Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar

07.02.2025

Uzay var’ tamam onda mutabıkız da… Acep uzaylılar gerçekten var mı? Bence yok ama yazarımız Aleksey Tolstoy varolduklarını düşünerek acayip bir kitap yazmış. Bu arada Tolstoy soyadı elbette yabancı gelmemiştir.Rus ve Sovyet edebiyatının önde gelen yazarlarından olan Aleksey Efendi, meşhur Lev Tolstoy’un da akrabalarındanmış.

Kitap 1923 yılında yazılmış.Yazıldığı döneme göre oldukça ilginç bir konusu var. Bir Sovyet mühendisi ile eski bir Kızılordu askeri Mars’a yolculuk yaparlar.Adamdaki macera ruhuna,arayışa, meraka, kaygıya bak, vay anam vay. Mars’ta yeni bir medeniyetle karşılaşırlar. Dünya'da olduğu gibi Mars'ta da diktatör rejiminin bulunduğu, işçi sınıfının ezildiği bir düzen vardır. Marslılar yeni misafirlerini mümkün olduğunca asıl şehirlerinden uzak tutarlar ama Aelita'ya aşık olan Los (mühendis), hem ondan Mars'ın geçmiş tarihini öğrenir hem de günden güne Aelita'ya bağlanır. Bu güzel hanım Aelita, gezegenin diktatörü olan Tuskub'un kızı çıkmasın mıııı. Düşman başına
04.02.2025

Geçmişe dair birçok kokuyu burnuma getirdi kitap. Ayva reçeli gibi… Annem de yapardı biz küçükken, mutfak dolu dolu şeker kokardı. Ben dayanamaz ekmeğe sürmek isterdim ama bir gün beklemesi lazım ikazıyla geri adım atardım.
Sobalı evlerin isli sokaklarının kokusu gibi… Babam kışın işten geldiğinde ceketi tam da böyle kokardı. Önce serin bir esinti bırakırdı evin antresinde, sonra dışardan getirdiği is kokusu ve sonra da o bildik baba kokusu…

Füruzan iki güzel öykü sığdırmış bu kitaba. Biri Sevda Dolu Bir Yaz. Diğeri iki bölümde yazılmış Şarkılar Kitabı. Yaz Şarkıları 1 ve 2. İki öykü de bir çocuğun gözünden anlatılmış. Çok güzel anılar yanında ölümler ve ayrılıklar da sıralanmış.

Size eskiyi hatırlatacak satırlar okumak isterseniz okuyun derim. Ben çok sevdim umarım siz de...
24.01.2025

Hidayetname, Sadık Hidayet'in öykü, tiyatro, deneme ve mektuplarından oluşan bir çeşit derleme kitabı. Kitapta Isfahan’a ait gezisinden yola çıkarak anlattığı bir şehir turu var. Şehirde gezdiği gördüğü yerleri, oraya ait tarihi bilgileri de vererek anlatmış. Yine başka bir bölümde, İran kültürüne ait hurafelerden oluşan bir derleme vardı ve o da oldukça dikkat çekiciydi. Tiyatro oyunu ve İran ile Arabistan arasındaki savaşa değindiği hikayesi gayet güzel bir dille anlatılmıştı. Fakaatt!!! Asıl, yazarın kendisinin de çok etkilenmiş olduğu, Franz Kafka’yı anlattığı kitabın son bölümünü gerçekten çok çok beğendim. Onun eserleri, hayatı, hayata bakışı ve hayatı algılayışı Hidayet’in kalemiyle tık tık yerli yerine oturtulmuştu. En sonda da yine Hidayet’e ait mektuplardan bir kesit verilmişti. Burada da onun sevdikleriyle bir haberleşme aracı olarak kullandığı mektuplarındaki nüktedan ve şakacı yanına tanık oldum.
22.01.2025

1940’ların İran’ında kendine, aslında yaşamadığı bir geçmiş çizen Hacı Aga, yarattığı bu karakter sayesinde bulunduğu dönemde saygın bir kişi olarak kabul görür. Hacı ağa tüm gün evinin taşlığında oturan ve eve gelen misafirlerini de burada ağırlayan bir yaşlı adam. Eve gelen misafirlerle yaptığı sohbette savaş, demokrasi, hastalık, ticaret ve İran gibi konular ana başlıktır.( İşte bu sohbetlerin birinde Münadilhak Hacı amcama ağzına geleni söyledi de bende rahaaaat bir oh çektim, aman ne rahatladııımmm anlatamam ) Roman boyu mekanın aynı yer olması dolayısıyla, okuyucuya aslında bir tiyatro sahnesi izlenimi verir. Hacı Aga, sohbet ettiği kişilerle geçen bir gününün hikayesinde aslında toplumun bir çok yönünü de ele alır.
20.01.2025

#körbaykuş u okurken bir labirentin içinde birbirine girirft zamanlar ve olaylar arasında kayboldum. Anlamak zor, anlamaya çalışmak daha da zor. Şöyle bir konusu var diyerek kitabı anlatmaya çalışmak daha daha da zor. Yalnız adamın bulanık dünyası desem, belki bir kısmını karşılar. Yazarın karmaşık ruh dünyasını yansıttığı eserindeki şu cümleler onun kişiliği ile ilgili de fikir yürütelbilmeye olanak sağlıyor; “‘’Yaralar vardır hayatta, ruhu cüzzam gibi yavaş yavaş yiyen, kemiren yaralar…’’