Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar

22.11.2024

1931'de basılan Tapınak için daha sonra yazdığı bir önsözde bu romanı para kazanmak amacı ile kaleme aldığını anlatır yazar. Döneminde tanınmayan ve kitapları satılmayan yazarın bu kitabını, yayınevi fazla sansosyenel bulmuş ve basmayı reddetmiş . Daha sonra yayınevi de maddi sıkıntıya düşünce kitabı tekrardan gözden geçirerek basmışlar ve ticari bir başarı da elde edilmiş. Faulkner in beşinci kitabı olan Tapınak aslında yazarın da sevmediği bir eseri. İş bu sebeple rahatlıkla söyleyebilirim ki , ben de sevmedim
22.11.2024

İman, kader, yaşam, iyilik, hakikat, fıtrat ve daha birçok metaforu kitabın içinde başlıklar olarak dizmiş Mecit Ömür Öztürk. Kitapta kullandığı tüm bu metaforlar ve daha da fazlasını Allah inancına dayandıran yazar birçok yerde de Kur’an î ifadelerle güçlendirmiş kitabını. Felsefi bakış açısını iman feneriyle aydınlatan yazarın dili de gayet anlaşılır. Kitabın başlığı insanda “Neden olamazmışım” duygusu yaratıyor. İnsan kitabı sırf yazarın bu tezinin kaynağını anlamak için bile almak istiyor. Bu kitap başlığı Yunus Emre’nin şiirinden bir alıntı aslında ; Derviş bağrı taş gerek,
Gözü dolu yaş gerek.
Koyundan yavaş gerek,
Sen derviş olamazsın.
17.11.2024

Bekir, eşi Esma, biricik kızı Ayşe, geçim kaynağı olan ineği Macik ve atıyla, cennetten bir köşe Kızıltaş Köyün’de sakin bir hayat sürer. Bir gün oradan geçen Rus bir baba oğul Bekir’den iş ister. Bekir onlara acır, işlerinde yardım etmeleri şartıyla evlerine alır. Baba Karl Marks a benzediği için ona Kala Mala derler, kominizme ise komolizma. Oğul İvan (boyu devrilesice) içten içe kin güttüğü bu haneye zamanla geri dönüşü olmayan zararlar vermeye başlar. Ruslar köyün hakimiyetini yavaş yavaş ele geçirmeye başladığında ise roman bir hikaye olmaktan çıkar ve aslında yaşanmış gerçeklerle baş başa olduğunuzu kafanıza inen balyozla anlarsınız. Bu romanla ilgili yazmak istediğim çok şey var ama yer kısıtlı malum. Dağcı romanda kendi halkını anlatıyor fakat evlerine çöküp kendilerine yurt edinen diğer bir halk için inanılmaz bir empati sergileyerek romana Onlar da İnsandı diyor.
11.11.2024

ONU OKUMAK ;

Vatanına sevdalıyken “vatan haini” damgasını yiyen birinden, “vatanı” dinlemek,

Sürgüne gönderilip, bedeni başka topraklarda bırakılmak zorunda kalan birinden “hasreti“ dinlemek,

Tek ekmeği kaleminden çıkan dizeleri olan birinden , yasaklanan şiirlerinde “özgürlüğü” dinlemek,

Uzak yakın yaşadığı birçok sevda hikayesinin büyüsünü, yani “aşkı” dinlemek,

Memleketi, aşkı, sevdayı, özgürlüğü , hapisliği, Mehmet’i, yurdu,toprağı, hasreti dinlemek.

Onun hayatını anlatmaya gerek yok. Otobiyografi şiirinde zaten onu da bir başkasına bırakmamış kendi bir güzel anlatmış.
28.10.2024

Birbirinden sıcak, birbirinden güzel bissürü öykü karşıladı beni . Yazarla yaşlarımızın yakın oluşu, yazdığı tüm öykülerde, bir anda yaşadığım çocukluk anılarımda kendimi bulmamı sağladı. O dönemin kömür kokusu geldi burnuma. Asla girilmeyen misafir odalarının, kışın ucundan baktığımızda burnumuzu yalayan soğukluğu… Arada kavgalarını duysak bile çocuğumuzu emanet edecek kadar güvendiğimiz değişik komşularımız… Eskiden yaşanan sevdalar ve yaşanamadan bitenler… Kendimi o kadar anılarda buldum ki, yazar bunları beni düşünerek yazmış sandım. Dili çok sade olan kitap, ilk yazılanlardan (çocuk kitapları haricinde) olmanın acemiliğini de hissettiriyordu ama o bile çok tatlıydı.