Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

postacı32 Tarafından Yapılan Yorumlar

19.08.2006


Bir Kur'an tefsiri olan Risale-i Nur Külliyatı, Bediüzzaman'ın Allah'a olan coşkulu sevgisini, derin imanını ve Allah'ın dinine olan bağlılığını açıkça ortaya koyan çok hikmetli öğütlerle doludur.
Dinin olağanüstü şeylere ihtiyacı yoktur ama, bazen zayıf ayaklıların o oalğanüstülükleri görmeye ihtiyacı olduğu muhakkaktır.

Kitapta Bediüzzaman Hazretleri'nin ve Risale-i Nur'un mazhar olduğu ikramlar akıcı bir üslubla anlatılmış..
19.08.2006


Hicri 13. asrın en büyük İslam alimlerinden biri olan Bediüzzaman Said Nursi ömrü boyunca insanları Allah'a iman etmeye ve Kur'an ahlakını yaşamaya ve yaşatmaya davet ederek geçirmiştir.
Bu uğurda çok eziyetler görmüş, ancak o yaşadığı hayattan her zaman razı olmuş ve başına gelen her zorluğu büyük bir tevekkülle, sabırla, neşeyle karşılamıştır.
Bu kitapta Said Nursi Hazretleri'nin kulluğu noktasındaki misallerle donatılımış harika bir kitap.
Herkese tavsiye ederim...
19.08.2006


İnsan beyninin hipnoz ve kimyasallarla etki altına alınması çok eski tarihlerden beri bilinen ve kullanılan yöntemler.
Gelişen teknoloji, insan beyninin uzaktan etki altına alınması ve kontrol edilmesi iddialarını da beraberinde getiriyor.
Bu konularda araştırma yapan uzmanlar, insan beyninin ışınlar ve düşük frekanslı dalgalar ile etkilenmesine yönelik çalışmaları ortaya koyuyor.

Kitap merak edilen sorulara cevaplar vermiş..
19.08.2006


İslâm âlimleri, temyiz yaşına kadar çocuklara sert davranılamayacağını, dayağın “haram olduğunu” söylerler.
Bu yaştan önce verilen cezaların faydalı bir tesir yapmayacağı kanaatı vardır.
İslâmî terbiye, bülûğ öncesini hayata hazırlama safhası olarak kabûl eder ve temyiz öncesi devrede çocuğun çocuksu isteklerine müdahale edilmemesini ister.

İslâm, bülûğdan önceki yaşlarda çocukları aklen yetersiz görür ve onları kesin bir çizgiyle büyüklerden ayırır. Bu ayırım, onun aleyhine durum hâsıl etmez. Meselâ, çocuklara karşı işlenen bir suç, büyüğe verilecek cezaları hafifletmez veya çocuğun mirastan alacağı payın miktarını büyükten aşağı tutmaz. Bu ayırım, çocuğun aleyhine olacak durumları önler. Çünkü Efendimiz (S.A.V.), bülûğa erinceye kadar çocukların sorumlu olmayacağını belirtmiştir.

Batı âlemi, asırlar boyu “çocuk küçük insan, insan büyük çocuk” telâkkisine kapılarak, çocuğun ayrı bir fıtrata sahip olduğunun farkına varamamış, bu yüzden ayrı hükümlere ihtiyaç duymamış, herhangi bir suçun kanundaki karşılığı ne ise, idam etmeye varıncaya kadar, yaşına bakmaksızın, bütün çocuklara uygulayarak onları perişen etmiştir.

Batı âleminde son zamanlarda çocuk üzerinde derinleşen araştırmalar ortaya çıkarmıştır ki; çocuk, büyükten oldukça ayrı bir varlıktır. Öylesine ayrı ki; çocuğu, büyük insanı tahlil eden antropoloji esasları çerçevesinde incelemek zordur. Bazı âlimler, ayrı bir çocuk antropolojisinden bahsetmeye başlamışlardır. Resûlullah’ın 1500 yıl önce beyan buyurduğu bir gerçeği nihayet keşfetmiş olmaları bile, onlar için büyük bir hamle sayılabilir.

Dinimizin çocuklarımıza ve insan haklarına verdiği önemi gösteren güzel bir araştırma olmuş...
19.08.2006


Mübarek gün ve geceler yoğun sıkıntılardan kurtulmak, soluklanmak, kulluğumuzu ve hizmetlerimizi gözden geçirmek, nefis muhasebesi yapmak, şükür ve sabrımızı artırmak amacıyla manevi enerji depolamak ve kendimizi yenilemek için hazırkanmış istasyonlar gibidir.
Birbirinden güzel parçalardan derlemeler yapılmış kitapçık oldukça güzel hazırlanmış.
Ramazan'a yaklaştığımız şu günlerde okunmalı bence...