Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar

20.02.2026

Bayan Ming, kitabın kapağından da anlaşılacağı üzere yaşını almış bir ninemiz. Çin’de dayatılan bu politika yüzünden tek çocukla kalmış bu kadın bir tuvalet hizmetlisi. İş için oraya gelen bir beyle yaptığı sohbette kendisinin on çocuğu olduğunu söylüyor. Ara ara yaptıkları muhabbetlerde de bu on çocuğunun hikayesini anlatıyor. Adam inanıp inanmamak arasında gidip gelirken, on çocuğun varlığına dair söylemler duyuyor. Sonra bir gün Bayan Ming bir kaza geçiriyor ve adam da Ming’in hayattaki tek kızıyla tanışma fırsatı buluyor. Sonrasında ise gerçekler tek tek dökülüyor.
17.02.2026

Tamam kitap çok güzel de, abi mahvoldum ben ama ya!
Kitabın ne kadar sattığı ya da hangi ödülleri aldığı umurumda bile değil. Dünya üzerinde milyonlarca belki de milyarlarca kanser hastası olduğunu düşünürsek ve baba acısı yaşamış, ortak acıya sahip bunca insanın varlığını da düşünürsek; kitabın satmaması, başarısız olması imkansız olurdu. Tamam kitap çok güzel de, abi mahvoldum ben ama ya!

Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi?
15.02.2026

Jane, çok küçük yaşta ailesini yitirir ve ona dayısının karısı, yengesi bakmaya başlar. Bu da aslında bildiğimiz bir hikayeye kapı aralar. Yenge kızı istemez, yatılı okula gönderir. Kendine has kişisel özellikleri olan bu hanım kızımız, yatılı okulda zor günler yaşar. Karakteriyle hep ön planda olan Jane, eğitimi sona erdiğinde aynı okulda öğretmenliğe devam eder. Sonra mürebbiye olarak girdiği evde, evin beyine aşık olur(Efendim, efendim diye geziyordu peşinde). Kader onları bir araya getirmemek için türlü tuzak kurmuştur ki, kitap uzadıkça uzasın. Bu iki birbirini seven aşık ayrılmak zorunda kalır. Türk filmlerinden bildiğimiz bir tesadüf sonucu, Jane sığındığı evde kayıp akrabalarını bulur. Bu evdekiler bibisinin (halasının) çocukları çıkar. Hala oğlu oldukça değişik bir tip, Jane’e “gel seninle evlenip, Hindistan’da misyonerlik yapalım” der. Jane ise pışşığğk deyip, eski sevdiceğinin peşine düşer. Eski sevdiceği adam da bu arada kör olmamış mı
02.02.2026

Aslında hikayemiz basit. Aşık olduğu kızla evlenmek isteyen beyzâdemizin , kendi istediği kızla evlenmesini arzu eden annesi… Sanki komşu teyze gelmişte, bana başından geçen bir olayı anlatıyor gibiydi. Tanıdık bir konu güzel bir şekilde ele alınmıştı. Evladının mutluluğunu istediğini düşünen anneler, onların gönlüne de müdahil olabileceklerini sanıyor. Bu emeline ulaşanlar da vardır elbet, lakin evladına ebedi bir mutluluk garanti etmek kimin haddine? Anneler ne derse doğru söyler. Ama kendisiyle ilgili gönül işlerinde çocuğun söz hakkı daha üstündür.
24.01.2026

Yazar "Ömrümün ilk yirmi senesini Fontamara'da geçirdim. Bunun hakkında da söylenecek fazla bir söz yok.Yirmi sene aynı gök, aynı toprak, aynı yağmur, aynı kar, aynı evler, aynı kilise, aynı bayramlar, aynı yemek, aynı sefalet...
Atalardan dedelere, dedelerden babalara, babalardan çocuklara geçip gelen bir sefalet" diyerek başlıyor. Kitap Mussolini rejimi döneminde yaşananları konu alıyor. FONTAMARA bu köyün adı, hikayemiz ise bu köyün ezilen halkı. Aslında bu köydeki halkın hikayesiyle tüm ezilen köylünün hikayesi.