Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899
E-Dergi
Toprak Tan Tarafından Yapılan Yorumlar
Osman Öndeş'in titiz çalışmalarından biri. Bir medeniyetin kendi evlatları tarafından hem de resmi kararlarla nasıl yok edildiğini ortaya koyuyor. Belgeler ve fotoğraflarla. Avrupa'ya özenen Türkiye'nin kendini inkar süreci bir bakıma. Sultanahmet'te Nuruosmaniye'de ve daha pek çok yerde hala bulunması gereken eserler yerlerinde yoklar. İşte planlı tahribat sonucu. Avni Paşa'dan sonra Öndeş'in ikinci bombası. Ancak anlatım biraz daha edebi olabilirdi. Tek eksiği budur.
İstanbul'un fethi üzerine şimdiye kadar onlarca kitap okumuş biri olarak söylüyorum bu eser bambaşka bir şey. Hıristiyanlar arasındaki kıyametin geleceği dedikodularının 1453'e tesadüf eden vechesi ele alınıyor. Bizanslılar bu kehaneti nasıl büyük bir iman gibi kabul ettiklerini ve Fatih'i deccal olarak gördüklerini anlatıyor. Ardından da yerli yabancı bütün esas kaynaklardan fethi anlatıyor. Emecen'in araştırmacılığına bir örnek olarak şunu söyleyeyim: Fetih sırasında ay tutulması olduğu rivayeti çok yaygındır. Hoca da bu rivayeti bilimsel temele oturtabilmek için NASA'nın geriye dönük tahlillerini kullanmış. Heyecan verici değil mi?
Osmanlı Geriledi mi? gerilemedi mi? "Amaan canım bunun ne önemi var" demeyin. Osmanlı tarihinin daha doğrusu tarihin kırılma noktalarından biri bu soruda saklı. Bizi biz yapan değerler bu anlamda gizli. Bu yüzden önemli ve bu yüzden bir düzineyi aşkın alim bu konuda kalem oynatmış. Ne önemi mi var, okuyun anlayın derim ben.
Geçmiş hakikaten ayrıntıda saklı, aynı şeytan gibi... Bunlar tarihin içindeki şeytanlar ve sadece usta tarihçiler eliyle tespit edilip kovulabilir. Cemil Koçak gibi... Kitaplar, özellikle hatıralar arasında saklı kalan, yeni yayınlara sokuşturulan pek çok şeytan, ya da "geçmiş" bu kitapta. İpek Çalışlar'dan, Murat Bardakçı'ya uzanan bir eleştiri zinciriyle birlikte. Cemil Hoca'nın İletişim'den çıkan koca koca kitaplarının denizine henüz girmediyseniz, deneme yüzüşleri için çok faudalı bir kitap. Samimi uslubuna hayran kalacaksınız...
En ufak bir şüphe olmadan diyebilirim ki, Cmhuriyet dönemi'nin en iyi kitaplarından biri. Demokrasiye geçiş karmaşası en ince ayrıntısına kadar ele alınmış. 560 sayfalık eserin tamamı 1945-1950 dönemini anlatıyor. Ama sakın bizi ayrıntılarda boğacak diye korkmayın! Öncelikle mükemmel bir tarihsel zeminle giriş yapıyor. Ardından dönemin bütün ideolojik kamplar tek tek ele alınıyor. Yani Türkiyedeki demokrasinin doğuşundaki bütün sancılar, orijinal bilgi, fevkalade teknik ve kusursuz bir tercümeyle Kitapyurdu'nda. Elinize almamanız büyük eksiklik olur...