Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Judithx Tarafından Yapılan Yorumlar
Bütün seriyi az önce bitirince yorum yazayım dedim. Bence oldukça güzel bir seri ve ben erotizmle harmanlanmış kitaplara karşı olmama rağmen 4. kitap bir an önce çıksa da okusam diye beklerken buluyorum şu an kendimi. İlk iki kitapta Gideon'dakii ilişkiye bakış açısını sapkınca bulmama rağmen bu kitapta sanırım tüm sırların ortaya dökülmesi sebebiyle biraz daha durulmuş bir Gideon'la karşılaştım. Ya da ben onun sapkınlıklarına alıştım. Gideon'un annesi yerine, Eva'nın annesi vardı kitapta. Bu da aslında çocukluk dönemlerinde geçirilen travmaların atlatılmasında ailenin rolünün ne kadar önemli olduğu göstermek için yazar tarafından bilinçlice veya bilinçsizce yaratılmış karakterler diye düşünüyorum. Eva'nın sosyal hayatının Gideon'a göre daha iyi olması sanırım bu durumun bir sonucu. Carry ve Mark'ın ilişkilerinde alışılagelen türden olmaması ve rahatça sergilenmesi Amerika'da artık her şey zıvanadan mı çıktı düşüncesini getiriyor akla. Aslında birçok kişi bu tarz kitaplara karşı ancak ben bu serinin diğer günümüz aşk romanların pek bir farkı olduğunu düşünmüyorum. onlar da cinsellik var. Burada biraz daha aleni. Hatta bu kitaptaki ailevi olayların okuduğum bir gençlik romanına da oldukça yakın buluyorum. Nathan'ın cinayeti ile ilgili gelişmeleri, Carry'yi ve Gideon'un ailesi ile olacak olayları sabırsızlıkla bekliyorum.
Büyük bir tedirginlikle başladığım kitaba. Çünkü yazarın daha önce Mimoza Sürgünü adlı kitabını pek beğenmemiştim. Nar Ağacı'nı bittiğinde üstümden bir silindir geçmiş gibiydi. Sanki ben de yazarla birlikte gittim İran'a, Batum'a, Rusya'ya... O savaş zamanında insanların çektiklerini sanki ben de gördüm. En çok beğendiğim bölümler Setterhan'la birlikte anlatılan İran, aslında Doğu, idi. O mistik havayı içime çektim doyasıya.
Zamanlar arasındaki geçişler, bilinç akışı harika bir şekilde verilmiş romanda. Merak ediyorsunuz nasıl buluşacak Settarhan ile Zehra diye. Üstüne üstlük yazar da okuyucuyla bir olup merak ediyor. Sizin yanınızda yer alıyor.
Aynı zamanda kahraman bakış açısıyla yazıldığı için de kitap ayrı bir değerli. Çünkü kahraman bakış açısıyla yazmak demek yazarın kalemini rahat hareket ettirememesi demek. Ama yazar o kadar güzel atlatmış ki o zorluğu...
Gözyaşlarım aktı yer yer. Hele sonunda sel olacaktı. Ben olsam ben de yalvarırdım herhalde beni görün diye.
Nazan Hoca'mı geç fark ettiğim için çok üzgünüm ama geç de olsa fark ettiğim için mutluyum. İyi ki okumuş ve tanımışım kendisini ve kalemini. Şimdi diğer kitaplarını okuma zamanı.
Az önce bitti ve beni de bitirdi. Konunun karmaşıklığı güzeldi ancak sonunu ve bu sonun nedenleri o kadar ağır ilerleyen romana pek uymamış. Ayrıca yazar tam olayı anlatmaya başlarken veya bir konuşmanın ortasında kahramanın iç konuşmalarına yer vermiş. Bu da okuyucunun ilgisini ve konuyu dağıtmış. gereksiz uzun paragrafların oluşmasına neden olmuş. Zaten romanın sürükleyiciliğini bozan ve okuyucuyu yılgınlığa uğratıp kitabın zor bitmesine sebep olan da bu durum. 528 sayfalık roman aslında 300-350 sayfa eder.
Oldukça güzel ilk kitaptan sonra hemen başladım. Kitabın başlarındaki konu benzerliği sıkıcıydı. Birçok yazar seri kitaplarında konu tekrarına gitme gafletinde bulunuyor.ancak konu kitapta daha sonra farklılaştı. O yüzden okumaya devam ettim. İlk kadar olmasa da okunmalı diyorum.
Az bir beklentiyle okumaya başladığım fakat oldukça keyifle okuduğum bir kitap oldu. Bu tarz kitap severlere mutlaka okuyun derdim.