Toplam yorum: 3.285.048
Bu ayki yorum: 6.574
E-Dergi
kacyun Tarafından Yapılan Yorumlar
Tolkıen'in yarattığı yüzüğün hikayesi bu kitapla bitmiş. Ama sılmarıllıon ve hobbit ile yazarın ölümünden sonra oğlu tarafından tamamlanan kitaplarla bütünleştirilince Tolkıen'in ortaya koyduğu yapıta sadece fantastik bir hikaye demek haksızlık olur. Zira hikayesine kattığı kahramanları ve fantastik ögeleri; özellikle tarihleri/coğrafyaları kısmen sosyolojik ve psikolojik yönleriyle de tamamlayarak gerçekten yaşanmış bir çağı anlatıyor gibi. Bu anlamda sağlam bir temele oturtulmuş hikaye. Bunu fantastik hikayelerde genelde görmeyiz. Bizi de herhangi bir tarih kitabı okuyor havasına soktu bu.
Fantastik bir öykü gibi dursa da bana göre biraz da farklı tarzda felsefi bir hikaye, dostluk, cesaret, alçak gönüllük hakkında çok fazla şey öğretiyor ve insana ruhunun aydınlıklarından ve karanlıklarından kaçmaması gerektiğini de gösteriyor.
Açıkçası ilk kitabı okuduktan sonra filmi izlemeden okumak lazım demiştim. bu kitapta yine betimlemelerden yakınarak iyi ki filmi izlemişim diyorum. Zira tasvir edilen yerleri zihinde canlandırmak gerçekten zor oluyor. Çünkü çok fazla ve çok karmaşıklar. Yazar bu konuda başarısız. Filmdeki sahneler bu betimlemeleri gözde canladırmayı kolaylaştırdı. Bunun dışında yüzüğün yolculuğu maceralarla devam ederken batıda da savaş kapıya dayandı.
Öncelikle kitap 485 sayfa olmasına rağmen kalabalık sayfalar ve normal kitap puntolarından 1 numara küçük yazılmış olmasıyla bitirmesi uzun sürdü. Olayın içine sizi çeken bir anlatımı olmakla beraber özelikle doğayı betimlerken çok sıkıcı yerler vardı, gözünüzde canlandırmak epey zor. Filmi izlediğiniz için sonraki sahneyi tahmin ettiğiniz için tatsız ilerlese de filme alınmayan sahneleri keyifle okudum. Filmi izlemeyen kalmış mıdır bilmem ama izlemeyenler varsa öncelikle muhakkak kitabı okusunlar.
Kırımlı olan yazarımız, Stalin döneminde ki Kırım'ı ve Kırım Türklerine yapılan sürgünü anlatmış. Aslında Kitabın büyük bölümünde Kırımlı Türklerin olduğu bir köyü anlatıyor. İnsanların toprağa olan sevgisini, birlikte yaşama bağlarını Komünizmin insanları nasıl tedirgin ettiği, psikolojik olarak nasıl yorduğunu güzel bir hikayeyle anlatıyor. Anlatımı çok güçlü, bu yüzden olayın içinde kendinize bir yer ediniyorsunuz. Özellikle taşrada yaşadıysanız Bekir'i anlamanız, onun hissettiklerini hissetmeniz kaçınılmaz. Ancak Kırımlıların sürgünü kitabın sonunda kısa bir şekilde anlatılmış. Hikayeyi sıkılmadan okuduk tamam da, sonda anlatılan bölüm biraz daha geniş yer tutmalıydı hikayede. Uzun süre sonra bir kitaba 5 puan vermiş olacağım. Tercih sizin, ben öneririm.
Yazarın ilk kitabıymış bu. Benimse okuduğum ikinci kitabı. Açıkçası ilk okuduğum kitaptaki (Günlük güneşlik şarkılar) samimiyeti, içtenliği bunda bulamadım. Bazı bölümleri yazarla sohbet havasından çok tek taraflı anlatım olmuş. Biraz zorlama yani. Daha sonra yazdığı kitapla ilk yazdığı kitap arasında fark var. Bir deneme yazarında olması gereken de. Bunun ilk eseri olması dezavantaj olmuş. Okumayın demiyorum fakat tercih yapma durumunda kalırsanız diğer kitaplarına yönelin derim.