Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
ginza Tarafından Yapılan Yorumlar
Ben Sherlock Holmes'un bütün hikayelerini aynı kitapta okumuştum ve neredeyse 1000 sayfalık kitabı büyük bir zevkle ve bitmesinden korkarak okudum. Baskerville tazısı; hem hikayenin geçtiği mekan (köyde, ama ıssız bir yerde büyük bir şato) hem konusu ve hem de kurgusu açısından yazıldığı dönemin çok önünde gibi geldi bana. Sherlock Holmes hikayelerinin ikinci adamı Doktor Watson'ı da Sherlock Holmes kadar tuttuğumu söyleyeyim bu arada. Mütvaziliği ve açık fikirliliği takdir edilecek gibi.
Boris Vian'ın her kitabını bir öncekinden daha fazla beğeniyorum. Galiba her kitapla tarzını daha iyi tanıdığım için. Yürek Söken de daha önce okuduğum kitapların hepsinden daha etkileyici geldi bana-ama bu sefer durum galiba sadece Boris Vian'ı tanımaktan kaynaklanmıyor-Yürek Söken okuyan herkesin çok beğendiği bir kitap. Üçüz sahibi bir annenin doğum olayıyla nasıl hayatının değiştiğini, kocasından ve cinsellikten nasıl nefret ettiğini ve önce kabullenmekte zorluk çektiği çocuklarını sonra nasıl hastalıklı bir sevgiyle sevdiğini ve sahiplendiğini; dozu giderek artarak sonunda sapkınlık haline gelen koruma duygusunun ona yaptırdıklarını okuyun. Beni en çok etkileyen ağaçların kesilmesi bölümü oldu. Boris Vian'ın kafasının nasıl işlediğini bilmek isterdim doğrusu.
Ertuğrul Bey''den İkinci Murat''a kadar Osmanlı''nın tarihini anlatan, hoş bir kitap. Ama çok şey bekleyerek almayın; biraz fazla abartı var çünkü. Tabii içinde bulunduğumuz, yabancı hayranlığının artarak devam ettiği ve geçmişimizin aşağılandığı şu dönemde belki de atalarımızın ne tıynette adamlar olduğunun bize hatırlatılmasına ihtiyacımız var. Kendi içimizdeki gücü keşfetmek için bu tür şeylere ihtiyaç duymamız da çok yazık doğrusu. Kitap bu bakımdan okunması gereken bir kitap olarak çıkıyor karşımıza. Ama biraz daha ustaca yazılıp lise seviyesi kitabı olmaktan çıkarılsaydı sanki daha iyi olurdu. Sonuç olarak kendini yormadan okutan, basit bir dille yazılmış bir kitap. Bilgi verdiği de bir gerçek. Herkes okuyabilir.
Böyle bir romanın 100 sayfanın altına inecek kadar nasıl kısaltıldığını aklım almıyor doğrusu. Ben bu çok kalın halini okudum ve bitirmek sadece iki günümü aldı. Ezilerek büyümüş ama sonunda kendini geçindirecek bir kadın haline gelmiş; hayatı daha sonra da masalımsı bir hal almış Jane'in hikayesini okuyun. Kardeşi Emily Bronte'nin Uğultulu Tepeleri de, Jane Eyre kadar ünlü olmasa da bence kesinlikle okunmaya değer bir kitap. Aynı aileden iki kişinin yazma kabiliyetine sahip olması da çok ilginç doğrusu.
Kölelik yıllarının Amerika'sında yayımlandığı düşünülürse, çok cesurca yazılmış bir kitap. Filmlerden de bildiğimiz kölelik meselesine farklı açılardan da yaklaşmış yazar. Kölelik taraftarı güney ve aleyhtarı kuzeyi de işlemiş ama; kuzeyin de yeterince çaba sarfetmediği için sütten çıkmış ak kaşık da olmadığını vurgulamış. Bu kitaptan önce Alex Haley'nin "Kökler" kitabının okunmasını tavsiye ederim. Orada ilk kölelerin Afrika'dan getirilişleri işleniyor; bu kitapta ise getirildikten sonra yaşadıkları. Köleliğin ne kadar kötü bir şey olduğundan falan bahsetmeye gerek görmüyorum; hem kitap yeterince yapmış bunu, hem de zaten insan doğasına ve insan olmanın gereklerine bu kadar aykırı bir şeyin tartışmaya açık olduğunu düşünmüyorum. Kitabı okurken sinirlerinizin sık sık zıplamasına hazır olun.