Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Erdal Kaplan Tarafından Yapılan Yorumlar

07.05.2017

hayat güzeldir adı kadar güzel bir hikaye kitabı gibi duruyor. yalın, sade, duru anlatım ,söylemek istediği herşeyi kısa cümlelerle aktarıyor okuyucusuna. hani, dirilmek, sonra ölmek, sonra yeniden dirilmek var ya işte öylesine güzel bir içerik..açan ve solan sarı çiğdemiyle..
16.03.2014

heft peyker ve ya yedi suret okudum en harika kitaplardan bir tanes,i adeta büyüleyici;öğretici yönü pek çok.. bir nevi nasihatname pendname örneği..insanın amaç veya ihtirası ile elde etmek istediklerine ve lede ettikten sonraki haleti ruhiyesine güzel örnekler çok. fakat şunu özellikle belirtmekte fayda vardır ki, aile yönetimi toplum yönetimi ve devlet yönetimi üzerine önemli satırbaşları var ve her zamanda güncelliğini korumaktadır. yer yer firdevsinin şehnamesine göndermeler var ise de farklı yönü daha çok.firdevside detaylar kapsamlı ve mitolojik tarih kavramı ile daha ön planda fakat heft peykerde adeta olayla içiçesin sözler senden çıkmakta veya sana gelmekte anlamak için öylr derin ferasete lüzum yok yalın sade ve net...
02.12.2012

marakeş masalcısı, çok da haz alarak okuduğum hatta bazı kısımlarını iki , üç kez okuduğum harika bir yapıt. iç içe geçmiş hikayeler örgüsünde bence asıl iki karakter öne çıkıyor mustafa ve nebil. biri işlemediği sanılam bir suçtan içeri girmiş kardeşi, suçsuzluğunu kanıtlamaya çalışıyor , Emile Zola'nın Gerçek adlı yapıtındaki 15 yıl suçsuz yere yatan öğretmen misali..aynı çağrışım ve imgeler.. sadece şu fark var burda; mustafa ilahi yöne yöneliyor aradığı gerçeği veya kitaptaki ifade ile güzel olanı arıyor okyanus tabir ettiği bölüm de ise islam tasavvufunda özenle ve önemle yer alır;kul allaha yakın olduğunda veya allah kendine yaren olarak seçtiği kul ile hemhal olup sessiz ve derinden sohbete dalarsa doyumsuz zevk ve güzelliğe vakıf olunur ki mustafa da dar alanda bu durumu yakalamış veya cananına kavuşmuş gibidir. Nebil'e gelince kör fakat gönül gözü açık , Tasavvufta anladıldığı gibi yolculuğa çıkabiliyor, gördüklerini aktarabiliyor..gerizi aladdinin'in sihirli lambasındaki gece tasvirleri dur gökyüzü parlak yıldızlır billurda ay ve koca Cema ül Fena meydanında geçen anlatımlar..yer yer sanayi devrimi sonrası ortaya çıkmış kültür ve insan ilişkilerine eleştirel göndermeler yapmakta, kaybolan duygu ve insan sıcaklığını arayan özlemleri dile getirmekte... harika bir yapıt okudum doyumsuz. teşekkürler oriental edebiyatın ilginç yapıtı herkese ve özellikle meraklılarına öneriirim. çümkü orient güzellikler ayrı bir haz sunmakta hazlarımıza ve benliğimize zaten benlik konusuda işleniyor yapıtta ben olan benliğin kaybolması yerine başka bir benliğin gelmesi korkunçluğu ,ama maalesef masal gerçeğini de gözler önüne seriyor..sözün özü tasavvuf..benlik ego..yaradan..yaradanla irtibat..çünkü nihai gerçeklik ancak böyle üstünkörü anlatılabilir ,felsefe ile içiçe..
03.11.2012

aşk romanlarını okuyan ihtiyar gerçekten enfes bir kitap. biraz ıssız ada biraz robenson kruzo. yalnız adamın yerlilerle dost oluşu ve yerlilerin çok içten davranışı ve dostluğu daha enteresan. yerlilerin doğal oluşu yaşlı adama hayat mücadelesini ve tek başına hayatta kalmayı öğretiyor, hem de bilgece..hele daha sonra beyazların gelişi yeni yaşam alanları oluşturmaları ve bu alanlar için doğaya kıymaları oluşan kıyım ve yerlilerin daha içlere çekilişi ..çünkü artık öğrenmişlerdi karşı koymanın çok anlamsız ve nafile plduğunu , hele misyonerlerin gelip üç gün kalışları ve boşuna kalmış oluşları ne vaftizlik kimse vardı ne de onları benimseyen yerliler sadece biraz melez diye nitelenenler kalmıştı..göze batmıyordu. jagurla karşılaşan yaşlı adamın kanoyu ters çevirip bir süre saklanması, kendini korumaya çalışması, jaguarın yaralı yorgun ve bitkin oraya buraya dönüşü birde gece ve karanlık ormanın bu vahşiliğine karışınca..çekilen tetikler ve bırakıması gereken silahlar zaten gereksizdi herkese.. iyi kurgulanmış bir bölüm, çünkü barış, kin ve öfkenini kalkması ile anlam kazanabilirdi ancak yokca doğayı ve yaşam alanlarını katlederek değil..
27.10.2012

güzel bir realist roman edebi tasvirlerden oldukça uzak,çoğunlukla karşılıklı diyaloglarla kurulmuş,konuşmalar kısa ve kesik ve karşıdaki kişi ile sohbet edercesine kurulmuş, fakat anlatılmak istenen açık ve net olarak ifade edilmiş,örneğin sayfa 334 te ilk paragraf "artık dahil oldun,onlardan birisin.Sürekli oradan oraya kovalanan ve asla evi yurdu olmayan şu gangsterlerden biri. He ya İnsanlar senin hakkında konuşacaklar, günün birindeyse aslında hiç var olmadığını düşünecekler, Bir efsane.Evet, insanlar seni düşünecek ve acaba herhangi bir şeyden pişmanlık duydun mu, diye kendilerine soracaklar. İyi soru, Herhangi bie şeyden pişman mısın? Çeneni çok fazla açtığın ya da babana kurşun sıkmadığın için mesela?" ve devamında sayfa337 de 4. paragrafta "oğlum,dürüst ol, gururun okşandı. Tüm bu korku ve paniğin arkasında gururun saklanıyor" ne kadar romantik değil de psikolojik ve sosyolojik fenomen ..Vaka.. aşağılanan gururların rövanşı ..ve kitabın sonu 362. sayfa son paragraf "sen bunu anlıyor, ona bakmakla yetiniyor ve çeneni tutuyorsun.. Bumerang yasası her toplumda her oluşumda tek geçerli yasa susmak ya da...tamamen duyguların yoksandığı tamamen varoluş çuluğun kutsandığı ve korkuların korkuyla yüzleştiği bir yapıt. sosyologlar psiko analilistlerin çete savaşçılarının mutlaka okuması gerekli bence. öylesine çözümleyici ve analitik ki..ancak böyle yazılabilirdi...çünkü toplum hiç bir zaman biz olmadı ben ve sen iyi ve kötü hayır ve şer seven ve sevmeyen sevap ve günah çalışan ce çalışmayan tilkinin erişemediği üzüme koruk demesi misali, kurnaz tilkinin kargadan peyniri kapması gibi..ılımlılık ben ce kitapta baş özne olmalıydı , fakat yaşam vahşi ve saldırgan güdü buna müsaade etmemiş anlaşılan...