemeleri de tatmin etmedi-bu tür kitaplar insana kendisiyle ilgli bir şeyler keşfettirirse değerlidir-bu kitapta...kalınlığına değecek bir keşifte bulunmadım doğrusu.
Okunmaya değmeyecek bir kitap mı-böyle diyemem. Ama 700 sayfaya yakın bir kitaptan beklediklerinizi bulmanız zor-her anlamda.
Fowles kitabını kendisi de beğenmemiş belli ki-arkada bir savunma yazısı yazmış-eleştirmenler beğenmedi ama okurlarım çok sevdi, benim için de önemli olan onlardır diye. Aynı şeyi Jerzy Kosinski Boyalı Kuş'ta yapmıştı-kitap bittikten sonra savunma yazısı. İnsan kendisi de yaptığı işten hoşnut değilse onu bu şekilde savunma ihtiyacı hisseder. Yazarlar zeki insanlar ne de olsa...
John Fowles bu kitapta beni hayal kırıklığına uğrattı ama hakkındaki fikrimi şimdilik değiştirmiyorum-bir kaç kitabını daha okuyayım bakalım...
Doğrusu ben bu kitabı çok etkileyici bulmadım. Belki de Lou Salome'yi daha önce başka kitaplarda tanıdığım için-mesela Freud'un biyografisinde, mesela Irvin Yalom'un 'Nietzsche Ağladığında'sında, ve en son da Attila İlhan'ın 'Hangi Seks'inde. Lou Salome'yi gerçekten incelemek isteyenlere bu kitapları tavsiye ederim. İlk ikisi karakteri ve çalışmalarıyla daha çok ilgili, son kitap ise cinselliğiyle.
Ben bu kitapta iki şeyden etkilendim-yazarın kitabın sonunda, Salome'yi anlatmayı bitirip onun ve onun vasıtasıyla tüm kadınların yaşayışı üzerine yaptığı yorumla, ve Türk bir ailenin kızı olduğu kitabın başında yazan yazarın adının tamamıın Fransızca oluşuyla.
Kitabın sadece 10. bölümü okunsa da olur bence.
Kitap biraz bunalımlı başlıyor - zaten Türk yazarların büyük bir kısmı bunalımlı yazıyor bence. Çok fazla psikolojik çözümleme, az olay var kitaplarımızda. Bu da bu kitapların az okunmasına sebep oluyor diye düşünüyorum. Ama Adalet Ağaoğlu bu işi en iyi becerenlerden biri. Bu kitabın da ilk 20-30 sayfasını geçebilirseniz (ki iyi bir okur geçer, yeter ki o da sıkıntılı bir dönem geçiriyor olmasın) sizi gerçekten çok etkileyici bir kitap bekliyor. Sonunda Kısmet'in yaptığı da çok etkileyici - cesareti hayranlık uyandırıcı. Her karakter ayrı bir öğretmen, ve yeterli sayıda karakter kullanılmış-ne gereğinden fazla ne gereğinden az. Bu da kitabı sıkıcı veya kafa karıştırıcı olmaktan kurtarmış. Çünkü aslında öylesine okunup geçilecek bir kitap değil bu; üzerinde düşünmek lazım...Biraz da psikolojiden anlıyorsa insan, hakikaten tat veriyor.
Ana şehrin öğrenciliğimin geçtiği Eskişehir olması da benim için ayrıca ilgi çekici oldu-insan adı geçen yerleri gözünün önüne getirebilince kitabı daha çok benimsiyor.
Adalet Ağaoğlu'nu zaten severim ve takdir ederim. Bu kitap bu düşüncemi pekiştirdi. İlk sayfalarda olaylar hayal mi gerçek mi anlamak biraz zor oluyor ama, aynı İngiizce hazırlık okuduğum yılda ilk 3 ay sınıfta sepet gibi hiç bir şey anlamadan oturup, sonra birden hocanın dediklerini anladığımı farketmem gibi, bu kitapta da 20-30 sayfa sonra neyin ne olduğunu birdenbire anladığımı farkettim. Adalet Ağaoğlu'nun adı bile yeter aslında. Bu isimden özensiz bir eser çıktığını görmedim ben.