Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

postacı32 Tarafından Yapılan Yorumlar

25.08.2006

Günümüzde hâlâ bazılarınca yanlış olarak “Vâlide-i Mu’azzama”, “Valide-i Muhtereme” (!!) diye anılan evlâd katili Mahpeyker Kösem Sultan 354 yıl evvel 2 Eylül 1651 Cumartesi gecesi Topkapı Sarayı’ndaki dairesinde baltacı erlerinden “Deli Doğancı” ünvanlı Kuşçu Küçük Mehmed tarafından bir perde ipiyle boğulmuş, onun ölümüyle “devlet içinde devlet” misâli saltanat süren Ocak Ağaları’nın hâkimiyyeti de sona ermişti!..

Osmanlı Devleti’ndeki büyük çöküntüyü incelerken bir çok defa kaydettiğimiz gibi bu büyük çöküntünün çeşitli tezahürlerinden biri de, haremdeki kadınlardan bazılarının şahsî menfaatleri uğruna kınalı parmaklarını devlet idaresine sokabilmeleri olmuştur!..

Yavuz SultanSelim Hân’ın (1512-1520) muhtereme eşi ve Kanuni Sultan Süleyman’ın (1521-1566) annesi Hafsa Hatun’un vefatına kadar haremdeki kadınlar devlet işlerine karışmazken/karışamazken Hafsa Hatun’un 19 Mart 1534 Perşembe günkü vefatından sonra Kanunî’nin gözdesi/başikbal/haseki Hürrem-Sultan Harem-i Hümayun’da hâkimiyyet tesisine muvaffak olmuş ve zamanla bu hâkimiyyeti pek ilerilere götürerek nice oyunla saraydaki kadınlar saltanatının kurucusu olmuştur!

Kurulan bu kadınlar saltanatı sonraları İkinci Selim’in (1566-1574) karısı ve Üçüncü Murad’ın (1574-1595) anası Nûr-Bânû Sultan’la devam etmiş, Nûr-Bânû’yu Üçüncü Mehmed’in (1595-1603) annesi Safiye Sultan, Birinci Ahmed’in (1603-1617) karısı Mâhpeyker Kösem Sultan takip etmiş ve bu kadınların kirli, kanlı ve karanlık işleri Devlet’e pek pahalıya mal olmuştur!..

Kocası Sultan Birinci Ahmed ve oğulları Dördüncü Murad (1623-1640), Sultan İbrahim (1640-1648) ve torunu Dördüncü Mehmed (1648-1687) devirlerinde elli yıla yakın, kınalı parmaklarını kendi menfaati için devlet idaresine sokmasını becerebilen Mâhpeyker Kösem Sultan, bir Rum papazının kızıdır. Hırvat olduğu da iddia edilmiştir. Adının Anastasya ve Nasya olduğundan bahsedilen bu kız çocuğu küçük yaşta yetim kalıp Bosna Beylerbeyi tarafından saraya takdim edilmiş, eğitim ve öğretimini müteâkib Sultan Üçüncü Mehmed’in oğlu Birinci Ahmed’e haseki olmuş ve Birinci Ahmed’in 21 Aralık 1603 Pazar günü tahta çıkmasından hemen yirmi gün sonra Safiye Sultan’ın Topkapı Sarayı’ndan Bâyezid’da şimdiki İstanbul Üniversitesi merkez binasının bulunduğu mahalledeki Eski-Saray’a gönderilmesini müteâkib (saltanat değişikliklerinde bu nakil âdettir) Harem-i Hümâyûn’a Kösem Sultan hâkim olmuş, öylece Safiye Valide Sultan’ın korkunç icraatı son bulurken; Kösem Sultan’ın marifetleri, daha münasib bir ifadeyle mel’ânetkârâne işleri başlamıştır!..

Değiştirilen verâset usulü!..

Mâhpeyker Kösem Sultan’ın marifetleri (!) üzerinde dikkatle durulmalı, bu kadının, haremdeki hâkimiyyetle devlet işlerine müdahalesinin nelere mal olduğu iyice tetkik edilmelidir. Bu zahmete katlanıldığında görülecektir ki, Sultan Birinci Ahmed’in vefatında Yeniçeri Ağalarına dayanarak Osman Gazi’den itibaren babadan oğula intikal etmek suretiyle devam edegelen saltanattaki verâset usulünü bozarak ekberiyyet kaidesine bağlayıp hânedânın en yaşlısının tahta çıkmasını Kösem Sultan te’min etmiştir!..

Niçin yaptı kanun-ı kadîme mugayir bu işi?..Bu niçinin cevabı şudur ki, Sultan Birinci Ahmed’in vefatında yedi oğlu hayatta olup, bunların en büyüğü, Genç Osman’dır. Ve devam edegelen verâset usulüne göre Veliahd Genç Osman’dır. Saltanat onun hakkıdır... Hakkıdır ama Genç Osman, Kösem Sultan’dan değil Mâhfîrûze Haseki’den doğmuştur. Ve Genç Osman’ın saltanatında elbette Mâhfîrûze Haseki “Valide Sultan” olacak, Genç Osman’ın ölümüyle evlâdları tahta çıkacak, saltanat böylece devam edip Kösem Sultan “Valide Sultan” olamayacaktır. Genç Osman’ın şehzâdeleri olmasa bile, üvey kardeşi Mehmed’ “Veliahdlığa” yükselecek, onun evlâdlarının tahta çıkışlarıyla Kösem Sultan’ın oğullarına belki taht hiç nasip olmayacaktı!.. Başka bir ihtimal de, Mâhfîrûze hasekinin oğullarının Kösem’in oğullarını IV. Murad ve yanlış olarak “deli” diye anılan İbrahim) öldürtme korkusudur...

Kösem Sultan’ın ise bu çeşit ihtimallere tahammülü yoktur!.. Taht yolu onun oğullarına açılmalı ve Kösem de, “Valide Sultan”, “Saltanat nâibesi” gibi mühim mevkilerde saltanat sürmeli idi!.. Bu gaye uğruna veraset usulünü değiştirdi ve saltanatı da, hilâfeti de şer’an caiz olmayan Birinci Mustafa’yı Ocak Ağalarına dayanarak tahta çıkardı!..

Birinci Ahmed’in kardeşi ve Üçüncü Mehmed’in oğlu olan Birinci Mustafa akıl hastası idi. Bu hastalığına Kâtib Çelebi ve Müneccimbaşı gibi sahih kaynaklar şehadet etmektedirler. Saltanatı ancak doksan altı gün sürmüş ve 26 Şubat 1618 tarihinde tahttan indirilmiş, aynı gün Genç Osman, “İkinci Osman” ünvanıyla tahta çıkmıştır...
24.08.2006


Hürrem Sultan, Kanuni Sultan Süleyman'ın eşi ve Osmanlı tarihinde önemli roller oynamış bir haseki sultandır. Aslen Rus olan ve Güzelliği nedeniyle küçük yaşta Kırım hanı tarafından Osmanlı sarayına sunulan Hürrem Sultan, sarayda özel bir eğitim gördü. Dişiliği, zekası ve becerisi ile padişahın dikkatini çekmeyi bildi. Harem kadınları ve saray ileri gelenleri arasında kendine yer edindi.

Kanuni'nin aşırı güven ve sevgisini kazanarak onun nikahlı eşi olduktan sonra belli bir plan dahilinde çalıştı, el altından çeşitli entrikalar uygulayarak on altıncı yüzyıl Osmanlı tarihini olumsuz yönde etkiledi. Kanuni'nin, Gülbahar Hatun'dan olan veliahtı Sultan Mustafa'yı ortadan kaldırmak için çeşitli entrikalar ile önce Gülbahar Hatun'u, ardından kırk yaşındaki veliaht Mustafa'yı boğdurttu. Devlet yönetimine de hakim olan Hürrem Sultan, İran savaşını destekledi. Ruslar ve Lehlerle barış içinde yaşanılmasını sağladı. Tüm bunlara rağmen, oğullarından birinin tahta çıkışını göremeden elli iki yaşındayken öldü.
Hürrem Sultan'ın entrikalarını anlatan kitabın Osmanlı hakkında bilgisizce yazıldığını düşünüyorum...
24.08.2006


20 yaşında Osmanlı padişahı olan Sultan İkinci Mehmed, İstanbul'u fethedip 1100 yıllık Doğu Roma İmparatorluğunu ortadan kaldırarak Fatih ünvanını aldı. Hz.Muhammed'in (S.A.V) hadisi şerifinde müjdelediği İstanbul'un fethini gerçekleştiren büyük komutan olmayı da başaran Fatih Sultan Mehmed, yüksek yeteneği ve dehasıyla dost ve düşmanlarına gücünü kabul ettirmiş bir Türk hükümdarıydı.
Aynı zamanda Orta Çağ'ı kapatıp, Yeniçağ'ı açmıştır.
Osmanlı deyince ilk akla gelen padişahlardan birisi olmuştur.
Kitap Fatih Sultan Mehmed'i anlatmakta oldukça başarılı olmuş...
24.08.2006


İsimler yaşanılan zamana ve yere göre değişiklikler göstermiş.
Aynı zamanda bir milletin kültürüne de ayna tutmuş.
Eskiden Türkler'de bir başarı gösteremeyen çocuklara isim bile verilmezmiş. ne zaman ki bir kahramanlık gösterdi isim almaya da hak kazanırmış.
Dinimizde ise isim anlayışı daha bir önemlidir.
Mahşer yerinde herkesin kendi ismiyle çağrılacağını hesaba katarsak çocuklarımıza boyunlarını büktürecek bir isim vermememizin de önemi ortaya çıkıyor.
Kitapta anlamlarıyla birlikte isimler verilmiş. oldukça başarılı bir çalışma olmuş...
24.08.2006


Tarihimizin en büyük olaylarından bir tanesi Çanakkale Müdafası yani Zaferi.
Bugün (24.08.2006) gazetelerde Çanakkale Boğazı'nda 91 yıllık mayın bulunduğu ve SAS komandoları tarafından imha edildiği yazıyor.
Mayının patlamasıyla birlikte denizin suyu 20 metre yükselmiş.
Bu haberi okuyunca bir an Çanakkale Savaşı'nın o şiddetli anı geldi gözümün önüne.
Kahraman askerlerimiz canlarını bahasına savunmuşlar bu toprakları.

Çanakkale Mahşeri, Çanakkale Savaşı'nı en iyi anlatan eserlerden bir tanesi. Dikkatle okuyup, atalarımıza layık olmalıyız. Bu vatana sahip çıkmalıyız...