Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

İşbaraalp Tarafından Yapılan Yorumlar

18.08.2005

Kitabı okuduktan sonra bende şu kanaat hasıl oldu;

Piri Reis'in bu haritasının zaten dünya bilim otoriteleri tarafından hayretle karşılandığını lise çağlarından bu yana az çok tarihe merakı bulunan her Türk genci biliyordur. İşin enteresan yanı yazarın olayları ele açış biçimi.

Yazar halishane duygularla bir incelemede bulunduğunu belli ediyor, fakat bazı noktalar hala muğlak durumda. Yazar eserin bir bölümünde Osmanlının o dönemindeki bilgi düzeyinin 21.yy dünyası ile aynı olduğunu belirtmiş, bunu az biraz tarih bilgisi olan birisinin inanması mümkün olmayan bir iddiadır. O dönemin en yüksek bilgi düzeyine sahiptir derseniz inanılır ama bugünle karşılaştırılamaz, öyle olsa koskoca imparatorluk çökmezdi...

Piri reis'in astronomi bilimini kullanarak klasik Nirengi ile bu haritayı çizdiğini öne sürmüş, ama tarihte piri reis'in astronomi bilimi ile her denizcinin ilgilendiğinden daha fazla alakadar olduğuna dair bir bilgi bulunmuyor bildiğim kadarıyla.

Gördüğüm olumlu yanlar ise; Antarktika kıtasını ve buzul dağlarının çizebilen, Arjantin'in kıvrılmasını görebilen ki bunu ancak uzaydan çekilen fotoğraflarda görebiliyorsunuz, Antarktika ve Arjantinin su altındaki birleşmesini çizen piri reis'in o tarihte uzaya çıkamayacağı düşünüşürse, 1513 yılında bunları nasıl gördüğü çok enteresandır. Daha enteresan olanı ise bu haritadan sonra yazdığı kitaptaki çizimlerinde amatör hatalara rastlanmadır, çizdiği haritadaki girinti ve çıkıntıları, ancak uydulardan alınan fotoğraflardaki girinti ve çıkıntılarla 21.yy tespit edebilmiş insanlığın hayran bir şekilde izlediği bu Türk amirali nasıl bu kadar bazit hataları yapabilmiştir?

Enteresan....
08.08.2005

Kitabı dikkatle ve hızlı bir şekilde okudum. Çok akıcı bir dili, sürükleyici bir konusu var. İstiklal savaşımızı ve haklı davamızı farklı bir açıdan görme şansına ulaşıyoruz. Bizim için birer kahraman olan insanların savaş döneminde yaşadıklarını anlamak için sizinde kendinizi romanın bir kahramanı gibi düşünmeniz işinizi kolaylaştırıyor. Mustafa Kemal Atatürk'ün askeri stratejide bir deha olduğunu ve tüm bilinen savaş usüllerini yıkarak emperyalist devletleri yunan ordusu nezdinde nasıl dize getirdiğini Türk olan herkes gururla okuyacaktır. Ulu Önder'in zor şavaş şartlarında,yokluk içinde kıvranan milletine duyduğu inancın sarsılmaz bir inanç olduğunu duygulanarak ve kıvanç duyarak okuyorsunuz. Askerin ayağında çarığı yok ama yalın ayak kayaların üzerinde düşmana süngü hücumuna kalkıyor. Bu memleketin bizlere hediye olmadığını, nelere mal olduğu anlamak isteyen her Türk genci mutlaka bu kitabı okumalıdır. Unutulmaması gereken bir husus ta Tarih tekerrürden ibarettir.
25.07.2005

Kitapta dünya ve insanlık hakkında çok güzel tebsiptler bulunuyor, aynı zamanda insanların hırsları ve ihtiraslarıda güzel bir şekilde anlatılmış, öykülerden çıkartılması gereken dersler tamamiyle erdemli bir insanda bulunması gereken özellikler. Ben bu kitabın gelişim çağındaki çocuklar ve gençler tarafından mutlaka okunması gerektiğini düşünüyorum. Sağlam bir toplum sağlam bireylerden teşkil edilir, sağlam bireyler ise kişilikli ve sağlam karakterli kimselerden müteşekkil haldedir.
23.07.2005

Tolstoy’un bu eseri şimdiye kadar okuduğum en etkileyici eseri. Bu kadar uzun bir romanda konular arasında sağladığı bütünlüğe hayran oluyorsunuz, kasvetli bir havada başlayan romanı buğulu gözlerle bitiriyorsunuz. Savaş ve Barış, -savaş ülkelerin,insanların ve liderlerin savaşı barış ise insanın kendisiyle olan barışı, huzura ermenin anahtarı, kendisi ile barışık olan insan…- Romanda Savaşın çıplaklığı insanı ürkütmeden aktarılmış, okuduğum diğer bazı savaş romanlarında cephede yaşananları okumaya dayanamıyorsunuz, aslına bakılırsa bu kitabın ismine bakıp yanılgıya düşmemek gerekli, adında savaş kelimesi geçiyor ama içeriğindeki savaş cephedeki savaştan çok Rus aristokrasisinin birbiriyle olan savaşı. O dönemde Rusların içinde bulunduğu ruh halini rahatlıkla anlıyorsunuz, Prens Andrey ve Nataşa arasındaki yaşananlar, Marya ve Nikolay Rostov arasında ki aşk bence kusursuz anlatılmış, Piyer’in Nataşaya karşı beslediği duygular, Nataşanın ona karşı olan ilgisini saklayamaması, tüm bunların okuyucuya karakterlerin yüz hatlarında ki detaylara kadar aktarılması çok etkileyici. Dünya klasikleri içerisinde yer alan bu eseri bir kelime ile ifade etmem istense ancak Harikulade diyebilirdim.
02.06.2005

Kitapta İstanbul’un yaklaşık 1 asır önceki halini görüyorsunuz ve hayret ediyorsunuz. Bir yanda Vatanın kurtarmak için canını dişine takan insanlar, bir tarafta zevk-ü sefa içinde yaşayan insanlar. Kişiliğini yitirmiş, ahlaki değerlerini kaybetmiş, insani vasıflarını unutmuş bir İstanbul kimliği ile karşılaşıyorsunuz. Tarih kitaplarından 1920’li yılların kurtuluş ve mücadele yılları olduğunu okuduğumuz için öyle sanıyorum ki bu türlü bir halini düşünememişiz. Bugün yaşanılan bayağılıkların bir çoğunu o dönemde de görmek insanı hayrete düşürüyor. Kitabın konusu tarihi niteliği de olduğu için benim ilgimi çekti, içerik olarak yazarın dokuzuncu hariciye koğuşunda yakaladığı derinliği yakalayamadığını düşünüyorum. Mebrure’nin köşke gelişi, kokuşmuş ilişkilere sahip bir grup avam insan, bununla birlikte Behiç’in onu elde etmek için yaptığı fesatlıklar sıradan bir şekilde sıralanırken birden Belma ve Salih’in bu avam gruptan dışlanışı ve bunun hiçbir açıklamasının olmayışı kitabın konu bütünlüğüne darbe vuruyor, üstelik sonlarda Belma’nın itirafı ile birden farklı bir mecraya çekilen konu ile heyecanlanıyorsunuz, fakat bütünlük sağlamakta zorluk çekiyorsunuz. Aynı durum Salih’in hazin sonunda da fark ediliyor. Behiç’e çok büyük bir kötülük yapacağını söylüyor, bekliyorsunuz sonunda hazin sonuna şaşırıyorsunuz.

Kitaptan alınacak pek çok ders var, diğer yorumlarda da değinilen gençlerin dikkat etmeleri gereken hususlar bence çok çarpıcı, özellikle kızlarımızın sözde birer kız olmalarını engellemek için en azından bir kere bu kitabı okumalarını istemek sanırım onlar için yapılacak iyiliklerin büyüklerinden ve zahmetsiz olanlarındandır.