Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220
E-Dergi
chnb Tarafından Yapılan Yorumlar
Esra Kahya Kambur ile 2021'de Ahmet Hamdi Tanpınar Roman Ödülü 'nü alarak edebiyat dünyasına sağlam bir giriş yapmıştı. Baskısı hızlıca tükenen Kambur, okurdan okura yayılan tavsiyelerle elden ele dolaştı ve eserin yıllarca yeni baskısını beklendi. Bu dört yılda yazarın bir öykü kitabı ve bir romanı yayımlandı. Ve nihayet yıllardır beklenen Kambur, Bir İntihar Çok Ölüm adıyla kendi sesini tamamen bulmuş yazarın kalemiyle yeniden inşa edilmiş haliyle okuruyla buluştu.
Bir İntihar Çok Ölüm'de yazar, Kambur'dan farklı olarak özellikle ilk iki bölümde geleneksel anlatıdan tamamen sıyrılmış. Birçok bölümde bilinç akışının ders niteliğinde örneklerine rastlamak mümkün.
Marquez'in Kırmızı Pazartesi romanındaki gibi ilk sayfadan sonu bilip o sona adım adım nasıl yaklaşılmışın romanını okuyoruz. Geleneksel ve modern anlatımın iç içe geçtiği, artık rahatlıkla söyleyebilirim "Esra Kahyaca" bir dille estetik bu şölen.
Oğlum ile beraber okuyup savaşın nelere mal olduğu üzerine uzun uzun konuştuk. Hiroşima üzerine belgesel izledik. Sadako sonu ile bizi üzse de mutlaka okunmalı on yaş üstü çocuklara okutulmalı.
Hayatının son günlerini yaşayan Tollak ölmeden önce yıllardır sakladığı bir sırrı açıklamak için kızını ve oğlunu çağırır. Onları beklerken de geçmişi hatırlar. Tollak küçük bir kasabada hızarhanesinde el emeği ile çalışan bir adamdır. Karısı İngeborg ise hastanede çalışır. Roman çocukların büyüyüp evden ayrılması ile farklı bir hal alır.
Birbirine âşık çift üzerinden sevgi kavramı ve şiddet ilişkisi, insan ruhunun karanlık yönleri sorgulanır romanda.
Norveç edebiyatının soğuk ve mesafeli dili nedeniyle metinde anlatılanları soğukkanlılıkla takip ediyorsunuz. Modern çağın yaşam tarzına ayak uyduramayan Tollak'ın modern çağın getirdiklerine de tepkilerini okuyoruz. Ölüme yaklaştıkça insanların din kavramına bakışı da değişiyor. Bunun üzerine detayları da görüyoruz. Romanı okurken belirli konularda çiftler orta yolu bulamazlar mı, çifler rahatsız oldukları konuları birbiriyle neden açıkça konuşamıyor gibi sorular dolandı kafamda.
Öyküler çoğunlukla merak uyandırıcı. Sonları da okuru ters köşe yapıyor. İlk öyküler neredeyse novella tadında.
Deryadil ailesinin bir akşam yemeğinde aile fertlerinin iç sesleri arada diyaloglar bence yazarın romanı 19 yaşında yazdığı düşünüldüğünde çok başarılı aktarılmış.