Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

postacı32 Tarafından Yapılan Yorumlar

04.11.2007

Faruk Bildirici’nin, her halinden ciddi bir çalışmanın ürünü olduğu izlenimi veren ‘dosyaları’ doyurucu olduğu kadar sürükleyici de. İyi bir gazetecilik örneği.
“Anıtkabir, Racon, Zambak” Cumhuriyet boyunca yaşanan siyasi—ekonomik sarsıntıları Anıtkabir defterlerine, Cumhuriyet’in değişen yüzünü de nikâh defterlerine yansıyan boyutlarıyla ortaya koyuyor.
Bir yandan raconsuz kalan mafyayı, nüfus sayımlarında uygulanan yasakları, tatbikat furyasını, plaket sevdasını, çelik kapı alışkanlıklarının arkaplanını inceliyor.
Öte yanda da bez mendillerin, video kasetlerin ve de kumzambaklarının yok oluşunu anlatıyor.
Faruk Bildirci okurun karşısına günlük yaşamdan aldığı kesitler üzerine araştırmalarıyla çıkıyor. “Akıp giden zamanın ritmine uygun kalem oynatma’ ve Anadolu insanının değişimine tanıklık etme çabasının bir ürünü.”...
04.11.2007

Tamer Korkmaz, gazeteden yazılarını zevkle okuduğum bir isimdir.
günlük yaılarında kendine has, mecazlı, kinayeli bir üslub oluşturmuş.
Kitabında, Tamer Korkmaz’ın kaleminden mecaz kuşanıyor isimler; mesela Güneri Civaoğlu’na Hacı Jack Nicholson, Ertuğrul Özkök’e Antoni Banderas Bandıralı isimlerini yakıştırıyor, ondan sonra söyleyeceklerini söylüyor.
Hem de “kıvırmadan”. Anlamsız ve gereksiz gerekçelerle ‘orta yolu’ bulmaya çalışmıyor. Bütün bunları gelişmiş bir mizah duygusu ve koyu bir ‘ironi’yle yapıyor tabii.
Korkmaz’ın yazılarını okumak için biraz futbol, fazlaca sinema bilgisi ve hafızası, mebzul miktarda da ‘düz mantık’ karşıtlığı olması gerekiyor.
“Kükreyen fare ve müridleri” Tamer Korkmaz’ın Zaman Gazetesi’nde yazdığı bazı yazıların bir araya gelmiş hali.
‘Derleme’ kitaplar bazen sıkıcı olabiliyor ama Tamer Korkmaz’ın farklılığı geçmiş zaman yazılarını okurken tekrardan kaynaklanan sıkıntının yaşanmaması.
Ne de olsa Deni de Vito Korkmaz yazıyor...
04.11.2007

Fawaz Gerges, Amerika’nın son 20 yıldaki İslam politikasını mercek altına yatırmış.
Amerika’nın İslam’la ilişkileri konusunda taraf olmak yerine, durum tespiti yapan Gerges, yeni bir şey keşfediyormuşçasına büyük iddialarda bulunmak yerine, tamamen yaşanan gerçekliği ortaya koymaya çalışıyor.
Kitap oldukça düzenli bir sistematiğe sahip.
Söz konusu olan Amerikan yönetiminin İslam’a bakışı ve politikaları olduğu için, öncelikle, Washington yönetiminin karar alma sürecinin nasıl işlediğini ve İslam politikası belirlenirken ne gibi faktörlerin rol oynadığını ele almış. Daha sonra somut veriler ışığında Carter döneminden Clinton’a kadar tüm Amerikan başkanlarının İslam, İslami hareketler, siyasal İslam ve İslam ülkeleri konusundaki politikalarını ayrı ayrı ele alarak, bu politikaları etkileyen usurları Mısır, Cezayir, İran ve Türkiye paralelinde ortaya sermiş.
ilgilenenlere faydalı olacağı kanaatindeyim..
04.11.2007

Ruşen Çakır, Türkiye’deki İslami kesimi kırıp—dökerek, düşüp—kalkarak izlemeye devam ediyor. İslamcı diye tabir edilen kitle hakkındaki geleneksel yanılgı ve saplantıların yer yer sergilendiği bir çalışmayla Çakır yine karşımızda
Fakat kitap, Hizbullah hakkında günışığına çıkmamış önemli anekdotları da içeriyor. Kitapta sadece Hizbullah değil, diğer İslami oluşum ve kesimler de irdelenmiş. Can alıcı bazı derin noktalar, “İslami kesimin saplantısı, samimiyetsizlik” türü garip bir eleştiri mantığıyla reddedilmiş. Kitap, titiz ve detaylı bir araştırmaya dayanmak yerine, biraz da Gaffar Okkan’ın öldürülmesiyle yeniden gündeme gelen Hizbullah sendromu ortamında, “piyasa yapmak” için yazılmış izlenimi veriyor. Kitapta, bazı “radikal” İslami kesimler Hizbullah’ın uyguladığı vahşetin bir benzerini sahneye koyabilecek potansiyel tehlikeler olarak verilmiş.
04.11.2007

İyi eğitim görmüş, varlıklı bir genç adam. Kitapların dünyasına küçük yaşta başladığı yolculuk giderek çetrefilleşiyor.
Kıtalararasında geçen bir eğitim ve kariyer, güzel sanatlarla biçimlenen bir hayat.
Dünyanın en iyi yazarını bulduğunda, yitirdiği sevgilisini de bulacaktır sanki. İyi de, dünyanın en iyi yazarı kim? Sevgilisi nerede? Ama kahramanın bir kılavuzu var: Oktay Rifat’ın şiirleri. Hedefi de var: Edirnekâri bir sandık. Selçuk Altun bu ilk romanında okuyucuyu kahramanı aracılığıyla güzellikler arasında ve sanatın ürperticiliği içinde sürüklüyor.
Anadolu kentlerinin pastoral iklimi, Boğaz’ın lirik atmosferi, Beyoğlu ve Manhattan’ın arka sokakları ile gezegenin çizgidışı noktaları bu uzun ve zevkli yolculuğun ara durakları. Antika objeler, tablolar, şiirler ise merakı körükleyen unsurlar olarak yer alıyor.