Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

postacı32 Tarafından Yapılan Yorumlar

28.08.2006


Bakıp da göremediklerimiz, bize ilginç bir yöntemle ders veriyor. okuyanları tefekkür etmeye davet ediyor.
Örneğin güneş tutulması olayı.
güneş tutulduğunda insanlar yerlerini yurtlarını terkedip güneş tutulmasını izlemek için paralar dökerek görülen yerlere giderler.
Ama hiç düşünmeyiz ki acaba güneşin tutulması mı ilginç bir olaydır yoksa bilinçsiz, akılsız olan güneşin sanki kurulmuş bir saat gibi hergün ama sektirmeden hergün belli bir vakitte doğması mı ilginçtir.
hiç düşündünüz mü insanlar olmasa yeryüzü ne kadar temiz olurdu.
Sonbaharda yapraklar dökülür ama onları yok ederek temizleyen bakteriler vardır.
Denizde bir ceset olur, ama deniz kendisini temizlemek için onu kıyıya vurur.
Düşünüp ibret alanlar için bir çok ibretlik hadise vardır aslında, yeterki düşünebilmeli...
28.08.2006


Sultan Abdülhamid Han tahta çıktığında, devlet en buhranlı günlerini yaşıyordu. Bosna-Hersek ve Bulgar ayaklanmalarına Sırbistan ve Karadağ muharebeleri de eklenmişti. Girit’te huzursuzluk had safhadaydı. Rusya, bu karışıklıkta devletten en büyük payı kapma sevdasıyla savaş hazırlıkları yapıyordu. Yeni Osmanlı Padişahı ise aktif bir siyaset takip ediyordu. Bütün hükümet üyeleriyle mabeyn personelini saraya davet ederek bir yemek verdi. Burada yaptığı konuşmada da milli birliğe duyulan ihtiyacı dile getirdi. Tersaneye giderek bahriyelilerle birlikte oturup asker yemeği yedi. Zaman zaman haber vermeden çeşitli camilere gidip, halkın arasında aynı safta namaz kıldı. Sultanın bu hareketleri asker ve halkın hoşuna gidiyordu. Nitekim herkeste ve özellikle orduda bir moral düzelmesi görüldü. Bunun neticesi olarak Sırp cephesindeki ordu önemli başarılar kazanmaya başladı.
Abdülhamid gibi büyük bir deha sayesinde Osmanlı düşmanlarını oyalamayı başarmıştır.
Abdülhamid Han gibi bir deha olmasaydı bugün çok farklı olabilirdi...
28.08.2006


Hz. Mevlana'nin Vasiyeti
"Ben size, gizli ve aleni,
Allah'tan korkmanizi,
az yemenizi,
az uyumanizi,
az söylemenizi,
günahlardan çekinmenizi,
oruç tutmaya ve namaz kilmaya devam etmenizi,
daima sehvetten kaçinmanizi,
halkin eziyet ve cefasina dayanmanizi,
avam ve sefihlerle düsük kalkmaktan uzak bulunmanizi,
kerem sahibi olan salih kimselerle beraber olmanizi vasiyet ederim.
insanlarin hayirlisi, insanlara faydasi dokunandir.
Sözün hayirlisi da az ve öz olanidir.
Hamd, yalniz tek olan Allah'a mahsustur.
Tevhid ehline selam olsun."

Kendi değerlerimize malesef gerektiği kadar önem vermiyoruz.
İran, Mevlana'nın Mesnevisini Farsça yazdığından dolayı Mevlana'ya sahip çıkmaya kalktı.
Eğer biz kendi değerlerimize sahip çıkmazsak elin oğlu gelir bizim değerlerimizi sahiplenir...
28.08.2006


Güzel vatanımızda jeopolitik konumu sebebiyle yüz yıllardır, yabancıların gözünün olduğu aşikar.
Bizleri üçüncü sınıf insan gördüklerinden Türkiye gibi cennet vatana bizi yakıştıramadıklarını biliyoruz.
Ama ne gariptir ki yüzyıllardır bunu bilmemize rağmen hiç bir tedbir almış da değiliz.
Allah korusun şu an Irak'a, Filistin'e, Lübnan'a veya herhangi bir müslüman ülkeye yapılanlarla karşı karşıya kalsak halimiz ne olur diye düşünmeden edemiyor insan.
Gazeteler daha bir kaç gün öncesinde yazdılar.
Ordumuzdaki uçaklarının ve diğer tekniklerin yazılımlarının bir çoğu İsrail'e aitmiş.
Ordumuzun, mehmetçiğimizin kahraman, cesur olduğunda şüphe yok ama roketlere kılıçla karşılık verilmez sanırım...
Tarihten ibret almamız gerekir...
25.08.2006


Rahmet Peygamberi'nin (s.a.v) miracı eşsiz bir mucizedir; mucize olduğu için de insanların bilgi araçları ile bilmeleri, tecrübe etmeleri mümkün olmayan tarafları vardır. Miracın ruh ve beden beraberliği içinde mi yoksa yalnızca ruh ile mi, rüyada mı uyanık iken mi, bir kere mi birden fazla mı olduğu, miracda Resûlullah'ın Rabbini görüp görmediği gibi konular eskiden tartışıldığı gibi bugün de zaman zaman tartışma konusu olmaktadır.
Hz. Peygamber'in Mekke'deki Mescid-i Haram'dan Kudüs'teki Mescid-i Aksâ'ya götürülmesi şeklinde gerçekleşen olağanüstü olay İslâm kaynaklarında, âyet metnindeki ilgili fiilin mastarı olan ve "geceleyin yürüme, gece yolculuğu" anlamına gelen isrâ kelimesiyle anılır. Bu yolculuğun, hadislerde anlatılan göklere yükseltilme safhasının da dahil olduğu tamamı ise "yükselme, yukarı tırmanma" anlamındaki "urûc" kökünden türetilmiş olan ve "yükselme vasıtası, âleti" manasına gelen mi'râc kelimesiyle ifade edilmektedir. İsrâ suresinin ilk âyetinin meali şöyledir:
"Bir gece, kendisine bazı âyetlerimizi gösterelim diye kulunu Mescid-i Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah eksikliklerden münezzehtir. O, gerçekten işitendir, görendir."