Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar
Bir köpeğin gözünden yazılmış bir kitap…. Öncelikle belirtmek isterim ki, kitap anlatımı ve çevirisi dolayısıyla biraz kusurlu, yani duygular konuyla tam bir bütünlük halinde ilerlemiyor(Belki de bana öyle gelmiştir). Bir Aytmatov (Dişi Kurdun Rüyası) veya Jack London ( Vahşetin Çağrısı) değil, fakat o yolda ilerleyen bir kitap. Yazıldığında siyasi nedenlerle yayınlanamayan kitapta,
///Sibirya’daki mahkum kamplarından birinde özel eğitimli, sahibine ve “göreve” sadakatle bağlı bir köpek anlatılıyor. Politik bir alegori, modern bir fabl… Efendi ve köle hikayesinde Ruslan’ın gözünden , biz iki ayaklıların acımasızlığı, barbarlığı, bencilliği var. Annesi de bir Gulag (Sovyet rejimi karşıtı unsurların hızla kovuşturulması ve toplumdan soyutlanması için kurulan bir tür yargı ve infaz sistemidir) kurbanı olan yazarın farklı kalemi, uçtu uçtu kütüphaneme kondu bakalım ///
Sabahattin Ali’nin kızı Filiz, babasına ait bir sandık evrakı saklamış. Buradan çıkan birçok hikaye, şiir ve makale yazarın #çakıcınınilkkurşunu kitabında yer bulmuş. Aynı evrak arasından çeşitli mahkeme tutanakları,savunma metinleri, mahkeme kararları, hapishane notları,belgeler ve çok sayıda mektup da işte okuduğum #mahkemelerde kitabında yayınlanmış. Sabahattin Ali’nin nelerle suçlandığı, kendini nasıl savunduğu,ne hükümler giydiği ve hapishane izlenimleri notlarını, Nezihe Sayhan ve Nüket Esen derleyerek, asıllarıyla beraber kitapta yayınlayarak bu kitabı oluşturmuş. Kitapta, tanıdığımız Reşat Nuri Güntekin, Aziz Nesin, Cemal Barlas ve Falih Rıfkı gibi isimlere de rastlıyoruz. Sabahattin Ali’nin yaşadığı adli sorunlar kuşkusuz onun hayatının önemli bir parçasıdır. İşte bu yüzden #mahkemelerde kitabı, onun külliyatını oluştururken diğer kitapları arasına ve kütüphaneme çok yakıştı.
Ellili yaşlarının sonlarından beri kör olan Borges, kendisine kitap okuyan insanlarla buluşuyordu evinde. 1964’ten 1968’e kadar Jorge Luis Borges’e okuyan insanlardan biri olma şansına eren yazarımız, ona kitap okumaya başladığında henüz on altı yaşındadır.
Borges’inki özel bir körlüktü, doğumundan beri -babası ve büyükbabasından kalan bir hastalık olduğu için- bekleniyordu. Bu yönüyle bana Aşık Veysel’i hatırlattı. Dünyaya kapalı gözleri, kalbini iki kat açmıştı. Evi kitaplarla dolu bu yazarın, çocukluğundan beri kaplanlara olan özel ilgisi ve bir arkadaşının evcil bir kaplanla onu yan yana getirmesi ise kitapta en unutulmaz anılarından biriydi benim için. (Borges’e ait hiçbir kitap okumadım henüz. Sadece bir kitapçıda ayaküstü#alçaklığınevrenseltarihi kitabının bazı kısımlarını okudum. Ve o satırların büyüsü ile onu okumaya karar verip, öncesinde biraz bilgi edinebilmek bu kitabı aldım. Yazarın evinde şöyle biraz gezindim, sıra kitaplarında)
İslami kesim için, belki de Necip Fazıl’dan sonra gelen en önemli düşünce adamlarından biri #sezaikarakoç . Denilir ki, Sezai bey üniversite yıllarındaki sınıf arkadaşı Muazzez hanıma karşı platonik hisler besler. E sevda değil midir nice dilsizi bülbül eden? Sezai bey alabildiğine utangaç ve sessiz, Muazzez hanım alabildiğine güzel ve umursamaz… Ama kader bu utangaç adamın,bu güzel kadına yazdığı şiiri alır, edebiyatın en güzel yerine konduruverir. Şiirler yazıyordur ama gizli saklı. Birgün Monza Rosa’yı bir arkadaş toplantısında okur. Herkes afallar, şaşırır ve susar. Lakin şiir daktilo edilip elden ele dolaşarak, hiçbir yerde basılmadan üne kavuşur. Kimse bilmez hikayesini ta ki… Monna Rosa aslında bir akroştik şiirdir. Kıtaların baş harfleri Muazzez adını haykırır.
Üçlemenin son kitabı #kaçak aslında ilk iki kitabın epeyce gölgesinde kalmış. Bu kitapta asıl kahraman Güllü yok, Kemal yok, Muzaffer yok, Zaloğlu yok,Güllü’nün annesi yok, babası Cemşir, abisi Hamza, hiçbir şeyi olan Reşit yokoğlu yok. Kısacası üçlemenin son kitabı; az hüsran, az hayal kırıklığı, az da Türk edebiyatına ara verme hislerini bana yükledi ve kütüphanede diğer Orhan Kemal kitaplarının yanına yerleşti. Siz siz olun #kitaplakalın