Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

postacı32 Tarafından Yapılan Yorumlar

28.08.2006

İnsan beyninin hipnoz ve kimyasallarla etki altına alınması çok eski
tarihlerden beri bilinen ve kullanılan yöntemler.
Gelişen teknoloji, insan beyninin uzaktan etki altına alınması ve kontrol
edilmesi iddialarını da beraberinde getiriyor.
Bu konularda araştırma yapan uzmanlar, insan beyninin ışınlar ve düşük
frekanslı dalgalar ile etkilenmesine yönelik çalışmaları ortaya koyuyor.

Kitap konu ile alakalı merak edilen sorulara cevaplar vermiş..

CIA'nin akıl almaz operasyonları akıcı bir dille işlenmiş, bir solukta okunabilecek bir kitap...
28.08.2006

Mübarek gün ve geceler yoğun sıkıntılardan kurtulmak, soluklanmak,
kulluğumuzu ve hizmetlerimizi gözden geçirmek, nefis muhasebesi yapmak,
şükür ve sabrımızı artırmak amacıyla manevi enerji depolamak ve kendimizi
yenilemek için hazırlanmış istasyonlar gibidir.
Birbirinden güzel parçalardan derlemeler yapılmış kitap oldukça güzel
hazırlanmış.
Ramazan''a yaklaştığımız şu günlerde okunmalı bence...
28.08.2006

İslâm âlimleri, temyiz yaşına kadar çocuklara sert davranılamayacağını,
dayağın “haram olduğunu” söylerler.
Bu yaştan önce verilen cezaların faydalı bir tesir yapmayacağı kanaatı
vardır.
İslâmî terbiye, bülûğ öncesini hayata hazırlama safhası olarak kabûl eder
ve temyiz öncesi devrede çocuğun çocuksu isteklerine müdahale edilmemesini
ister.

İslâm, bülûğdan önceki yaşlarda çocukları aklen yetersiz görür ve onları
kesin bir çizgiyle büyüklerden ayırır. Bu ayırım, onun aleyhine durum hâsıl
etmez. Meselâ, çocuklara karşı işlenen bir suç, büyüğe verilecek cezaları
hafifletmez veya çocuğun mirastan alacağı payın miktarını büyükten aşağı
tutmaz. Bu ayırım, çocuğun aleyhine olacak durumları önler. Çünkü
Efendimiz (S.A.V.), bülûğa erinceye kadar çocukların sorumlu olmayacağını
belirtmiştir.

Batı âlemi, asırlar boyu “çocuk küçük insan, insan büyük çocuk” telâkkisine
kapılarak, çocuğun ayrı bir fıtrata sahip olduğunun farkına varamamış, bu
yüzden ayrı hükümlere ihtiyaç duymamış, herhangi bir suçun kanundaki
karşılığı ne ise, idam etmeye varıncaya kadar, yaşına bakmaksızın, bütün
çocuklara uygulayarak onları perişen etmiştir.

Batı âleminde son zamanlarda çocuk üzerinde derinleşen araştırmalar ortaya
çıkarmıştır ki; çocuk, büyükten oldukça ayrı bir varlıktır. Öylesine ayrı
ki; çocuğu, büyük insanı tahlil eden antropoloji esasları çerçevesinde
incelemek zordur. Bazı âlimler, ayrı bir çocuk antropolojisinden bahsetmeye
başlamışlardır. Resûlullah’ın 1500 yıl önce beyan buyurduğu bir gerçeği
nihayet keşfetmiş olmaları bile, onlar için büyük bir hamle sayılabilir.
28.08.2006

Fatih, askeri başarılarla Osmanlı Devleti''ni büyük bir imparatorluğa
dönüştürdü.
Bilime, tarihe ve felsefeye özel ilgi gösterdi. Türkçe''den başka Arapça,
Latince ve Yunanca kitaplardan oluşan özel bir kütüphanesi vardı. "Avni"
takma adıyla şiirler yazdı. Şiirleri Fatih Divanı (1944), Fatih’in Şiirleri
(1946), Fatih ve Şiirleri (1959) gibi adlar altında basıldı.
Bilim adamlarını ve edebiyatçıları destekleyen Fatih, nesir ustası Sinan
Paşa ile şair Ahmed Paşa''yı vezirliğe kadar yükseltti. Ünlü matematikçi ve
astronomi bilgini Ali Kuşçu''nun İstanbul''da kalmasını sağladı. Fatih,
İtalyan ressam Gentile Bellini''yi 1479''da İstanbul''a getirterek
resimlerini yaptırdı. Fatih, Osmanlı Devleti’ne düzenli ve sürekli bir yapı
kazandırmak için önemli düzenlemeler yaptı. Yönetim, maliye ve hukuk
alanında koyduğu kuralları içeren Fatih Kanunnamesi, sonraki dönemde de
yürürlükte kaldı. Bu kanunname, tahta çıkan padişaha devletin geleceği için
kardeşlerini öldürme hakkı veriyordu. Fatih’in Osmanlı devlet düzenine
ilişkin temel ilkelerin pek çoğu, Tanzimat dönemine kadar geçerliliğini
korudu. Fatih’in saltanatı döneminde Osmanlı ülkesinde 500''den fazla
mimari yapı yapıldı. Onun adına yapılan en önemli yapı, İstanbul''da bir
cami ile medrese, kitaplık, imarethane (aşevi), darüşşifa (hastane), hamam,
kervansaray gibi birimleri kapsayan Fatih Külliyesi’dir.

Fatih gibi bir dehanın mutlaka okunması gerekir...
28.08.2006

Enver Paşa, I. Dünya Savaşı’nın mesulleri arasındadır ve bu adamın askerî
değeri, bizzat dostlarınca da itiraf edildiği gibi sıfırdır. Tecrübe ve
tahsilden mahrum olan bu haline rağmen Napolyonluğuna inanıp aldığı
çılgınca kararlarla nice büyük felaketlere yol açan Enver Paşa adlı gafilin
müthiş çılgınlıklarından biri de Kafkas Cephesindeki meşhur Sarıkamış
harekatıdır. Yüzbin kişilik ordumuzun Ardahan-Sarıkamış hattına taarruzu,
Onbirinci Kolordumuzun geri püskürtülmesine, Dokuzuncu Kolordunun geri
çekilmeyerek esir olmasına yol açmış, Onuncu Kolorduyu zorla Sarıkamış’a
sevk eden Enver Paşa’nın bu çılgınlığı 90 bin Türk evladının hayatına mal
olmuştur.

I. Dünya Savaşı’nda Moskof ordusuna Doğu Anadolu kapılarını açan adam
Sarıkamış harekatının kahramanı (!!!) Enver Paşa, harekat sonunda Moskof’un
karargahımıza çok yaklaştığını yaralı bir askerden duyduğu an, son süratle
kaçıp soluğu evvela Erzurum’da, sonra da İstanbul’da almıştır.

Rusları yeni bir cephede oyalamak ve böylece Almanlar’ın işini
kolaylaştırmak gayesiyle girişildiği söylenen Enver Paşa’nın Sarıkamış
Harekatı tarihimize “facia” olarak geçmiş ve Napolyonluğuna inanan Enver’in
“çılgınlığı” şeklinde yazılagelmiştir.

Neticede savaş 4 yıl sürdü. Karada, havada ve denizde çok şiddetli
çarpışmalar oldu. Çok insan öldü. Kan döküldü. Birçok kentler yıkıldı...