Taner Akçam'ın bu kitabını 2005 Tüyap Kitap Fuarı'nda almıştım, okumaya başlaması bugüne nasip oldu. Bunu neden söylüyorum?...
Kitabın hanüz sadece önsözünü okudum, ve gerisini okumayı beklemeden yorumumu yapmaya karar verdim (içeriğini de gözden geçirdim elbette, o nedenle bu yorumu kitabı bitirmeden yapabileceğime karar verdim)
Taner Akçam geçmişimizle yüzleşmemizi, kendi sözleriyle 'Ermenilere yaptığımız soykırım'ın sorumluluğunu üzerimize almamızı istiyor. Bu şekilde tarihimizle barışır ve Ermeni toplumuyla sevgiye dayalı bir ilişki geliştirebilirmişiz. Yazar ayrıca Türk tarafının konuyu tartışmaktan kaçtığını da söylüyor. Ayrıca Sevr anlaşması'nın 230. maddesine göre , Osmanlı Devleti'nin, toprakları üzerinde savaş sırasında gerçekleşen toplu öldürmelerden sorumlu olan kişilerin Müttefik Devletleri'ne teslim edilmesi şartını da, bu anlaşmayı imzalayarak kabul ettiğini, ama 'bunun hiç bir zaman gerçekleşmediğini' söylüyor.
Yazarlık sorumluluk isteyen bir iştir-kitabı okuma ihtimali olan herkese, yani aslında dünyadaki tüm okur yazarlara karşı sorumludur yazar. Özellikle bu tür kitaplarda, bu sorumluluk had safhaya ulaşır. Ancak Taner Akçam adlı yazarımız için, anlaşılıyor ki sadece kendisine kitabı yazdıranlara karşı sorumluluğunu yerine getirmek önemli.
Tarih gerçeklere ve belgelere dayanmalı-ki bu konuyla ilgili yeterince belge de mevcut-ancak hafızam beni yanıltmıyorsa (yanıltmıyor) arşivleri açmaya ve bu konuya ilişkin tüm belgeleri Ermeni tarafıyla beraber inceleyip sonuca varmaya hazır olduğunu söyleyen Türk tarafına Ermeni tarafından gelen yanıt 'önce soykırım yaptığınızı kabul edin, sonra bakarız' olmuştu. Yani siz bu yalanımızı bir kabul edin hele, bize toprak, tazminat vb verme yoluna girin, sonra belgeleri inceleriz-soykırım olmadığı ortaya çıkarsa da...nasıl olsa ortaya çıkarmayız-zaten çıkarsa da artık kimin umurunda.
Ayrıca hatırladığım kadarıyla yine İstanbul'da bir üniversitede yapılan konuyla ilgili seminere, sadece 'Ermeni soykırımı vardır' savını savunanlar davet edilmiş, karşıt düşüncede olup da seminere katılmak isteyenlerin başvuruları reddedimişti.
Ayıca burada 3 kişinin katili bir teröristin, Belçika tarafından senelerdir bize geri verilmediği, bir başkasının bazı Avrupa ülkeleri tarafından saklanıp kaçırıldığını da hatırlıyorum...Sevr Anlaşmasıymış...
Artık tüm dünya Türkiye'yle ilgili bir komedi oynandığıın farkında. Bizim için uygun gördükleri çifte standartlılığı artık diplomasiyle saklamaya bile çalışmayan bu ülkeler, Kuzey Irak'a, PKK'ya yönelik sınır ötesi operasyona hazırlandığımız şu günlerde, belki de bugün kabul etmiş bulunacakları sözde Ermeni Soykırımı tasarılarının geçirilmesini engellemiş durumdalar. Eğer ortada gerçekten Taner Bey'in iddia ettiği ve bu iddiasını göz yaşartıcı anılarla, Ermenistan'daki soykırım anıtına hepimiz çiçek koyalım, tarihimizle yüzleşelim, Ermeni toplumuyla bu yalanı kabul ederek barışalım gibi önerilerle desteklediği gibi bir soykırım varsa, bu ülkelerin, bizim ülkemizi ve kendimizi koruma kararlılığımızdan korkup geri adım attığı şu günlerde bile bu konunun üzerine gitmeleri beklenmez miydi? Eğer bu sözde Ermeni soykırımı saçmalığı ve artık yüz kızartan (ama bizim yüzümüzü değil) yalanı, bizim dünyaya 'gelin inceleyin' dediğimiz belgelerin bile incelenmesine gerek bırakmayacak kadar gerçek ve ortadaysa, bugün neden üzerine gitmiyorlar?
Bu konu artık tam bir komedi-hem de tüm bu malum ülkeler tarafından, Ermenistan da aslında kullanılarak oynanan bir komedi. Ne binlerce yıl beraber yaşadığımız Ermeniler bu oyuna gelmeli, ne de biz geliriz. Aslında hiç bir problemi olmayan ve hala da Türkiye'de beraber yaşayan bu içiçe geçmiş iki toplumun bu kitabın yapmaya çalıştığı gibi dolduruşa gelmemeleri lazım.
Önemli olan birilerinin ne istediği değil,gerçeklerdir. Ve bu söz konusu konuda gerçekler de ortadadır. Gerçekleri reddedip, bazı nedenlerle başka şeyleri benimseyen yazarlar da zamanlarını boşuna harcamış oluyorlar...Kitabı tamamlayıp tamamlamayacağımı bilmiyorum-yazar çok fazla yorum yapmış. Bu tür laflara da karnımız tok artık. Eğer hakikaten belgelere dayanarak bu yalanı kanıtlamaya çalışsaydı (belgelerle yalan kanıtlanmaz) okumaya değerdi-ama bu şekliyle değmiyor.