Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
epsilondelta Tarafından Yapılan Yorumlar
Netflix’te filmini görünce kitabı okumaya karar verdim. Kitap elektrik kesintisi ile başlayan garip gizemli olayları anlatıyor. Ama bunu yaparken o kadar garip bir anlatım var ki, açıkçası okurken çok sıkıldım. Tam olarak açıklanmayan bir şeyler oluyor, altı kişi arasında geçen çok az konuşma var. Daha çok yazar bu kişilerin psikolojik durumlarını anlatmış. 200 sayfası resmen bomboş geldi. Sonra tam olaylar başladı derken kitap bitti. Bir de yazarın gereksiz detayları neden anlattığını çözemediğim pek çok yer oldu. Filmini de tavsiye ederim.
Polisiye tarzında kitapları okumayı seviyorum. Kafa dağıtıcı oluyor. Gerçi bu kitap polisin gözünden anlatılmamış, o yüzden tam bir polisiye sayılmaz. Ama gayet akıcı, heyecanı yüksek, sürprizlerle dolu bir kitaptı. Harlan Coben’in okuduğum diğer kitaplarında olduğu gibi kitabın son bölümlerinde sürprizler hazırlanmış ve katil son bölüme kadar çok güzel saklanmış. Kitap Netflix’e dizi olarak çekildi. Dizi de heyecanlı ve güzel. Kitaptan farklı olan yerler var. Ama bu farklılıklar kitabı okuyanlar için bir sorun teşkil etmiyor. Çünkü senaristler bu farklılıkları hikayeye gayet güzel eklemişler ve bence artı bir şeyler katmışlar. Kitabı okuduktan sonra diziyi de izleyebilirsiniz.
Çok güzel bir öykü kitabıydı. Kitapta 16 tane birbirinden güzel öykü var. Bazı öykülerde güldüm, bazılarında hüzünlendim, bazılarında şaşırdım. Gündelik hayatta karşımıza çıkabilecek, yaşanılabilir öyküler hoşuma gidiyor. Üstelik yazar bunu o kadar akıcı bir dille yapmış ki, bir öyküyü bitirdiğimde hemen diğerine geçmek istedim. Tavsiye ederim.
Halepli bir tüccarın oğluyken korsanlar tarafından esir alınmış, İtalya’da vaftiz edilip köle olarak satılmış, efendisi usta saatçi Giovanni’den saatçilik mesleğini öğrenmiş bir adamın hikayesi. İtalya’dan gizemli bir olay sonucu ayrılıp diyar diyar dolaşan bu adamın yolu ülkemiz topraklarına, Harran’a da düşüyor. Hiçbir dini yok saymadan, reddetmeden, hepsinin ortak özelliklerini harmanlayıp dostlarıyla konuştuğu, onlara yol gösterdiği için zamanla kendisine peygamber sıfatı yakıştırılıyor. O ise kendini bir fani olarak görüyor. Tabii saatçi peygamber Kutay, bir fani olduğu içindir ki kitapta sadece ilahi aşk yok, fani aşka da düşüyor.Fakat zamanla arkasındaki kitle büyüyor ve anlatmak istediklerini daha bir şevkle ve coşkuyla anlatıyor.Hayatından bir bölümün anlatıldığı bu kitapta, yazar bütün dinlerden ortak çıkarımlar yapmış, güzel cümleleri arka arkaya sıralamış, ders çıkarana güzel derslerin sunulduğu bir eser ortaya çıkmış.
Ray Bradbury’nin Fahrenheit 451 kitabını okuduktan sonra okumayı kafaya koyduğum kitaptı. Kitapta yazarın değişik zamanlardaki 16 öyküsü var. Bunlardan 11 tanesi Fahrenheit 451 gibi, kitapların yakıldığı distopik bir gelecekte geçiyor. 3 tanesi bağımsız öykü. Diğer 2 öyküye ise Fahrenheit 451’in ilk versiyonları, bir nevi taslak ve daha sonra yazarın geliştirdiği değiştirdiği versiyonları diyebiliriz. Yazarın zaman içinde değiştirdiği karakter isimlerini, değiştirdiği kitap alıntılarını, farklı hikaye örgüsünü görmek güzeldi. Hatta buradaki iki versiyonu (Geceyarısından Epey Sonra ve İtfaiyeci) ile asıl kitabı karşılaştırarak okuyup değişmiş yerleri fark etmek epey eğlenceliydi.
Diğer hikayelere gelecek olursak güzel hikayeler olduğu gibi bana sıkıcı gelen hikayeler de oldu. Ama zaman kaybı olarak düşünmedim.
Kitapların yakılmadığı ve bu kadar pahalı olmadığı bir dünya dileğiyle…