Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
nisan_yasemin Tarafından Yapılan Yorumlar
Attila İlhan'ın 12 Eylül dönemine ve yaşantısına, anılarına en önemlisi de 12 Eylül insanlarına dair yazdığı şiirleri tek bir kitapta toplanmış ve mükemmel olmuş. Şiirseverlerin her akşam yemekten sonra bir doz (bir-iki şiir) alabileceği bu eser 12 Eylül'ün; insanların, yaşamlarına ve ruhlarına nasıl ince ince işlediğini gözler önüne seriyor. Yalnızlık, boş sokaklar, kadınlar ve erkekler ve tabii ki Attila İlhan'ın eşsiz kalemi... Birkaç ayda bir kahvemi alır kitaplığımın yanına oturup bu kitabı çıkarır içinden birkaç şiir seçip okurum. En çok da "lamia'yı görseydiniz..." şiirini severim. Sanki lamia'yı ayrı bir yerde tutarm içimde...
İlk kez Attila İlhan okuyacaklara uyarım olsun Attila İhan'ın kalemi biraz kendine özgüdür, okudukça size daha yakın gelecek ve benim gibi sizler de vazgeçemeyecek, bağımlısı olacaksınız. İş bankası kültür yayınlarının da kalitesi gayet güzel. Ben kitabı sık sık okumama ve bu arada yıpratmama rağmen bazı yayınlarda karşılaşılan sayfaların ciltten ayrılması gibi bir problemle karşılaşmadım mesela. İyi okumalar...
Yanlış anlamalar nedeniyle yaşanan olayları anlatan güzel bir kitap. Müfettiş sanılan kişinin ve atrafındaki insanların yaşadığı komik olaylar anlatılmakta. Bana Kemal Sunal'ın deli deli küpeli filmini anımsattı. aralarındaki benzerlik çok fazla.
Kitabın dış özellikleri ise; çok kaliteli değil, ama kötü de sayılmaz. Arkadaşımda Türkiye İş Bankası (ciltli) versiyonu beni benden aldı diyebilirim. onu da okudum ve tabii ki Türkiye İş Bankası'nın kalitesi Metropol'den çok daha iyi. Eğer "Fiyat benim için mühim değil." diyorsanız mutlaka İş Bankası yayınını seçin derim.
Maksim Gorki'nin yaşam öyküsü üçlemesinin ikincisi olan "Ekmeğimi Kazanırken" ilk kitabı gibi oldukça başarılı. Ekmeğimi kazanırken dediği için Gorki'nin bu kitapta büyüdüğünü sanmayın. Daha ergenliğe bile girmemiş küçük bir çocuğun iş hayatına atılması ve başından geçen olaylar anlatılıyor. Gorki'nin kendine nasıl bir yol çizeceği bu kitapta ortaya çıkıyor da diyebiliriz. Gorki ilk kitaptaki gibi bir çok acıyla baş etmek zorunda kalıyor yine ve kendisine destek olacak tek bir akrabası ya da tanıdığı yok. Koskoca dünyada tek başına bir çocuk!
Baskı ve çeviriye gelince, açıkçası bu yayından pek haz etmedim. Fiyatının diğer yayncılardan yüksek olduğuna bakmayın öyle kaliteli bir kitap çıkaramamışlar açıkçası. Özellikle bazı yerleri anlamakta büyük sorunlar yaşadım, sanırım bu çeviriden kaynaklanıyordu. eğer seçeneğiniz varsa düşünmeden başka bir yayıncıdan çıkan baskıyı deneyin derim.
Peyami Safa'nın dönemin sosyal yaşantısını, kadın-erkek ilişkilerini akıcı bir şekilde anlattığı roman benim için Türk klasikleri içerisinde ilk 5'e girebilecek "mükemmel" kitaplardan birisi. Üniversitedeyken kapağındaki kadın silüetinden etkilenerek almıştım ve bir çırpıda okumuş yurttaki oda arkadaşlarıma da ısrarla okutmuştum. Geçen hafta kütüphanemi düzenlerken elime geçti hızlıca tekrar okudum, ama hiç sıkılmadım. Hiç bir satırı, cümleyi atlamadan okudum(ki ben bir kitabı 2. kez okuduğumda çabuk sıkılırım ve bazen paragrafları atlayarak okurum). Türk edebiyatının büyük yazarlarından Peyami Safa'nın usta kaleminin en güzel eserlerinden birisi ve mutlaka okunmalı! Tasvirlerin bence tam ayarındaydı. Sıkmadan, olması gerektiği kadar tasvirler barındıran, bu gibi Türk romanları çok az bulunur. Dili de oldukça sade, alışılagelmiş ağdalı sözler barındıran Türk romanlarından değil. Israrla tavsiye olunur. Hatta bu kitap okunurken yanında orta şekerli bir kahve de olursa, işte o zaman tadından yenmez...
Daha önce İtalyan bir yazardan polisiye okumamıştım ve kitabı alıken de bazı endişelerim vardı. Ama Mario Mazzanti tüm şüphelerimi ortadan kaldırdı. Çok fazla polisiye okumama rağmen sonunda çok az şaşkınlığa uğratan (şaşkınlığa uğradığım) polisiye romanı olur, ama Şah Mat beni şaşkınlığa uğratmaktan öte bir şey yaptı! Kitabı okurken kahramanlarla beraber bir çok teori üretmeme rağmen bu kadar şok edici bir son beklemiyordum! Okuduklarıma inanamayıp "Sonsöz" den önceki 10-15 sayfayı iki kez okudum. Mazzanti genellikle diyaloglardan oluşan, betimlemelere çok yer vermeyen bir roman ortaya koymuş. Kitabı okuyan diğer arkadaşlarımla konuştuğumda hepimizin karakterler adına değişik fikirleri vardı. diyalogarın kurgusu, kitabın dili ise çok başarılı. sıkmadan, yormadan, günlük ve sade bir dille yazar karakterleri konuşturmuş. Polisler, haberciler, hackerlar hepsi kendi dillerindeki ifadeleri ile oldukça gerçekçiler. 500 küsür sayfalık kitabı elimden bırakmadan 1 gün içerisinde bitirdim. Son zamanlarda beklentilerimi karşılayan az sayıdaki polisiye romanlarından biri. Benim açımdan tek kusuru, yazarın "Sonsöz" olarak adlandırdığı kısımın çok uzun sürmesi. Herşey ortaya çıktıktan sonra katilin kendini bu kadar uzun süre açıklamasına bence gerek yoktu, daha öz bir şekilde açıklama yapılabilirdi. ama o kadar kusur kadı kızında da olur...