Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar
İran asıllı Amerikalı bir genç olan Cyrus Şems sarhoş, bağımlı ve şairdir. Herkesin, hayatın anlam arayışı kovalamacasında olduğu zamanlarda, Curus’da ölümünün anlam arayışını kovalar. Çünkü yaşamının bir anlamı yoktur. Ölümünün anlamlı olması için de şehitlik olgusu üzerinde düşünmeye başlar. Bu aslında onun aileden gelen bir DNA sıdır fakat o bunu kitabın sonlarına doğru öğrenecektir.
Hititler döneminden günümüze erişen bir ağıt yakmış Ümit. Derin bir yasak aşk öyküsü, şiir olup akmış kitaba. Ninatta, başlangıçta saf bir ilgi ile babasının arkadaşına yaklaşır. Bu saflık kutsal bir aşk hikayesine dönüşür. Realist bakış açısıyla bakınca olaylar aslında pek vahimdir ama bu bir destan olacaksa eğer okuyucuya da bu yasak aşka hürmet göstermek düşer. Bize düşen okumak, Ninatta’ya düşen beklemek olur. Herkes hissesine düşene razı mıdır bu sorunun cevabını bilemeyiz. Ama bence Ninatta’ya sorabilseydik, o saf aşkını umutla beklemenin bile güzel olduğunu söyleyecektir.
İnsanız ya, elbette yaşarken bizi şaşırtacak çok tesadüfe denk gelmişizdir. Paul Auster’in başına normal bir insanın başına gelebileceğinden biraz fazla hadise geldüğü içünnn ‘Atıyor mu lan bu adam’ diye düşünmediğimisöylemek yalan olmaz. Atıyor mu, uyduruyor mu bilmem ama adam güzel yazıyor. Bunda çoğu kişiyle hemfikir olduğumuzu sanıyorum.
Birbirinden bağımsız bir sürü sıralı öykü, yazarın başına rastlantı sonucu gelen olaylardan oluşuyor. Genelde sonları ilginç bittiği için ve yazarın da dili oldukça akıcı olduğu için, bir günde bitebilecek bir kitap.
Romanda timbuktu ,ölümden sonra gidileceğine inanılan diğer dünyadır. Romanın kahramanı kapaktan da anlaşılacağı üzere bir köpek olan Kemik Bey ve onun birlikte yaşadığı sahibi Willy’dir. Willy evsiz bir şairdir. Köpeğine "Ben ölünce Timbuktu'ya gideceğim, sen de bir gün oraya geleceksin" der. İşte bu yüzden Kemik Bey’de ölümden sonra huzura kavuşacakları yer olarak hayal eder burayı. Orası köpeğimiz için bir cennet, insanların ve hayvanların acılardan kurtulacağı sonsuz bir yerdir. Willy ile yolları ayrıldığında ,maalesef her sokak hayvanının kaderi gibi, başına çok kötü şeyler gelir. Benim bunları okumam epey zor oldu Daha sonra hayatı, yine hayvanlar gibi bu dünyanın en masum canlıları olan çocuklar sayesinde değişir. Fakat o mutlu zamanlarda bile, tüm vefalı köpekler gibi, eski sahibini düşünde görmeye devam eder.
Füreya, kah bir sanatoryumda öksürüklere boğularak veremle mücadele etmiş, kah elinde çamurları ve diğer malzemeleriyle Paris’in sokaklarında koşturmuş, kah çıkacak seramikleri merakla beklerken ocağın başında uyuklamış, sayısız sergi sayısız esere imza atmıştır.Kısacası yaşama tanıklık ederken heybesindeki azığı ömründeki zenginliklerle süslemiş çok başarılı bir kadının hayatını okudum, iyi ki okudum