Kitabın konusu bir çok kişiyi cezp etmiş, besbelli... 350'nin üzerinde yorum bunu gösteriyor.... Kitabın eleştirilecek yanları yok mu? Elbete var, bunlar için II. Abdülhamidin hayatını ve o devri anlatan farklı kitaplardan faydalanmak gerekecektir. Lakin tarih sahnesinde hep olumsuz yönleri ön planda tutulan, bu yapayalnız sultanının felsefesi bir nebzede olsa okuyucuya ulaştırılmış.
Kitaptan bazı bölümler;
İstanbul’da sürgün hayatı yaşayan sabık padişaha başkentin düşebileceği, bundan ötürü payitahtın Anadolu’ya nakledileceği, kendisinin de güvenliği için İstanbul’dan Anadolu’ya geçmesi gerektiği söylendiğinde verdiği ibretlik cevap;
Konstantin teslim olmaktansa çarpışarak ölmeyi tercih etmişti. Onun kadar da mı cesaretimiz kalmadı? Bana bir tüfek verin, tek başıma düşmanla savaşmaya hazırım. Hiçbir yere gitmiyorum.
Buna ilave olarak II.Abdülhamiti bu dönemde Konyaya gitmesi için ikna etmek gayesi ile Başkomutan Vekili Enver Paşa’nın görevlendirildiği, Beyler beyi sarayında yapılan görüşmeden çıkan ve saray muhafızlarının odasında dinlenerek kahve içmekte olan Enver Paşaya “ Paşam sabık hakanı nasıl buldunuz?” sorusuna sadece “ Yazık etmişiz” şeklinde cevap verdiğini, görüşmeden sonra Enver Paşayı nasıl bulduklarını sordukları II. Abdülhamidden ise “Fena adam değil, kullanılır” cevabını aldıklarını…
Tarih sahnesinde despot ve kan dökücü olarak bilinen padişahın saltanatı boyunca sadece 11 kişinin idam hükmünü onaylamış olması(onlarında bir çoğunun adi suçlu olduğu)
1897 yılında Osmanlının son büyük zaferlerinden olan ve Yunanistan’a karşı kazanılan Teselya savaşı sırasında padişahın her gün sırasıyla bir hastaneye gittiğini, gazilerle ilgilendiğini, burada askerlere bir istekleri olup olmadığını soran padişaha askerlerin hep bir ağızdan “padişahın çok yaşa” diye karşılık vermelerinden ötürü sultanın sinirlendiğini, “ bunların benim sağlığımdan başka şeylere de ihtiyacı olmalı, bunu kimden öğreneceğiz” diye titizlendiğin, bu soruşturmalardan birisinde savaşta bacağını kaybeden bir gazinin her nasılsa savaşta bacağının koptuğuna değil, saatinin kırıldığına üzüldüğünü söylemesi sultanı ağlatmasıve o akşam hastanedeki tüm askerlere birer saat hediye edilmesi… Bununla da yetinmeyip sultanın savaşta bacağını kaybeden bu askere kendi eliyle bir baston yaptığı ve bu askere hediye ettiğini ve buna benzer sizi şaşırtacak bir çok bilgiyi kitaptan öğrenebileceksiniz…
Bence tarihe meraklı kimselerin dipnotlarında da derinlemesine yararlanabileceği, tarih merakı olmayanların ise günümüzde popüler bir konu sayılmasa da ( bununla birlikte her geçen gün daha da ilgi çekmekte!) entelektüel kapasitelerine kıymetli bilgiler ekleyebileceği enteresan bir kitap…