Toplam yorum: 3.285.372
Bu ayki yorum: 6.899

E-Dergi

~ Ahmet Haşim ~ Tarafından Yapılan Yorumlar

20.03.2014

Uzun zamandır okuduğum en iyi tarih kitabı. Ayrıca Osmanlı imparatorluğu ve Osmanlı yaşayışı hakkında çok ince detaylar, anlaşılır bir dille ele alınmış. Bu kitap ayrıca genel okurlar için iyi bir kaynak teşkil etmekteKitabı hiç tereddüt etmeden aldım ve bir çırpıda bitirdim. Ancak bizim gibi tarihçi olmayan, tarih meraklısı olanlar için kitabın bir kere okunması hemen unutulmasına sebep oluyor. Kitap defalarca okunacak kadar değerli bir eser... Osmanlı İmparatorluğu üzerine çalışmalara ömrünü ayıran çok değerli tarihçimiz Halil İnalcık´ın bu güzide eserini bütün herkese tavsiye ederim.
20.03.2014

Kitabın ilk sayfasını okuduğunuzda dili garipsiyorsunuz. "Bu kitap bu şekilde naslı gidicek diyosunuz". Ama üçüncü sayfadan sonra kitap öyle bir içine çekiyor ki sizi gerek dili gerek konusu gerçek ile hayalin fantastik kurgularla birleştirildiği bir dünyada buluyorsunuz kendinizi.Kitabı temel ihtiyaçlarımı karşıladığım bir kaç molada ara verecek şekilde bir günde okudum. Genel akış içinde çokça kullanılan eski kelimelere rağmen kitabın dili ve sürükleyiciliği bakımından bir fikir verebilir sanırım bu veri. Tarih bilgisiyle harmanlanmış bir hayalgücüne, farklı farklı karakterlerin hem bağımsız hem birleşen kaderleri eklenmiş ve ortaya müthiş bir büyük masalı çıkmış. Felsefi çıkarımlar ve sürprizler de var kitapta. Genel olarak hoşuma gitti benim, tavsiye ediyorum.
20.03.2014

Kitapta anlatılmak istenen bir şey vardır. Ve insanların bir kısmı bunu kaçırır. Bence bu kitapta o kazaya kurban giden bir kitap. Kitapta anlatılmak istenen mutluluğun bedelidir. Kitaptaki dünya, bugün yaşayan bizlere korkunç geliyorsa, bunun bir nedeni vardır. Elbette bugün birçok kişi mutlu olmayı ister ve mutlu olmak icin birçok şey feda eder. Peki buna özgürlük dahil mi? İşte konu burada. Yazar aslında konuyu okuyucuya bırakmış. Kitap yazıldığı zamanda hızlı bir teknolojik kalkınma vardı. Ve bunun sonunda geleceği iyi yorumlayan Huxley, güzel ve isabetli bir ütopya önerisinde bulunmuş ama bunu yaparken olumlu değil olumsuz yaklasmış olaya. Çünkü özgürlükçü biriymiş. Ayrıca son olarak bugün bu kitapta anlatılan dünya bize korkunç geliyor. Çünkü gözlerimiz daha kapatılamadı. Bir çok kişi hala dünyanın mutluluk için olduğunu düşünmekle birlikte, bir o kadar insan da başka amaçların izini sürüyor .
İşte bu kitap da bize herkesin mutluluktan baska amaçlar araması gerektiğini söylüyor, çünkü en azından kitapta anlatılan türde bir mutluluk bugünkü bizleri tatmin etmiyor.
20.03.2014

Ben anti-ütopyaları genelde "felaket kehanetleri" olarak algılamayı tercih ederim. Sorgulamak ya da uyarmaktan çok kurgulamak ön plana çıkar. Zaten bu nedenle "mutlu son"la biten anti-ütopya çok azdır.

Anti-ütopya yazarları okuyanlara bu felaketi öncesinde bertaraf etmenin yolunu göstermezler. Zaten ilk andan itibaren anti-ütopyada olduğunuz için oraya nasıl gelindiğini (muğlak birkaç tarih saptaması dışında) bilemezsiniz. Ne de anti-ütopyadan kurtuluş için bir çıkış gösterirler. Tanım gereği anti-ütopyadan kaçış yoktur.

Orwell'in proleterleri ile Huxley'in vahşileri aslında aynı şey: Sistem-dışı ve risk oluşturmayan, sözcüğün tek anlamı ile, güruh. Nasıl 1984'de proleterlere bağlanan umut boş çıkmaya mahkumsa 'cesur yeni dünya'da da 'kurtuluş' vahşiler eliyle olmayacaktır.

"Mutluluk"? Vahşiler mi daha mutlu, yoksa beta-artı'lar mı? Ne kadar anlamlı bir soru bu? 'Mutluluk' ya da 'özgürlük', özellikle bir anti-ütopya ortamında, ne derece anlamlı ve tartışılabilir kavramlardır. Mutlak bir mutluluk var mıdır gerçekte?

'Cesur yeni dünya' bir anti-ütopya. O kadar.. Ama ilginç olanı bu anti-ütopyanın kimilerine (bkz. David, Deniz ve Cenk'in eleştirileri) çekici gelmesi. O nedenle diyoruz ya, ütopyanın tanımı gereği olan 'varolmaması' özelliği yeni binyıla yaklaşırken sorgulanmaya açık...
20.03.2014

Yaşar Kemal , şaşırtmak ve romanın uzun soluğunu kesmek için bu minik devi yazmış olmalı. Zira beğenilmeme ya da ben onu anlamama olarak tanımlıyorum ÿ; Nedeni bariz bir beklenti yumağı. Romanın devasa bir akışını bu kitapta aramak saçmalık olur çünkü bu eser bir romandan çok daha fazla açık pencereler bırakıyor. Bu da romanın tahmin edilemez ve sıradışı oluşunun dinamikliği sağlıyor. Karakter , doğa ve hikayenin zaman tasvirleri kusursuz. Yaşar Usta´nın ölmez eserlerinde biridir çünkü aslında 76 sayfada bittiğini sandığımız hikaye hala devam etmekte. Saygılar.Diğer Yaşar Kemal kitaplarının aksine oldukça kısa, elinize alıp okumaya başladığınızda ne zaman bittiğini anlamıyorsunuz bile. Fakat usta bir yazarın kaleminden çıktığı nasıl da belli, bir Anadolu kasabası, istasyon, Alamancı kadın, hepsi bir bir, tiyatro gibi gözünüzün önünde canlanıyor. Ben çok tat aldım.