Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

postacı32 Tarafından Yapılan Yorumlar

09.11.2007

1919'da yazılan Lemaat isimli eserin kapağında, "Ramazan Hilali ve Bayram hilali arasından... Çekirdekler Çiçekleri, Müellifi Bediüzzaman Said Nursi" yazılıdır.
Daha sonra muhetemelen Kastamonu hayatı sırasında, başına Mustafa Sungur, Mehmet Feyzi Pamukçu ve Hüsrev Altınbaşak tarafından bir "tenbih" yazılarak Sözler'in sonuna ilave edilmiştir.
O zaman Çekirdekler Çiçekleri yazısının altına “Risale-i Nur talebelerine küçük bir mesnevi ve imani bir divandır.” cümlesi ilave edilmiştir. Eser, Bediüzzaman’ın Darü’l-Hikmeti’l-İslamiyye’de aza olduğu dönemde bir Ramazan ayında yirmi gün içerisinde, günde ortalama iki saat çalışmayla manzum olarak yazılmıştır.
Üstad Bediüzzaman’ın İstanbul’da ruhen mühim bir manevi inkılâbın arefesinde olduğu bu dönemde kaleme aldığı ve ‘nazma benzer bir nesir suretinde’ diye tarif ettiği eser, Nur Talebeleri için Mesnevi-i Nuriye haricinde ayrı bir fidanlık hükmüne geçmiştir.
Özet olduğu nisbette yoğun olan bu metin birbirinden mahiyetçe farklı meselelere dair Üstad’ın tespit, yorum ve çözüm önerilerini içeriyor.
Bu çalışma ile Üstad’ın Lemaat’e dair İhtar’ında yer alan “o âlî hakikatlere karşı dikkatsizlik ile hürmetsizlik etme!” tenbihinin tutulabilmesine yönelik kayda değer bir katkının da gerçekleştiği görülüyor.
Abdullah Aymaz’ın bu şerh ve izah çalışmasıyla birlikte dikkatten kaçan bir kısım hakikatlerin taliplileri için daha berrak ve net olacağı aşikar. Eserde yaklaşık doksan beş farklı mesele fasıllar halinde açıklanıyor. Sayfalar arasında gezerken adeta Fasıldan Fasıla serisinin tadını duymak mümkün...
09.11.2007

Belirli kesimlerin Osmanlı’ya olumlu yaklaşmamasından mıdır bilinmez imparatorluk tarihini derli toplu kaleme alan çalışmalar yeteri kadar yoktur Türkiye’de.
Hammer’in 10 ciltlik Osmanlı İmparatorluğu Tarihi bu alanda tektir neredeyse.
Yeditepe Yayınevi, geç de olsa güzel bir adım atarak, Romanya’nın gelmiş geçmiş en büyük tarihçisi Nicolae Jorga’nın 1908 ile 1913 yılları arasında 5 cilt halinde yayınlanmış Osmanlı İmparatorluğu Tarihi’ni Türkçeye kazandırmış.
Halil İnalcık’ın ‘önyargılardan oldukça kurtulmuş, ciddi bir eser’ şeklinde önsözünü kaleme aldığı ve Nilüfer Epçeli tarafından Türkçe’ye çevrilen eserin yayını, Osmanlı tarihçilerinden Kemal Beydilli, Feridun Emecen ve Erhan Afyoncu’nun kontrolünde gerçekleştirilmiş.
Ansiklopedi şeklinde kaleme alınmasına rağmen sıkmayan bir üslubu var.
Romanya’da meclis başkanı ve başbakan olarak görev almış Jorga’nın Osmanlı İmparatorluğu Tarihi’nin ciddi bir boşluğu dolduracağı kesin...
09.11.2007

Yıl 1935.
Aylardan nisan...
Eskişehir’de Bediüzzaman Hazretleri aleyhine haksız olarak bir dava açılır. Hapishaneden çıkmasını müteakip yine haksız olarak Kastamonu’ya sürülür. Hem de uzun bir müddet polis karakolunda kalmaya mecbur edilerek...
Daha sonra karakolun tam karşısındaki bir evde daimi gözetim altında tutulacaktır.
Bu çalışmada Risale-i Nurlar’a engin vukufiyeti ve İslami ilimlerdeki rüsûhu ile tanıdığımız Abdullah Aymaz, mektupları tek tek numaralandırmış, hemen her mektubun önüne açıklayıcı bilgiler koymuş ve açıklanması düşünülen kısımlarına yer vermiş.
Tam metin olmamasının yanı sıra, alınan bölümler kısmen günümüz okuyucusu göz önüne alınarak sadeleştirilmiş.
Gerek mektupların telif sebeplerine dair bilinmeyen noktaların belirtilmesi, gerekse de Nur Külliyatı içerisinde ilgili mektubun içeriğine dair daha geniş malumatın bulunduğu satırların nakledilmesiyle Kastamonu Lahikası’ndan umulan istifadenin daha da artacağı muhakkak...
09.11.2007

Üç ay içerisinde yüzde onun üzerinde kâra geçmezse fabrika kapatılacak... Üstelik verimlilik ve performans rakamları iyiyi göstermesine rağmen fabrika zarar ediyor. Siparişleri yetiştiremiyor, her acil sipariş fabrikanın daha da işlemez hale gelmesini sağlıyor...
Amaç, fabrikasına vade biçilen bir fabrika müdürünün yeni çözüm arayışlarını konu alıyor...
Ailesiyle ilgili bazı problemleri vardır... Krizden çıkmasında fizik hocası yardımcı oluyor ama hiç bir zaman formülü açık açık vermiyor; bu, fabrika müdürünün problemi anlama ve yorumlamada kazanılması gereken yetkinliği elde etmek için şarttır, başka da yolu yoktur esasen.
Ismarlama formüller içselleştirilmediğinde bir şey kazandırmayacağı açıktır. O nedenle sorunla yüzleşmek gerekir.
Aslında bizim de yakından bildiğimiz bir problem, bir kişi çalışıyor ama nece çalışıyor; şirketin amacına hizmet etmeyen bir performansın kime ne yararı var? Üstelik enerji kaybı söz konusu.
Kitapta çok çarpıcı görüşlerle karşılaşacağınız kesin.
Bir kere maliyet muhasebesi kavramını, performans değerleme ölçülerini sorguluyor ve kitabın isminden de anlaşılabileceği gibi amaç kavramı üzerinde farklı açılımlar getiriyor.
İş dünyasına yönelik kitapların çokluğu göze çarpıyor bugünlerde, herhalde bir ihtiyacı dolduruyor. Ekonomik kriz yaşayan şirketlerin krizden daha iyi bir durumda çıkmaları yeni alternatif çözüm önerilerine açık olmalarına bağlı. Zaten eski sistem iyi olsaydı kriz olmazdı değil mi? İşte amaç böyle bir arayışı konu ediyor.
Amaç, sağduyumuzu kullanarak bilimi fildişi kulesinden çıkarıp ait olduğu yere, hepimizin erişebileceği bir yere koymamızı ve böylece etrafımızda gördüğümüz herşeye uygulanabilir hale getirmemizi öneriyor. Esasen bunun için hepimizin beyni yeterlidir, sadece gerçekliği görmekten kaçmamak gerekiyor.
09.11.2007

Türkiye gibi Müslüman bir ülkede Müslümanın sosyal—siyasal sorunları ile ilgili uzman kişi olarak ilgisiz kişilerin TV’de boy gösterdiği düşünülürse, İslam hakkındaki cehaleti ve önyargısı olan Batının ve onun medyasının ne tür uzmanlara dayanarak Müslümanlara dair meseleleri ele aldıklarını bir düşünün.
Ve önyargının tehlike ve düşman hattına kayışını da..
Bu kitabın yazarı da bu kifayetsiz uzman — muhteris medya ilişkisinin oluşturduğu gerçekten yoksun bilgi ağının ve tabii bilgi yığınının sonuçlarından şikayet ediyor.
ayrıca yazar, Kur’an, Hadis, Sünnet, Peygamber (Hz. Muhammed) gibi temel bazı konularda da genel değerlendirmelerde bulunmuş...