Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
gok36 Tarafından Yapılan Yorumlar
A. H. Tahsinaha önce mensubu bulunduğu ve komutan olarak görev yaptığı T.M.T. (Türk Mukavemet Teşkilatı) adlı gizli örgütü inceliyor . Kitapta 1940'lı yılların ortasından başlayarak T.M.T. ve E.O.K.A. adlı örgütleri ve bu örgütlerin Yunanistan, Türkiye ve İngiltere bağlantılarını ele alıyor. Kitapta yakın Kıbrıs tarihiyle ilgili birçok önemli belge ve fotoğraf da sunuluyor.
Mısır romanlarının fırtınasından sonra ortaya çıkan bu seri edebi yönden oldukça eksik. Heyecanlı bir konuya sahip olamsı ve İnka medeniyeti hakkında bilgilerimizin kısıtlı olması kitabın okunulabilirliğini etkiliyor. Ben iki günde bitirdim. Anamaya karakteri üzerine yoğunlaşılan kitapta diğerlerinden farklı bir çocuk olan Anamaya'nın İnka tarihinde oynadığı rol anlatılmış. Aslında kurtarıcı, medeniyet getirici, üstün "beyaz adam" temasının bu defa Anamaya'da şekillendiğini söyleyebiliriz.
Hikayedeki anlatıcı ses, çok sevdiği Bengisu adlı bir kızın hayatına odaklanıyor; anne ve babasının ayrılmasından sonra dedesi tarafından büyütülen iki kız kardeşin, Bengisu ve Gün’ün hayatından bir sabahla başlıyor söze. Onların zamanından bir sabah vaktinde, kentteki milyonlarca evden, apartmandan birindeyiz... Sekiz yıl önce evi terk edip giden annesi de yatıyor içerde; sadece bir konuk artık anne, çok sevdikleri dedeleri nden ise ölüm ayırmış çocukları.Bu kısa romanın alışılageldik, başı ve sonu olan bir hikayesi yok. Bengi’nin küçük bir çocukken yazdığı hikayeleri izliyor anlatıcı ve anlatım zamanında yetişkinliğe adım atan Bengi’nin hayata karşı sevinçler üreten duygu ve düşünce dünyasında gezdiriyor okuyucusunu; çok sade, akıcı ve rahat bir anlatım, hiç aksamayan bir dil eşliğinde.
Norveçli sosyal antropolog T.H.Eriksen’in “Kültürel Arınma Düşüncesi Üstüne Bir Deneme; Kültür Terörizmi” kitabı, adından da anlaşılacağı gibi, sosyal bilimlerin ve siyasetçilerin son yıllarda ağzından hiç düşürmediği bir kavram olan kültür ve kültüre atfedilen anlamlar etrafında kurulu. Çokkültürlülük gibi yeni toplumsal modellerin özgürlük vaatlerini de sorguluyor aynı zamanda ve çokkültürlülüğün en son aşamasına, yani bireye uzanıyor. Kolaylıkla okunan doksan sayfalık bu kitapçık, kültürel farklılıklardan doğan sorunları üçüncü dünya ülkelerinden gelen göçmenlerle yaşamaya başladıktan sonra fark eden Norveç özelinden çıkıyor yola, ama bugün dünyanın dört bir köşesini -ve Türkiye’yi- yakından ilgilendiren etnik düşmanlıklar ve milliyetçilik gibi konulara kadar uzanıyor.
Ele aldığı insan tiplerinin çeşitliliği ve içinde yaşadığımız tarihsel ve toplumsal dönemin bireyler üzerindeki yıkıcı etkilerini ele alan konusunun yakıcılığına rağmen “Mor” romanı bazı anlarım zaafları nedeniyle tekliyor. Bunlardan en önemlisi romanı kesen hikayelerin roman bütünlüğünü kimi zaman aksatması. Üstelik kişilere ait hikayelerin dışarıdan bir ses aracılığıyla aktarılması, bu kişileri yaşarlılıkları ile algılamamızı engelliyor, onları yazarın düşüncelerinin taşıyıcısı olmak durumuna düşürüyor. Yine de, “Mor”un 2003 için iyi bir başlangıç romanı olduğunu söyleyebilirim