Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ginza Tarafından Yapılan Yorumlar
Evet bu bir şaheser ama son derece kafa karıştırıcı ve yoğun konsantrasyon isteyen bir eser olduğuna da şüphe yok. Okurken yoruluyor insan. Bu kitaba başlamak için kafaca çok rahat olduğunuz bir dönemi seçmenizi öneririm. Ve hatta bir defayla da yetinmeyip bir kaç defa okumanızı. Flaneuraylak'ın dediği gibi, konusuyla ilgili biraz bilgi edinerek işe başlamak da fena fikir değil. Faust'u okumak-anlayarak okumak-başlı başına bir iş gibi geldi bana. Uçarken kaçarken okunacak bir kitap değil.
Hem felsefi hem tarihi hem macera-çok yönlü bir kitap. Yazarın ruh bilimcisi olması, ve aynı zamanda üslubu akıcı da bir yazar olması, kitabı zekle okunan ve bu sırada bilgi veren ve düşündürten bir kitap haline getirmiş. Adam'ın dinler arası yolculuğu ve sonunda vardığı nokta da kayda değer. Yazarın Tanrı hakkındaki düşünceleri çok ilgi çekici. İsminden tahmin edemeyeceğim bir kitap çıktı karşıma. Tavsiye ediyorum-son zamanlarda piyasaya çıkan kitapların arasında farkediliyor.
Gündeme de çok uyan bu kitap benim kanımı dondurdu. Bir Amerikalı tanıdığımla konuşurken, bana bu kitabın Amerika'da okullarda okutulduğunu söyledi. Eh, Amerika'da düşünce özgürlüğünün-nisbeten-varolduğunu söylemek de yanlış olmaz sanırım (en azından dünyanın başka pek çok ülkesinden daha fazla var) Anlaşılan Fransa'nın böyle bir kitap yazıldığından ve hatta kitabın kendisinden bahsettiğinden haberi yok. Fransa Avrasya olmaya niyetliyse de, dünyanın geri kalanı Okyanusya'yla Doğu Asya haline gelmez umarım. Sınırsız özgürlüğün zararına inanıyorum-çünkü insan ifrata kaçmaya meyilli bir yaratık, herkes eşit derecede medeni ve başkasının haklarına saygılı değil, bencilik doğamızda var-ama bir başkasının özgürlüğünün başladığı yere kadar geniş olması gerektiğini de düşünüyorum bu sınırın.
Dünya bu kitaptaki dünya haline gelmesin. Gerçi oraya doğru gidiyoruz ama. George Orwell'in biraz karamsar olduğuna ben de katılıyorum, ama Bertrand Russell bu yazıyı bugün yazsa herhalde farklı yazardı. Belki de Bertrand Russell bu yazıyı bugün olsa hiç yazmazdı.
Bu kitabın neden yayınlandığı dönemde fırtınalar kopardığını anlayabiliyorum. Duygu Asena'nın psikolojiden de hatırı sayılır derecede anladığı belli oluyor. İki insan olarak, ayrı ayrı, ama severek sayarak paylaşarak....özgürce ama yoz değil...Baş kahramanın evliyken başka birisiyle beraber olması bana abartılı gelse de, ana olarak kitapta bahsedilenleri insanlar, özellikle kadınlar biraz özümseyebilseler keşke...Başına gelen her şey senin yüzündendir, unutma. Başına gelirken birileri seni sevmekten vazgeçer diye engelleyecek gücü bulamıyorsan kendinde, olduktan sonra yakınma. Ve bu kitabı oku.
suande'ye katılıyorum-bu kitap anlatılmaz okunur. John Fowles'ı keşfettiğim için kendimi çok şanslı hissediyorum-daha önce keşfetmediğim için üzülmek yerine böyle hissetmeye karar verdim. 19. yyın İngiliz edebiyatını seviyorsanız, bu kitaba özellikle bayılacaksınız. Yazar çok usta, kalemi çok güçlü ve bunların üstüne bir de çok zeki. 19. yyda geçen ama günümüze de taşan bir hikayesi var kitabın. Çift sonlu bitmesi özellikle hoşuma gitti. Yalnız Fowles, Charles gibi bir kahramanı tanıtarak bizi biraz da hüzünlendirdi galiba-Charles gibi yaptığının arkasında durup sorumluluğunu alma cesaretini ve olgunluğunu gösterecek kaç kişi var dünyada acaba? Mutlaka okuyun bu kitabı mutlaka!
Ek olarak unutulmaması gerektiğini düşündüğüm bir şey var:kitabın çevirisi. Aslı Biçen'in genç olmasına rağmen bu işte ne kadar iyi olduğunu görmek beni mutlu edyor. Bu kitabın çevirisi de, Biçen'in diğer çevirileri gibi gayet özenli ve okuması keyif veriyor. Bundan sonra kitap alırken iki çevirmenin adını arayacağım, ve onların çevirdikleri kitapları, türüne vs bakmadan alacağım: Celal Üster ve Aslı Biçen. Diğer okurlara da bu çevirmenlerin çevirdikleri kitapları tavsiye ediyorum