Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ginza Tarafından Yapılan Yorumlar

01.11.2004

Bu kitaptaki öyküler Naj'dakilerden daha yerine oturmuş gibi geldi bana. Hakan Şenocak Sevgili Nefret'i Naj'dan sonra mı yazmış bilmiyorum gerçi ama herhalde öyle diye düşünüyorum. İki kitapta da çok sevdiği kadın tarafından terk edilip sonra hayatı harabeye dönen erkek kahramanların olduğu hikayeler çoğunlukta. Bu kitaptaki son öykü olan Elena'nın Oyunu farklı yalnız; orada hayatı kendisiyken çok güzelken, birdenbire aslında başkası olduğunu farkeden bir kadın okuyacaksınız. Gerisi de gayet sürükleyici. Ama hikayenin ismini beğenmedim, böyle bir hikayeden çok bir sokak tiyatrosu piyesi adına benziyor.
31.10.2004

Elinde olmadan hayatınızı üzerine kurduğunuz, onsuz olmayı düşünemeyeceğiniz insan veya olay, birdenbire çıkıp gider veya biterse ne olur? Ne olacağınız bazılarımız biliyoruz. Ama bir kere de Hakan Şenocak'tan okuyun. Yumuşak anlatım tarzı da hoşuma gitti. Kitaba adını veren Naj hikayesi çok etkileyici-dğnyada Ömer gibi davranabilecek kaç insan var merak ediyorum. Hatta var mı onu da merak ediyorum.
31.10.2004

Alakasız gibi görünen ve coğrafi olarak birbirinden çok uzakta yaşanan bir çok olayın nasıl bir yerde buluşacağını merak ediyorsanız okuyun. Gerçeklikten uzaklaşmayan bir hayal dünyasında nasıl zevkle dolaşabilirim diyorsanız da okuyun.
Her olay ilginç, yazar oradan oraya atlıyor anlatırken; ama olayları havada bırakmadan. Yalnız sonu bana yine çok başarılı gelmedi. Bu kitap da bittiğinde bir süre elimden bırakamadım; sanki devam etmesi gerekiyormuş gibi. Her romanın, hikayenin kesin bir sonu, sonucu olması gerekmiyor ama, Nazlı Eray da biraz fazla havada bırakıyor her şeyi. Yine de Pasifik Günleri'nin sonu, Orphee'nin sonu kadar şoke edici değil (hayal kırıklığı anlamında) Kendim olası bir çok son yazdım. Okumaya devam ettikçe Nazlı Eray sonlarına alışacağım herhalde.
29.10.2004

Agatha Christie'nin kitapları zihin cimnastiği yapma amacıyla da okunabilir bence. Kitapların konusu çok önemli değil-biri diğerinden pek farklı değil bence. Ama Agatha Christie küçük şeylerin öneminin farkına varmamızı sağlayabilir-önemsenmeyebilecek ipuçlarıyla cinayetleri çözdürdüğü için. Bu kitabının da insanı hemen saran bir konusu var-kimsenin aldırmadığı, sinsi görünüşlü, yalancı, çirkin bir kız cinayet gördüğünü söyler, diğerleri inanmaz-sonra kız öldürülür; diğerleri artık kıza acıyor ve ona inanıyorlardır-ama...Hercule Poirot'yu da Sherlock Holmes kadar seviyorum. Yumurta topuklu pabuçları, küçük bıyığı, kısa boyu ve gri beyin hücreleriyle Poirot'yu daha çok seviyor bile olabilirim.
29.10.2004

Okuduğum ilk Agatha Christie kitabı ve galiba en ünlüsü (bir de filmi mi vardı?) Kitapta bir cinayeti çözmeye çalışan bir dedektif ve şüpheliler yerine; gerçekleşen ilk cinayetle, bunun arkasının geleceğini farkeden, korkuyu iliklerinde hisseden ve kurbanlık koyun gibi beklemekten başka yapacak hiç bir şeyleri olmayan insanlar var. Olayın başka hiç bir yere ulaşım imkanı olmayan bir adada geçmesi de gerilime gerilim katıyor. Adadaki insanların çaresizliğini ben de okurken hissettim. Katili de tahmin edemedim doğrusu-edenleri tebrik ederim.