Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ginza Tarafından Yapılan Yorumlar
Kitabı okumadan önce yakın veya uzak geçmişte çekilmiş Drakula filmlerini seyredenleri (benim gibi) sürpriz bekliyor:kitap filmden çok farklı geldi bana. Kitap insanın kanını donduruyor, orada yaşanan korkuyu ve soğukluğu siz de iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Olayların günlükten takip edilmesi de her şeyi daha gerçekçi yapmış. Mutlu veya mutsuz son gibi kesin bir şey de yok-o anlamda her şey çok gerçekçi (kitabın konusundan bahsetmiyorum-vampirler var mı yok mu, o ayrı bir tartışma konusu) Genelde söz konusu olan kitabın filminden daha güzel ve etkileyici olması durumu bu kitap için de geçerli. Konusu öyle görünmese de, bu kitap edebi açıdan da tatmin edici bir kitap. Ne de olsa bir ustanın elinden çıkmış.
Konunun kendisi hakında yorum yapmak istemiyorum ama kitap hakkında yapabilirim. Aslında bu giriş, gelişme sonuçtan oluşan bir kitap değil. Yazarının daha önce dergi ve gazetelerde yayınlanmış makalelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş bir...makaleler topluluğu. Toplam 210 sayfalık olan bu makaleler topluluğuun verdiği bilgi 40 sayfaya rahatlıkla sığar, çok fazla tekrar var. Ve evet bu kitapta sadece yazarın makaleleri var, ama hiç olmazsa kitabın başında, bahsettiği olayın tarihçesini biraz anlatsaymış fena olmazmış. Sabetaycılığın ne olduğunu bilmeyen bir insanın (ki bilmeyenlerin bilenlerden fazla olduğunu zannediyorum) ilk makaleyi okuduğunda kafasının ne kadar karışacağını düşünebiliyorum, olaya ortasından girilmiş gibi görünüyor çünkü. Ayrıca imla ve gramer hataları da var. İmla hatalarının bazıları dizgiden kaynaklanıyor olabilir (ki bu da bahane değil bence, kitap basılması olayının ayrıntılarını bilmiyorum ama, dizginin de bir kontrol mekanizması vardır herhalde) ama bu yine de kitaptaki Türkçe hatalarının son derece göze batıyor olduğu gerçeğini değiştirmiyor. (Yani benim gözüme batıyor, başkalarını da rahatsız ettiğini düşünmek istiyorum. Kitapta dil hatası kabul edilemez) Kitapta benim asıl ilgimi çeken, makalelerden sonraki kısım oldu-yani yazara cevaben yazan diğer gazetecilerin makaleleri ve bunlara yazarın verdiği cevaplar. İlginç. Kitabın bu kısmı okunmaya değer gerçekten-kafanızdaki pek çok sorunun cevabını bu karşılıklı yazışmalarda bulabilirsiniz. Zaten bu kitap bence bilgi almak için değil, Sabetaycılık konusunun gündemde ne şekilde yer aldığını ve bu konu ve bu konunun doğal olarak tartışmaya açtığı diğer konular hakkında basında olup bitenleri öğrenmek için okunabilir.
Hemen her kitabında olduğu gibi bu kitabında da insanı ve iç dünyasını; her insanın içinde yaşayan farklı kişilikleri incelemiş yazar. Ama bu kitap bana diğer kitaplarından farklı geldi-sanki bu kitaba ruhunu koymuş Herman Hesse. Uzun tasvirler var-sıkılmayın, sonuna kadar okuyun. Ve kitabı tamamını okuduktan sonra değerlendirin. Özel bir kitap okumuş olduğunuzu anlayacaksınız.
Bir kadın yazardan, kadınlarla ve kadınlıkla ilgili bir kitap. Kitap bir çok kısa öyküden oluşuyor; öyküler de her yerde her zaman rastlayabileceğimiz kadınların hayatlarının bir bölümünden. Kitaptaki kadınların çoğunun boşanmış olması dikkatimi çekti. Üslup güzel. Hikayeler etkileyici. Yalnız bu kadar ince bir kitabın neden bu kadar pahalı olduğunu da düşünmeden edemiyorum.
Kendisi de o dönemde yaşayan ve kitapta adı geçen insanların hemen hepsiyle (belki de hepsiyle) şahsen tanışık olan yazar; biraz taraflı da olsa bizim neslimizin pek iyi bilmediği bir döneme ışık tutmuş bu kitapla. Kitapta olaylar kadar, yazarın bu olaylarla ilgili görüşleri de yer tutuyor ki bu da bana normal geldi; çünkü yazar kitabın konu ettiği dönemde gazeteciymiş. Yalnız dikkatimi çeken bir şey oldu: kitap 1960ların sonlarında yazılmış-yani anlatılan dönemden bir kaç yıl sonra, daha yaşananlar insanların zihinlerinde tazeyken. Herhalde bu nedenden dolayı, Aydemir pek çok olayı anlatmaya lüzum görmemiş. "Bu sırada yaşananları hepimiz biliyoruz" veya "Mahkemede neler olduğu zaten yeterince yazılıp çizildi" gibi cümleler oldukça fazla. Ama biz o dönemde yaşananları, olan biteni bilmiyoruz, ancak okuyarak öğreniyoruz. Bu tür kitaplar yazılırken, olaylar ne kadar yeni olursa olsun detaylı olarak açıklanmalı diye düşünüyorum ki gelecek nesiller de aynı kitaptan faydalanabilsin. Ne de olsa kitap ölümsüz bir şeydir değil mi?