Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Mehmet Akif Öztürk
İsmim Mehmet Akif Öztürk. Bir devlet okulunda psikolojik danışman olarak çalışıyorum. Liseden beri kitaplarla ilgili konuşmayı (genelde edebiyat ve felsefe) ve fikir belirtmeyi seviyorum. Şimdilik İstanbul'da yaşıyorum. Özel ilgi alanım çağdaş roman olsa da birçok türde kitap hakkında konuşup yazmayı seviyorum.
Mehmet Akif Öztürk Tarafından Yapılan Yorumlar
Birbirinden bağımsız birçok bölümden oluşan, son derece akıcı, dili oldukça duru bir eser. Totalitarizmin hayatımıza nasıl ve ne şekilde bu kadar etki ettiğini, hayatımızın her noktasına nasıl temas ettiğini güzel bir şekilde anlatmış Vassaf. Bazı yerlerinde 'yok artık o kadar da değil' derken, bazı yerlerinde 'evet, hiç farketmemiştim, aynen öyle' diyebiliyoruz. Katıldığım noktalar katılmadıklarımdan oldukça fazla. Yazar belli ki bu denemeleri yazarken çok fazla gözlem yapmış ve gerçekten çok ayrıntılı düşünmüş. Kitabın her bölümü tat verirken bazı bölümler oldukça fazla tat veriyor. Güzel cümlelerin, paragrafların altını çizen biriyseniz bu kitapta bunu çok fazla yapacağınızdan eminim. İnsana farklı bir bakış açısı kazandıran bir kitap. Okuduğuma hiç pişman olmadım.
Ben kitabı çok sevmedim; fakat sevenleri de olacaktır. Bu kitabı nasıl beğenirler gibi bir cümle kurmayacağım. Bana okuması zor geldi ancak bu zor gelme dilinden ötürü değil, imla ve noktalama yüzünden. Dil sade, akıcı. Tarz olarak Mustafa Kutlu'ya benzettim. Kutlu'yu çok sevmeme rağmen bu kitap beni sarmadı. Sadece tarz ve konu olarak benzettim. İki ayrı yaşam anlatılıyor, Birinde geçmişe özenen bir adam, diğerinde tamamen Batı'nın bütün kötü yönlerini almış insanlar. Bu iki olayın kitabın sonunda birleşeceğini sanmıştım ancak çok çok küçük bir ayrıntıyla birleşiyor ki hiç iyi olmamış. Bu konu çok daha iyi işlenebilirdi veya iki olay tam anlamıyla bağlanabilirdi. Böyle olunca iki olay anlatmasının hiçbir olumlu yönü olmamış, niye böyle yaptığını da anlamadım. Ayrıca yukarıda imla ve noktalamadan dolayı okuması zor demiştim. Kelime hatası çok var. Ayrıca tırnak işareti yok kitapta. Bir kişinin konuşması mı yoksa iç düşüncesi mi, paragrafın sonuna gelmeden anlayamıyoruz. Bazen o zaman bile anlayamıyoruz. Keskin geçişler çok fazla olmuş. Paragraf başı yapmadan direkt başkasının konuşmasına geçebiliyor. Zaten ilk 20 sayfa, kitap hakkında hiç yorum okumadıysanız iki ayrı olay anlatıldığını anlamıyorsunuz. Kitabı sevenlere hiçbir şey diyemem herkesin edebi zevki başkadır ancak ben yazarın başka bir kitabını okuyacağımı sanmıyorum.
Puslu Kıtalar Atlası, Amat, Efrasiyab'ın Hikayeleri'nden sonra okuduuğum dördüncü İhsan Oktay Anar kitabı Suskunlar oldu. Yazarın kitaplarını dördüncü seferkinde okumayı öğrendim diyebilirim. Öncelikle en beğendiğim kitabı olduğunu söyleyeyim. Musikiyle ilgili bilinmeyen çok kelime olsa da, olayın akışını hiç kesmiyor. Dili mükemmel işlemiş yazar. Konu harika, konunun kitabın sonunda bağlanışı da çok iyi olmuş. Anar'ın kitaplarını okurken yavaş, sindire sindire okumak lazım; böyle yapınca müthiş bir keyif alınıyor. Herkes yazarı Puslu Kıtalar Atlası'yla tanır; ancak ben Suskunlar'ı okuyunca birçok kişinin fikrinin değişeceğine eminim. Bu yazarın her kitabı okunmalı.
İlk defa okudum Cem Akaş'ı. Onun öncesinde özellikle bu kitabını çok araştırdım ve olumsuz yoruma hiç rastlamadım. Dili çok akıcı. Kolayca anladım bir okuduğumu bir daha okumama gerek kalmadı. Kitap 250 sayfaya yakın ama ara vererek 1 gün içerisinde çok kolay bitirebilirsiniz. Çünkü bazı sayfalarda tek cümle var; çoğu sayfa yarım. Cem Akaş iyi bir konu yakalamış; ancak iyi işlediğini düşünmüyorum. Bana güzel gelmedi kitabın hikayesi. Kısacası dilinin sadeliği ve anlaşılırlığı dışında beğenmedim. Beğenenler niye beğendiğini anlayamadım. Yargılamak değil bu, kimsenin beğenmediği ama benim beğendiğim kitaplar da oldu. Bu kitabı beğenen birini dinlemek isterdim açıkçası.
Yazarın diğer kitaplarını okuyanlar hemen anlayacaktır. Mekanlar hemen hemen aynı, konu benzer, Dil aynı; ancak kitap yine de sizi içine çekiyor. Ağır bir dil yok, anlatım duru. Bazen yapılan betimlemeler sıkıcı gibi gelse de çok fazla yok bunlardan. Başlarda biraz durgun giderken daha sonraki sayfalarda kitap insanı içine çekiyor. Bir 'Uçurtma Avcısı' gibi mi derseniz tabi ki değil derim; fakat gayet başarılı bir yapıt.