Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

postacı32 Tarafından Yapılan Yorumlar

19.08.2006


Mustafa Kemal Atatürk, "Türk tarihi bir bütündür. Bu yüzden bir bütün olarak araştırılmalı, incelenmeli ve okutulmalıdır" diyordu.
Ancak bize, Makedonya'da ve Balkan yarımadasının diğer ülkelerinde yaşayan Türklere maalesef millî tarihimizi bir bütün olarak okutmadılar.
Bize, bilinen uzun tarihimizin sadece Osmanlı dönemini oldukça kötü bir şekilde okuttular ve halen okutmaktadırlar.
Bilindiği gibi Makedonya ve Balkan Türklüğü 378 yılında Hun Türklerinin bu topraklara ayak basmasıyla başladı. Bu Türklüğün tam 1620 yıllık bir tarihi vardır. Biz bu tarihi yeni yeni araştırmaya başladık.
Osmanlı öncesi ve Osmanlı dönemi Makedonya ve Sırbistan Türklüğü konusunda yapılan bazı kısmî araştırmaların ve incelemelerin neticeleri şimdiye kadar düzenlenen panellerde, sempozyumlarda ve kongrelerde sunuldu, çeşitli gazete ve dergilerde yayınlandı.
Bunlarla Türk biliminde duyulan ihtiyacı karşılamaya mevcut olan boşluğu doldurmaya ve açık olan bazı tezlere cevap verilmeye çalışıldı.
Kitapta Osmanlı dönemi Sırbistan Türklüğü oldukça geniş kaynaklardan araştırılmış okuyucunun ilgisine sunulmuş.
Oldukça da başarılı bir çalışma olmuş...
19.08.2006


Mustafa Kemal, Küçük Mabeyn'de Sultan Vahdettin'le yaptigi son görüsmeyi (15 Mayis 1919), sonradan Cumhuriyet devrinde söyle anlatmistir:

"Yildiz Sarayı'nin ufak bir salonunda Vahdettin'le adeta diz dize denecek kadar yakın oturduk. Sağında, dirseğini dayamiş olduğu bir masa ve üstünde bir kitap var. Salonun Boğaziçi'ne doğru açılan pencerelerinden gördügümüz manzara şu: Birbirine muvazi hatlar üzerinde düşman zirhlıları, bordalarındaki toplar sanki Yıldız Sarayı'na doğrulmustu....
Manzarayı görmek için, oturduğumuz yerlerden başlarımızı sağa, sola çevirmek kafi idi.
Vahdettin hiç unutmuyacağım şu sözlerle konuşmaya basladı:
- Paşa, paşa, şimdiye kadar devlete çok hizmet ettin. Bunların hepsi tarihe geçmiştir. Bunları unut. Asıl şimdi yapacağın hizmet hepsinden mühim olabilir. Paşa, paşa devleti kurtarabilirsin ! dedi.
- Hakkımdaki teveccüh ve itimadi arz-i teşekkür ederim, elimden gelen hizmette kusur etmiyeceğime emniyet buyrunuz, dedim.

Sonra:
- Merak buyurmayınız efendimiz, dedim, nokta-i nazar-i şahanenizi anladım. İrade-i seniyye olursa hemen hareket edeceğim ve bana emir buyuruklarınızı bir an unutmayacağım.
- Muvaffak ol ! Hitab-i şahanesine mazhar olduktan sonra huzurundan çıktım.

Seryaver Naci Paşa koridorda elinde ufak bir mahfaza içinde bir sey tutuyordu:
- Zat-i Şahane'nin ufak bir hatırası, dedi.

Kapağın üstünde Vahdettin'in inisyalleri işlenmis bir saatti.
- Peki, teşekkür ederim, dedim.

Saati yaverim aldı. Sonra Yıldız Sarayı'ndan çıktığımız ve hareket etmek üzere olduğumuzu gizlemek, saklamak ister gibi bir ihtiyatle, ayaklarımızın patırtısını işitmekten korkarak, saraydan uzaklastık"
19.08.2006


Dünyanın gizli güçlerce yönetildiğini söyleyenler sadece komplo teoristleri değil. İngiliz Başbakanı Benjamin Disraeli, 1856 yılında Avam Kamarasına şöyle demişti: ‘’İnkar etmek yararsız, çünkü Avrupa’nın büyük bir bölümünün- İtalya ve Fransa’nın tamamıyla birlikte Almanya’nın büyük bir bölümü (o zamanlar iki ülkeydi) ki diğer ülkeleri saymaya bile gerek yok. Bu gizli örgütler ve derneklerle örülmüş olduğu gizlenemeyecek bir gerçektir…. Peki amaçları nedir? Kendilerini gizlemeye çalışmıyorlar. Anayasal bir hükümet istemiyorlar… Toprak hakimiyetini değiştirmek, toprağın şimdiki sahiplerini sınır dışı etmek ve dinsel kurumlara (kişiler) bir son vermek istiyorlar.’’

ABD Başkanı Woodrow Wilson, şöyle yazmıştı: ‘Birleşik Devletler’de ticaret ve endüstri alanındaki en büyük adamlardan bazıları bir şeyden ve birinden korkuyorlar. Bir yerde son derece iyi organize olmuş, son derece gizli, son derece dikkatli, son derece iç içe geçmiş, tam, her yere uzanabilen bir gücün var olduğunu biliyor ve onun gözünde kötü olmamak için yüksek sesle adını söylemeye bile cesaret edemiyorlar.’’
ABD Yargıtay Hakimi Felix Frankfurter ise şöyle demişti: ‘’Washington’daki gerçek yöneticiler görünmezdirler ve güçlerini perde arkasından kullanırlar.’’

Evet malesef dünyayı yöneten gizli kurmaylar mevcut.
Eğer öyle olmasaydı İsrail'in yaptıklarını tüm dünya seyirci olarak izlemekle kalmaz müdahale ederdi.
Kitap gündemi takip eden herkesçe okunmalı...
19.08.2006


Hayatını insanlığa adamış ve başkasının mutluluğu için yaşayan bir karakter anlatılmış kitapta.
Bu eser, hayatını davasına feda etmiş büyük bir insanı yeniden keşfetmiş olmanın heyecanını tattırıyor.
Eserin Bediüzzaman'ın gerçek hayat hikayesinden alınan anektotlarla örülmesi, kolay okunabilirlik imkanı sağlamış.
bence Üstad'ın hayatından haberdar olamk isteyen herkes bu eseri okumalıdır...
19.08.2006


Felaket ve helaket asrına Nurdan eserleriyle silinmez bir iz bırakan Bediüzzaman'ın, ıslahı zor görünen meselelere getirdiği çözüm teklifleri duyulup, öğrenildikçe, eserlerine ve şahsiyetine yönelen ilgi de hiç şüphesiz artmaktadır.
Bu ilginin sahiplerinin bizzat imza sahibi ilmi şahsiyetler olması da onun hakkında söylenilenlere ayrıca ilgi duyulmasını gerekli kılmaktadır.
Kitap Bediüzzaman hakkında çeşitli konulara değinmiş.
Kitabın hacminin az olması okunması konusunda da kolaylık sağlıyor.
İlgiyle okunacak bir eser...