Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar
Bugün yaşadığımız her şeyin aslında dünle yakından ilişkisi var. Psikanaliz de bu bağın ne olduğunu bulmamızda yardımcı bir yöntem. Zamanında Freud’un başımıza bela ettiği psikanaliz, bilinçdışındaki düşüncelerin, duyguların ve motivasyonların anlaşılmasına odaklanır. Psikoterapi ise, kişinin duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını anlamasına ve sorunlarıyla baş etmesine yardımcı olan, uzmanla yapılan konuşma temelli bir tedavi yöntemidir. İşte yazarda kitabta bu konuşma seanslarından beş tanesini konu edinmiş ve bunu da Sachopenhauer’in kirpileri ile özdeşleştirmiş.
Schopenhauer şöyle bir sahne kurar:
Soğuk bir kış günü bir grup kirpi, donmamak için birbirlerine yaklaşırlar.Ama yaklaştıkça dikenleri birbirine batar ve canları acır.
Acıdan uzaklaşırlar, bu kez soğuk onları üşütür.
Sonunda ne tamamen uzak durabildikleri ne de çok yakın olabildikleri bir "ideal mesafe" bulurlar.
Ana karakterimiz Tanrı ya olan inancını kaybetmiş bir öğretmen. Kaybetmiş çünkü, 1.Dünya Savaşı bitmiş. 2.Dünya Savaşı ise kapıda...Zaten savaş, insanın inancını sorgulaması için başlı başına büyük ve önemli bir neden. Faşizm almış başını gidiyor ve hem çocuklar hem de ebeveynleri bunun etkisinde. İnsani duygular, insan kimlikleri nedeniyle ö.müş. Böyle bir ortamda okulda sırf ‘zencilerin de insan olduğunu’ savunduğu için öğretmenimiz zor zamanlar yaşar. Ardından öğrencilerle gittikleri bir kampta bir cinayet yaşanır. Olayın farklı yerlerine tanık olan öğretmen Tanrı inancını sorgularken, sistemi ve insanları da eleştirmeye başlar. Aslında psikolojik yanı da ağır basan kitapta karakterler sadece isimlerinin baş harfleriyle anılır. Bu da kitaba, o zamanlar birilerinin değil herkesin aynı görüşte olduğu izlenimini kazandırmış bence.
Ulysses, 16 Haziran 1904 tarihinde Dublin'de geçen tek bir günde, üç ana karakterin – reklam ajanı Leopold Bloom, genç yazar Stephen Dedalus ve Bloom'un karısı Molly'nin – zihin dünyalarındaki yolculuğa odaklanıyor. Ulysses, Homeros'un destansı şiiri Odysseia'nın kahramanı Odysseus'un Latinceleştirilmiş adıdırve roman, Leopold Bloom ile Odysseus, Molly Bloom ile Penelope ve Stephen Dedalus ile Telemachus arasında bir dizi paralellik kurar. James Joyce'un Ulysses (1922) adlı romanı en az 43 dile çevrilmiştir. İngilizce olarak yayınlanan ve Dublin'de geçen roman, dilsel karmaşıklığı, birden fazla edebi üslup kullanımı, kapsamlı kelime oyunları ve çevirmenler için olağanüstü zorluklar yaratan yoğun kültürel referanslarıyla ünlüdür.
””””… o zamanki usule göre nikahı her yerde mahallin kadısı veya onun izniyle mahalle imamları kıyardı. Törende nikahlanacaklar bulunmazdı; onların yerine seçtikleri vekiller ile şahitler bulunurdu.Atatürk ve Latife hanım vekil tayinine lüzum görmemişler, bir yenilik olmak üzere törende bizzat hazır bulunmayı tercih etmişlerdi. Atatürk kadıya; “Efendi hazretleri biz Latife hanım ile evlenmeye karar verdik lütfen lazım gelen muameleyi yapar mısınız” demiş. Kadı efendi Latife Hanım’a dönüp sormuştu :”On dirhem gümüş mihri müeccel ve aranızda kararlaştırılan mihri muaccel ile burada hazır bulunan Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri ile evlenmeyi kabul ediyor musunuz? Latife hanım “kabul ettim” cevabını verdi. Kadı efendi bundan sonra Atatürk’e de aynı suali sordu ve “ evet, kabul ettim” cevabını alınca nikahı kıydı ve tören sona erdi.
68 kuşağında Selim ve eşinin yaşadığı zorlu bir hikayeyi, kendi yaşamından da enstantaneler katarak yazmış. Mesela kızının babasına “baba” diyerek bağırıp ona koşması ve kimliğini bu şekilde doğrulatması olayını bir yerlerde anlatmıştı diye hatırlıyorum.
Her çağın derdi ve her çağın zulmü ayrı. Herkes kendi yaşadığı acıyı en büyük acı zannediyor. Ama hayat devam ettikçe, dünya döndükçe, bir yerlerde birileri, inandıkları davalar uğruna, hala acı çekmeye devam ediyor. Böyle gelmiş böyle gider. Değişeceğini umut etmeyin, umudunuza yazık olur.