Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

postacı32 Tarafından Yapılan Yorumlar

05.11.2007

Gökhan Akçura insanların hikâyesine olan tutkusunu şöyle anlatıyor: “İnsanları merak ederim. Hiç tanımadığım insanları, sadece adını duyduklarımı, bir şarkısını dinlemeden öte yaşamıma girmemiş insanları...
Bazıları kitaplarda yaşar benim için, bazılarıyla oturur kahve içer, sohbet ederim...
Deniz fenerlerini inşa edenlerin, kendini ‘şiir kralı’ diye tanıtmaktan hoşlananların, surdışı insanlarını anlatan mütevazı yazarların hayat hikâyelerine sızmaya çalışırım. Kadınlarla tanışırım. Balat’ta sinagog anahtarlarını belinde taşıyanlardan, Nazım Hikmet’in kendisi için şiir yazdığı kadınlara, Bebek’te badem ezmesi yapanlardan, Fehim Paşa’nın konağındakilere kadar...
Kadınların saçlarını daha güzel yapan adamların, ilk reklam filmlerini çeken yönetmenlerin, çocuklara Kaygusuz Abdal şarkıları söyleyen şarkıcıların yol arkadaşı olurum.” Kitap, ıvır zıvır tarihinin 8. cildi.
05.11.2007

Anadolu’nun Türkleşme ve İslamlaşma sürecinde Selçuklu Hanedanı etkili bir rol oynadı.
Selçuklu hakimiyeti, Anadolu topraklarındaki 3 bin yıllık Türk varlığının sadece küçük bir kısmı. Ancak aynı dönem, İslam’ın ve Türklüğün bu coğrafyada kalıcı ve şekillendirici bir unsur olmasında çok büyük bir etkiye sahip.
Bu süreç 1071 Malazgirt Zaferi’yle başladı, İznik’in Anadolu Selçuklu Devleti’ne payitaht (başkent) olmasıyla devam etti.
Sonrasında aynı topraklar Osmanlı Devleti ve halefi Türkiye Cumhuriyet’ine de ev sahipliği yaptı.
İlköğretim sıralarından üniversite amfilerine kadar Türkiye tarihi denince ilk anlatılanlar hep bunlar oldu. Ya geri kalanı? Anadolu’da bu hareketlenmeyi başlatan Selçuklular kimlerdi? Nasıl yaşarlar, kimlerle dostluk kurar ve alışveriş yaparlardı? Bütün bu sorulara ve daha fazlasına kapsamlı cevap verebilen ilmi bir eser için 1971 yılına kadar beklemek gerekti. Prof. Dr. Osman Turan’ın Malazgirt Zaferi’nin bininci yılına atfen hazırladığı ‘Selçuklular Zamanında Türkiye’ adlı kitap ilk olarak bu tarihte yayımlandı. Turan’ın gençliğe armağan ettiği bu eser ilmi çevrelerde kabul görünce yeni baskılar peş peşe geldi.
05.11.2007

Bir tarafta meslek hayatı bir tarafta yazıyla kurduğu ilişki. Çehov bu durumu iki eşlilik olarak yorumluyor. Dünya edebiyatına Martı, Vanya Dayı, Üç Kız kardeş ve Vişne Bahçesi gibi başyapıtlar armağan eden Çehov, aynı zamanda iyi bir hekimdi.
Hekimliğinden gelen gözlem gücüyle tıp, hastalar, hastalıklar, hastaneler, hekimler üstüne öyküler de kaleme almış.
Doktor Çehov’dan Öyküler’de, onun bu tür öyküleri bir araya getirilmiş. Çehov’un bu kitaptaki karakterlerine, yaklaşımı da farklı.
Gündelik yaşamın bağrından gelen, umarsız karakterlerini, tıpkı hastaları gibi, hep ‘iyileştirmeye’ çalıştığı görülüyor.
Çehov, çarlık dönemindeki siyasi çıkmazları, basit insan yaşantılarını büyüteç altına almadaki ustalığı, Tolstoy’u hayran bırakan yalın biçemi, gelenekselliği aşan anlatım biçimiyle dünya edebiyatının ustaları arasında yer alıyor.
04.11.2007

Alfred Hitchcock’un aynı adla sinemaya uyarladığı bu sürükleyici roman, usta yazarın ilk yapıtı olma özelliğine sahip. Trendeki Yabancılar, bir polisiye olmakla beraber edebi—polisiyeler kategorisine girebilir.
Babasından nefret eden hatta onu öldürmek isteyen çılgın bir gençle, karısından boşanmak üzere çıktığı yolculukta bu gençle yanyana düşen genç ve parlak bir mimarın talihsiz ve özellikle mimar açısından zoraki birlikteliklerinin hikayesi.
Mimarın isteksizce başladığı sohbetin korkunç cinayetlerle sonuçlanabileceğini kestirmek mümkün değil tabii. Çünkü karşısında Vahşi Batı’nın bir ferdi bulunduğunu, boşanmak istediği karısının ölüm haberini aldıktan bir kaç ay sonra anlayacaktır.
Ne kadar kaçmak istese de bu ‘talih’ten ve tren yolculuğu arkadaşından kurtulamayan mimarın kötülükle tanışması da pek geç olmuyor.
heyecanla okunacak bir kitap...
04.11.2007

Kitap sevginin/aşkın, sonrasında bir ideal haline gelen evliliğin, evlendikten sonra aşkı ve sevgiyi korumanın yollarını, eşler arasındaki problemlerin nasıl aşılabileceğini, çocuklara bakışı, çevreyi yorumlayışı, örnek ve mutlu aile olmanın ne anlama geldiğini anlatırken; dünya ölçeğinden ülkemize doğru geniş bir yelpazede yaşanmış hayatları gözler önüne sermeyi hedefliyor.
Kitap edebi bir üslupla kaleme alınmış. Okumayı zevkli ve anlaşılır bir hale getirmek için küçük kıssalar, şiirler, okuma parçaları, espriler, ünlü kişilere ait sözler ve tabii sevgi ve aşkı anlatan resimler kullanılmış...