Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

ginza Tarafından Yapılan Yorumlar

24.05.2004

Maşenka Vladimir Nabokov'un yirmili yaşlarda Berlin'de yaşarken yazdığı ilk kitabı. Bu kitap da Lolita gibi bir erkeğin ağzından bir kadının ve o kadına duyulan aşkın, bağlılığın anlatıldığı bir kitap. Ama hissettirdikleri Lolita'dan çok farklı. Kitap oldukça ince ve bu kadar kısa bir kitabın bu kadar yoğun duygular yaşatması ilgi çekici. Bir çok yazarın deneyim kazandıktan sonra yazdıkları kitaplardan çok daha usta işi, etkileyici bir kısa roman.
24.05.2004

Orta yaşlı bir adamın, henüz genç bile denemeyecek bir kıza duyduğu...mahveden arzu, delice bağlılık, çılgın aşk. Kulağa sapıkça gelen, ama hikaye ilerledikçe aslnda cinsellikten öte, tek taraflı bir kara sevdayı anlattığı anlaşılan bir roman. Kitabın asıl kahramanı gibi görünen Lolita aslında yardımcı oyuncu, muhteşem Humbert'ın yanında önemsiz kalıyor. Kitabın başında "bu basbayağı bir cinsi sapığın otobiyografisi" diye düşünürken, bittiğinde konusu aşk olan ve Nabokov'un da söylediği gibi aslında ahlaki olan bir başyapıt okuduğunuzu anlıyorsunuz. Tasvirlerin çok etkileyici olması ve yazarın ince espri anlayışını yansıtan kelime oyunları da cabası. Nabokov'un bu kitabı ana dili olan Rusça'yla değil de İngilizce yazması ve sonradan öğrendiği bir dili bu kadar maharetle kullanması inanılması zor bir şey. Lolita bana edebiyat için doğmuş bir yazarı tanıttığı için de benim için ayrıca önem taşıyor.
30.04.2004

Öykü yazmanın roman yazmaktan daha zor olduğunu bir çok yerli-yabancı yazarın röportajında okudum. Füruzan bu işi en iyi başaranlardan biri bence-ve benim eserlerini okuduğum en iyi kadın yazarlardan da biri. Toplumu ve seçtiği karakterleri gerçekte oldukları gibi, ama rahatsız edici olmadan, sevimli bir şekilde sunuyor. Toplu Öyküler'deki her bir öykü insanın içini burkuyor, kalbini ısıtıyor, gülümsetiyor ve daha pek çok şeyi bazen aynı anda, bazen ayrı ayrı hissettiriyor.
30.04.2004

Bu kitapla Orhan Pamuk'un adı en çok duyulmuş kitabı olan "Benim Adım Kırmızı" arasında dağlar kadar fark var (bu kitabın hanesine artı puan olarak yazılan bir fark) Cevdet Bey ve Oğulları'nı okurken ben de kendimi Nişantaşı'ndaki o köşkte aileyle birlikte yaşıyormuşum gibi hissettim. Tasvirler uzun ama sıkıcı değil. Karakterler tanıdık. Bir ailenin 3 neslinin yaşadıkları, Türkiye henüz Osmanlı İmparatorluğu'yken birinci nesille anlatılmaya başlanıp, 1970lerde 3. nesille sona eriyor. Kitap oldukça kalın, fakat bir solukta okunuyor.
30.04.2004

Boris Vian'ın en uzun kitabı ve bence en zor okunanı. Kitabın sonundaki "şimdi dönüp bu kitabı tekrar oku" notu da bu kitabın diğerlerinden farklı olduğunu gösteriyor. Ama bana göre Boris Vian'ın bütün kitapları (en az) iki kere okunmalı zaten. Çölün ortasından geçecek bir demiryolu yapımında çalışan insanlardan ve aralarında yaşananlardan bahsede kitap bana Türkiye'de olanları hatırlattı biraz. Demiryolu geçmemesi gereken bir yerden geçirilmeye çalışılıyor ve sonunda da...neyse, sonunu kitaptan öğrenmek lazım. Boris Vian'ın kadın-erkek ilişkilerini ele alış tarzı da çağının ötesinde yaşamış bir yazar olduğunu gösteriyor bu kitabında-ve her kitabında.