Kitabı okuduktan sonra bende şu kanaat hasıl oldu;
Piri Reis'in bu haritasının zaten dünya bilim otoriteleri tarafından hayretle karşılandığını lise çağlarından bu yana az çok tarihe merakı bulunan her Türk genci biliyordur. İşin enteresan yanı yazarın olayları ele açış biçimi.
Yazar halishane duygularla bir incelemede bulunduğunu belli ediyor, fakat bazı noktalar hala muğlak durumda. Yazar eserin bir bölümünde Osmanlının o dönemindeki bilgi düzeyinin 21.yy dünyası ile aynı olduğunu belirtmiş, bunu az biraz tarih bilgisi olan birisinin inanması mümkün olmayan bir iddiadır. O dönemin en yüksek bilgi düzeyine sahiptir derseniz inanılır ama bugünle karşılaştırılamaz, öyle olsa koskoca imparatorluk çökmezdi...
Piri reis'in astronomi bilimini kullanarak klasik Nirengi ile bu haritayı çizdiğini öne sürmüş, ama tarihte piri reis'in astronomi bilimi ile her denizcinin ilgilendiğinden daha fazla alakadar olduğuna dair bir bilgi bulunmuyor bildiğim kadarıyla.
Gördüğüm olumlu yanlar ise; Antarktika kıtasını ve buzul dağlarının çizebilen, Arjantin'in kıvrılmasını görebilen ki bunu ancak uzaydan çekilen fotoğraflarda görebiliyorsunuz, Antarktika ve Arjantinin su altındaki birleşmesini çizen piri reis'in o tarihte uzaya çıkamayacağı düşünüşürse, 1513 yılında bunları nasıl gördüğü çok enteresandır. Daha enteresan olanı ise bu haritadan sonra yazdığı kitaptaki çizimlerinde amatör hatalara rastlanmadır, çizdiği haritadaki girinti ve çıkıntıları, ancak uydulardan alınan fotoğraflardaki girinti ve çıkıntılarla 21.yy tespit edebilmiş insanlığın hayran bir şekilde izlediği bu Türk amirali nasıl bu kadar bazit hataları yapabilmiştir?
Enteresan....