Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar
Bozkırdaki Çekirdek’te Kemal Tahir, üzerinde konuşulması ve yazılması tabu sayılan konulardan birini ele alıyor. Türk eğitim tarihinin en orijinal girişimlerinden biri olan Köy Enstitüleri… “Çekirdeği olsa, bozkır kalır mıydı bozkır?" sözleriyle adeta kitabını özetleyen yazardan, köy enstitülerinin hiçte hayal ettiğim gibi olmadığını öğrendim. Bir ara sanki biz izci kampındaki öğrencilerin neler yaptığını okuyorum zannettim. Bir ara da bir köy romanı içinde sıkıştığımı… Şahıs kadrosu oldukça kalabalıktı. Bu da zaman zaman isimlerin karışmasına yol açtı ama zamanla bun da alıştım . Diyaloglar uzun, yer yer sıkıcıydı. Ama anlatılanlardan çıkarılacak derslerin hepsi kulağa küpe cinsindendi.
Mesela alacaksın bu kitabı eline, şehir içinde bir yolculuğa çıkacaksın. Atlayacaksın otobüse, minibüse veya metroya . İki hikaye okumuşken ve bu arada iki durak ilerlemişken pat diye ineceksin. Sonra durup öylesine bir yerde, bakacaksın göğe, taşa, ağaca varsa denize, kumsala ve yine ille gökyüzüne. Sonra tekrar bineceksin otobüse ve iki hikaye daha okuyacaksın. Ve sonra patt diye tekrar inip yine bakacaksın /ama Sait Faik’in gözüyle bu sefer/ göğe, taşa, ağaca varsa denize, kumsala ve yine ille gökyüzüne. İşte böyle hikayeler var kitapta. Çoğu sonu olmayan ama bizden, içimizden, yaşadıklarımızdan…
Şöyle ki, yazar içinde bir distopya ürettiği kitabı, Gezi Parkı direnişini takip eden günlerde yaşadığı hayal kırıklığının eseri olarak nitelemiş.
Kitabın konusu şöyle… Büyük Saray'da oturan “Uluhan” isimli bir diktatör eliyle, polislerin ve din adamlarının esaretine girmiş Ramanis Cumhuriyeti adlı “hayali” ülkede yaşananları konu eder(yani bizle ilgisi yok valla). Kadınların toplum içinde yerinin ev kadını ve anne olmaya indirgendiği; insanların en adaletsiz, en vahşi koşulları bile kendi yararına görerek kabullendiği bir dünyayı gözler önüne serer. Bilim insanı Profesör Yuna Otis adlı karakterin ağzından yazılan hikayede Ramanis Cumhuriyeti'nin güneşi, araya giren bir gökcismi yüzünden solmuştur. Teknolojik olarak çok gelişmiş olan ülke, din ulemaları ve polis güçlerinin kontrolü altındadır. Halk sınıflara ayrılmış; yiyeceklerine bazı katkılar konularak orta yaştakilere geçmiş unutturulmuş ve özgürlükleri ellerinden alınmıştır.
Kitap bir konakta başlıyor. Henüz evli olmayan bir çift, subay arkadaşlarının Cehennem Topçu dedikleri Yüzbaşı Cemil ve teyze kızı Neriman… Neyseki bu kısım kısa sürdü
Kahramanımız Cehennem Topçu Cemil Osmanlı ordusunda savaşmış, yorgun ama idealleri olan bir subaydır. Savaş bitmiştir, ordular terhis edilmiştir ve birçok asker ne yapacağını bilemez hâle gelmiştir. Cemil, bir yandan savaşın yorgunluğunu ve ruhsal çöküşünü yaşarken, diğer yandan Anadolu’da filizlenmeye başlayan direniş hareketlerine katılma fikriyle mücadele eder.
İlyada’ya göre çok daha kolay bir kitap olduğunu söyleyerek başlamak isterim. Bu destan, eve dönüşün uzun yolunu anlatıyor.
Eserleri Antik Yunan devletlerinde her tür bilginin kaynağı sayılan Homeros, İlyada ve Odysseia destanlarıyla edebiyatın hemen her türünü günümüze dek etkilemeyi başarmıştır. #odysseia Troya Savaşı kahramanlarından Odysseus’un ülkesi İthake’ye dönerken on yıl süren yolculuğunda yaşadıklarını ve eve varışını anlatan bir destandır.