Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ginza Tarafından Yapılan Yorumlar

08.01.2007

Bir kaç saatte okuyup bitirdim bu kitabı. Hafifliği dışında, çok sürükleyici de olduğundan. Tita'nın doğarken mahkum edildiği hayat, Türkiye'de bir çok kadının kaderini düşündürüyor. Durum farklı, ama insanı ve duyguları hiçe sayarak bazı adetleri yerine getirmeye çalışma kısmı aynı. Laura Esquivel hem çok kolay okunan bir kitap yazmış; hem de anlayana ders vermiş. Benzetmeler de çok hoş, ustaca yapılmış. Kitaptaki yemek tarifleri ve Tita'nın tenceredeki yemeği nasıl karıştırdığı falan da bana yemek yapma isteği verdi-kısa bir süre için tabii. Sonra normale döndüm. Okunası bir kitap.
05.01.2007

Atilla İlhan'a devam. Haco Hanım da eskiler hakında bir sürü şey öğretiyor. Mesela bu kitapta başka bir yerde pek bulamayacağınız-okuyamayacağınız-Arap ülkesinde Osmanlı çöküşünün kısa bir hikayesini bulabilirsiniz.
Aslında Haco Hanım'ı Fena Halde Leman'dan önce okumak lazımmış, benimki biraz sırasız oldu. İki kitapta da eşcinsellikten bahsediliyor-ve birçok kitabın aksine, bunlarda kadının eşcinselliği söz konusu. Hakikaten çok etkileyici, anlatımı da çok etkileyici, Atilla İlhan'ın taa ne zaman bu konuyu defalarca kitaplarına ana konu olarak seçmesi de çok etkileyici.

Kitaptaki anlatım yine hem edebi, hem inanılmayacak kadar açık. Bu kitabı Leman'dan da çok beğendim. Atilla İlhan'ın başka kitaplarını da buradan ısmarladım, şimdi heyecanla onları bekliyorum. Ne kadar şanslıyız böyle bir yezarımız olduğu için, bu kadar cesur dili bu kadar mükemmel kullanan...Ben sadece daha fazla Osmanlıca kelimenin dp notlarda anlamlarının verilmesini isterdim-en azından çok tekrarlananların. Eski kelimeleri hiç bilmeyenler için biraz sıkıntılı olabilir bu kitapları okumak. Benim için ise...daha önce de söylediğim gibi, çok lezzetli bir yemek yemişim gibi tadı damağımda kalıyor okuduğum her mükemmel kurgulanmış, özenle oluşturulmuş cümlenin... Herkes okusun Atilla İlhan'ı
24.12.2006

Son derece şaşırtıcı bir kitap. Atilla İlhan'ı geç keşfettiğim için üzülmediğimi, sonunda keşfettiğim için sevindiğimi söylemiştim Yaraya Tuz Basmak kitabına yazdığım yorumda-şimdi bu fikrimi değiştiriyorum-Atilla İlhan'ı daha yeni keşfettiğim için çook üzgünüm. Bu kitapta yazanları, taa o zaman yazmak nasıl bir yürek ister acaba? Kitabı beğenmeyenleri anlayabiliyorum-insanlar her şeyi konuşmaya açık değiller-genellikle kendileriyle ilgili keşfedecekleri şeylerden korkuyorlar çünkü. Ama -benim gibi, her şey -ama her şey-tartışılabiir diye düşünenler bu kitaptan büyülenecek. James Baldwin'in 'Giovani'nin Odası'ndan sonra-ki o kitap da 1950lerde yazılmış-okuduğum ikinci aynı konuda devrimci kitap-ama bu kitabın Türkiye'de basıldığı ve bahsettiği şeylerin çok daha sıradışı olduğu düşünülürse, o kitapla kıyaslamak zorlaşıyor doğrusu.
Atilla İlhan sadece bir düşünce devrimcisi değil, muhteşem, soylu, çok güçlü kalemi olan bir edebiyatçı da aynı zamanda. Tasvirleri, benzetmeleri insanda çok leziz bir yemek yemiş gibi, okuduktan bir süre sonra hala damakta olan bir tat bırakıyor. Nobel tartışmaları yapılan şu zamanda, Atilla İlhan'ın neden bu ödüle-en azından-aday gösterilmediğini düşünen kaç kişi var acaba?
Okuyun, mutlaka okuyun Atilla İlhan'ı-ve bu kitabı.
04.12.2006

Atilla İlhan'ın okuduğum ilk kitabı. Ben yazarları yaşarken de takdir ederim aslında, ama Atilla İlhan'ı şu zamana kadar bir türlü okuyamadım. Tesellim, bu süre içinde boş da durmamış olmam.

Kitabı Atillla İlhan'ın ölümü dolayısıyla şimdi okudum, ama birazdan yazacaklarımın yazarın ölmüş olmasıyla alakası yok. Bir yazarı beğenirsem beğenirim; beğenmemişsem de ölmüş veya yaşıyor olması yazarlığı konusundaki fikrimi etkileyemez. Atilla İlhan'ı okumaya yeni başladım; ve her ne kadar onu okumadığım süre içinde başkalarını okumuş olsam da, çok şey kaçırdığımı hissettim. Bir kere bu kitap bir anlamda bir tarih kitabı; 27 Mayıs darbesini, öncesini ve sonrasını, diğer kitaplardan farklı ayrıntılara değinerek, sıkmadan anlatıyor. Ayrıca ilk 100-120 sayfada bir Kore Savaşı anlatımı var ki; ben savaşın anlamsızlığını böyle anlatan bir de film hatırlıyorum-Doğum Günü 4 Temmuz.

Kitabın diline ve üslubuna değinmemek de suç işlemek gibi olacak-özellikle piyasadaki, bu konuda zavallı durumda olan onbinlerce kitabı ve Türkçe'yi gerektiği gibi kullanmaktan aciz yazarları düşününce. Kitapta bir çok eski sözcük var. Ben eski sözcükler kullanan başka yazarlar da biliyorum ki, kelimeler yerli yerine oturmayınca komik oluyorlar. Atilla İlhan'ın yazı dili bana o kadar zevk verdi ki, yazar benim, hakkında pek fazla bir şey bilmediğim bir konuda, mesela demir işlemeciliği konusunda falan bile yazsaydı, zevkle okurdum. Keşke yazar diye geçinen bazı şahıslar Atilla İlhan'ın kitaplarını okuyup dilin nasıl kullanılacağını biraz inceleseler; ya da yazmayı bırakmaya karar verseler. Çünkü kitapta kullandığı dil doğru olmayan bir yazarın, okurların özellikle bazılarına-gençlere-zarar verdiğini düşünüyorum. Bu arada kitapta argoya karşı olduğum da zannedilmesin-ben dilin yanlış ve özensiz kullanılmasına karşıyım.

Sonuç olarak bu kitaptan çok büyük zevk aldım, bilgi aldım, Atilla İlhan gibi bir yazarımız olduğu için gurur duydum. İçimden de ruhu şad olsun demek geliyor.
16.11.2006

Adı Meltem olan, soyadını hatırlayamadığım bir yazarın da sansürlenmiş ve toplatılmış bir kitabını okumuştum. O kitap da, Oğlak Dönencesi de toplatılacak kitaplar değil. Hiç bir kitap toplatılamaz, o ayrı mesele. (Tabii burada yine özgürlüğün sınırı nereye kadar sorusu çıkıyor karşımıza) Düşünce ve düşünceyi yazıya dökme özgürlüğü olmalı-kötü niyetle kullanılmadığı sürece. Ki
Oğlak Dönencesi'nde kötü kullanım falan asla söz konusu değil. Çok şaşırdım doğrusu. Kitabı okudukça da hayretim arttı. Baştaki mahkeme kararında bu kitabın sanat eseri sayılamayacağı ( çünkü ancak sanat eseri sayılmayan kitaplar toplatılabiliyormuş-buna kim karar veriyorsa) söyleniyor. Eğer bu kitapta sanat yoksa, Charles Bukowski'nin ve Chuck Palahniuk'un kitaplarında da yok. Onlar neden toplatılmıyor?

Kitaba gelince-bu kitap belki biraz fazla bile sanat eseri. Konuşma hemen hemen yok, tamamen düz yazıdan oluşmuş. Yazarın düşünce akışını takip etmek için (çünkü kitap bundan oluşuyor) kitaba yoğunlaşmak lazım. Bol miktarda benzetme var-akıllıca yapılmış benzetmeler. Henry Miller kesinlikle çok kayda değer bir yazar-ama herkese göre olduğunu sanmıyorum.