Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ginza Tarafından Yapılan Yorumlar

17.06.2005

Aşağı yukarı herkesin tahmin ettiği bazı şeyleri teyit ediyor ve durumun sandığımızdan da vahim olduğunu gösteriyor bu kitap. Üslubu daha iyi olabilirdi ama Necip Hablemitoğlu edebiyatçı değil; olması da gerekmiyor zaten. Bu kitapla her gün gazetelerde okuduğumuz, televizyonda izlediğimiz bir çok olayın gerçek yüzünü görmek ve şoka girmek de mümkün. Hablemitoğlu gibi insanların sayısı daha fazla olsa keşke. Gerçi bu tür insanların sayısının fazla olması herhalde Türkiye'deki cinayet sayısının da artması sonucunu getirirdi-en öne çkanlar arasında sağ kalan pek yok gibi.
Gözümüzü açalım, okuyalım ve üzerimizde oynan oyunların farkına varalım artık. Bizim bir şeylerin farkına varmamız için katledilenler de, boşuna ölmüş olmasınlar.
01.06.2005

Bu güzide kitap, bütün ömrümde okuduğum en abuk sabuk kitap olması itibariyle, benim için özel kitaplar bölümünde yerini aldı. Herhangi bir kitap için böyle bir yorum yapacağım pek aklıma gelmezdi doğrusu, ama iki haftadır elimde sürünen ve sinirden araya başka kitaplar da sokarak zaman zaman okumaya tahammül edebildiğim bu kitap için yapıyorum işte.
Yazar diyemeyeceğim yazanın, saçma sapan düşüncelerle beyni bulanmış bir insan olduğunu anlamak için 2-3 sayfa okumak yeterli. Ama eğer bu kitabı aldıysanız, 2-3 sayfayla yetinmeyip devam edin diyeceğim. Ve dünyadaki "vatansever beyaz Amerikalı Hristiyanlar"ı bekleyen tehlikeleri görün. Ayrıca İspanya Kralı Juan Carlos'un şeytan olduğunu; yeşil ve kırmızının şeytanın renkleri olduğunu (eh, ağaçlar vs de yeşil olduğuna göre, doğa da şeytani oluyor bu durumda; mesela yeşil gözlüler de şeytanın sureti falan oluyorlar o zaman), çemberin şeytani bir şekil olduğunu, yılanın şeytanı temsil ettiğini de öğrenmeden tamamlanan bir ömre ömür denemeyeceği için, bu kitap mutlaka okunmalı.
Bir kaç sayfada bir yazanın, yazdığı diğer kitaplarla ilgili "eğer bu şaşırtıcı kitabı hala almasaydınız mutlaka bir tane alın ve okuyun" türünde yorumlarını da dikkate almak lazım. Tabii kitabın sonlarına doğru zenginliğin yine şeytan işi olduğunu vs iddia eden yazanın, bu kitaplardan elde ettiği ve halen de etmekte olduğu maddi kazancı (zenginliği) bir yerlere bağışladığından; bağışlamadıysa bile bunu yapmak üzere olduğundan eminim.
Bu kitapta bir çok bilimsel gerçek de var-ve pek tabii ki bütün bilimsel gerçekler gibi, bilimsel belgelerle ispat edilmiş hepsi-İncil'den vahiylerle. İncil'e tabii ki bir diyeceğim yok; ama tüm kutsal kitaplar gibi İncil'in de insanlara doğru yolu göstermek amacıyla ortaya çıktığını, yollandığını ve günlük hayatımızda gerçekleşen her ufak olayda kanıt olarak kullanılamayacağını bilmek için alim olmaya gerek yok herhalde. Texe Marrs olmaya gerek var ama. Bazı olaylara uygun vahiy de bulamamış olacak ki; iddiayı ortaya attıktan sonra kanıtlamak için kullandığı tek yöntem, olayın "şeytanın işi" olduğunu söylemek. Bu da tabii biz sıradan insanlar için yeterince sağlam bir kanıt oluyor; biz kim oluyoruz da Texe Marrs'ın söylediklerine, yine onun gösterdiğinden başka kanıt arıyoruz?
Ayrıca bu "şaşırtıcı" kitaptan; uluslararası bütün örgüt ve kuruluşların "şeytani ve tiksindirici" olduğunu da öğrenip iyice aydınlanıyoruz; Birleşmiş Milletler gibi mesela. Bireysel silahsızlanma kampanyasının, vatansever Hristiyan Amerikalılar'a düzenlenmiş bir komplo olduğunu öğrenmemiz de cabası. Tabii ki her insanın silahı olmalı ve herkes suçlu bulduğuna, cezayı kendi eliyle ve de silahıyla verebilmeli. Medeniyet de bu demektir.

Daha da yazılacak çok şey var-kitabın her satırı incilerle dolu ama daha fazla yazmaya gerek yok artık. Kitabın ana konusu olan uluslararası düzeyde bir komplo ve komplocular var olabilir (zaten dünyayı bir grup güçlü insanın yönettiğini herkes tahmin ediyor) ama bu komplocular yazanın bahsettiği insanlarsa bile, bu kitabı okuduktan sonra adama karşı hiç bir tedbir almaya gerek görmemiş olmaları da doğal (tedbir alsalardı herhalde Texe Marrs ortalarda dolaşıyor olmazdı) Ciddiye almamışlardır, ve kimsenin de ciddiye almayacağını tahmin etmişlerdir. Veya bu insanlar (eğer burada bahsedilen insanlarsa) bu kitabı Marrs'a özellikle de yazdırmış olabilirler. Kitap o kadar saçma sapan ki, okuyan bazı insanlar "bu adam saçmalıyor, olamaz böyle şeyler" de deyip, kitaptaki süper zenginleri kendi gözlerinde, sadece bu kitap sayesinde aklayabilirler.
Kitabın sonunda bu şeytani komplodan kurtulmanın yolları da var-Allah'a şükür bizim bir şey yapmamız gerekmiyor. Sadece "vatansever Amerikalı Hristiyanlar" ın görevleri var ( Vatansever Hristiyan Amerikalılar'a da tabii ki bir itirazım yok; ama Marrs'ın ne kadar dar kafalı bir adam olduğunu görmek için, bütün dünyayı tek tip insandan ibaret zannediyor olduğunu göstermeye yetiyor) Çünkü bizi bu komplodan onlar kurtaracaklarmış.
Bu kitabı alıp bu adama para kazandırmayın. Bir de utanmadan kitabın Türkiye baskısı için önsöz yazmış.
26.05.2005

Eğer duygularını göstermekten hoşlanmayanlardansınız, bu kitabı sadece evinizde, yalnızken okuyun. Benim gibi kitabın büyüsüne kapılıp her bulduğunuz boş dakikada okursanız, yine benim gibi sürekli gözyaşlarınızla mücadele etmek zorunda kalabilirsiniz. Bu kitap insanın ruhuna hitap ediyor. Sürekli duyduğumuz ve çoğumuz için akşam haberlerinde 20-30 saniyeden ibaret olan olayları; subaylardan, erlerden, doktorlardan, hemşirelerden, gazilerden, şehit ailelerinden okuyun. Sonunda benim gibi soluğu Güneydoğuda alıp orada verilen mücadeleye bir şekilde katılma isteği de duyabilirsiniz. Bu tür kitaplar çoğalsın, insanlar olayların gerçek yüzünü görsünler; çünkü her şey bizim için yapılıyor; ölenler hala geride kalan bizler için ölüyorlar. Kitabın kalınlığı korkutmasın; bitmesini istemeyeceksiniz.
18.05.2005

Kötü bir kurgu, kitabın sonuyla tam bir bütünlük oluşturmayan güya esrarengiz olaylar, yine yarılan karınlar, dışarıya dökülen organlar ve yine çok uzun boylu, sarışın bir kadın. Grange kendisiyle beraber olmak isteyecek kadınlara kitapları yoluyla ipucu veriyor galiba. Okuduğum ilk kitabından farklı bir şey göremedim. Bu kitap hakkında daha fazla yazmaya gerek görmüyorum, kafa dağıtıyor işte. Ama Doğan Kitap hakkında bir şeyler yazabilirim-mesela onlara, neden sayfa kenarlarında, alt ve üstte büyük boşluk bırakıp, bir çok boş sayfayla da kitabın hem hacmini ve boyutunu, hem de fiyatını artırdıklarını sorabilirim. Bu durum kitapları hem çantada, elde zor taşınacak kadar büyütüyor; hem de fiyatını el yakacak kadar artırıyor. Sonra da "Türk insanı neden az kitap okuyor" diye araştırmalar yapılıyor. Nedenlerden biri ortada: Türk insanı kitabın lüksüne para harcayacak kadar zengin değil. Ve kitapları da küçültün ki,okuduğumuz kitabı sürekli yanımızda taşıyabilelim.
16.05.2005

Son günlerin en çok konuşulan kitaplarından biri olan bu kitap, pazarlamanın satışta en önemli şey olduğunu bir kez daha kanıtlıyor; satılanın ne olduğu önemli değil. Bu kadar saçma sapan bir kitabın bu kadar popüler olması başka hiç bir şekilde açıklanamaz; fiyatı da az değil çünkü (ilk yayınlandığı zaman az değildi en azından) Melissa Panarello, kitabın %80 yaşanmış olaylar %20 kurmacadan oluştuğunu söylemiş ama o da inanılır gibi değil. Bence bir miktar erotik ve pornografik kitap okuyup "bu yaşta, bu birikimsizlik ve bilgisizlikle en tehlikesizce ortaya çıkarıp kullanarak sansasyon yaratacağım kitap bu tür bir kitap olur" diye düşünüp bir şeyler karalayıvermiş. (Aslında kitabı gerçek anlamda onun yazdığı da belli değil) Kendisi de çıkıp televizyonda "o yazdıklarım yaşadıklarımın yanında hiç kalır" gibi saçma sapan şeyler söylüyor. Yazarın ne yaşadığı mı önemli; bunları veya başka şeyleri kullanarak nasıl yazdığı mı? Nitekim kitabın edebi değerinden, üslubundan falan bahsetmiyor kimse; tek konuşulan içindeki cinselliğin gerçekten 16 yaşında bir kız tarafından yaşanmış olup olamayacağı. Edebiyat dünyasına teğet bile geçmeyip uzayda tek başına dönen bu kitap için paranızı boşuna harcamayın diyeceğim ama, bu kadar pazarlama ve reklam karşısında benim söylediklerim pek etki etmeyecektir. Yine de deneyeyim dedim.