Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar

06.10.2025

Homeros’un #ilyada sı ile başladım mitolojik yolculuğuma (zaten önce İlyada sonra da Odysseia okunuyor). Bazı kitaplar, okuma öncesinde, bazı bilgileri edinmiş olmayı gerekli kılar. İşte bu kitabı okumadan evvel az da olsa bilinmesi gereken mitolojik bilgiler var. Onlardan haberi olmayan ya da daha doğru ifade etmek gerekirse, az da olsa fikri olmayan için #ilyada yavan bir şiir kitabı olacaktır. Mitoloji, aslında bir toplumun inançlarını, değerlerini, dünyaya ve insanlara dair açıklamalarını içeren efsaneler ve hikâyeler bütünüdür. Yani mitoloji için bir nevi insanlık tarihinin eski masalları diyebiliriz. Biz bugünün kafasıyla MÖ 7/8. yüzyıllarda yazılmış bu kitapları yorumlamaya kalkarsak, okuduğumuz bir şiirden başka bir şeye benzemez.
29.09.2025

Kitabın adından da anlaşılacağı üzere Hürrem fitne/fesat işler peşinde. Eserde ‘Çerkes’ diye anılan Mahidevran yine tutuk ve ihtirassız(böyle bir kelime var mı ya?) Hürrem bir cami yaptırmak istediğini Kanuni’ye söyler. O da ‘tabi hayatım, yeter ki sen iste’ modunda. Şeyhülislam ‘yok olmaz, o bir köledir yaptıramaz’ diye karşı çıkar. Aslında Hürrem ile anlaşmalı bunlar tabi. Neyse efendim Süleyman, hanımefendi cami yaptırabilsin deye köleliğini ve cariyeliğini düşürür. Kanun nizam hep bunlara göre şekil aldığı için Hürrem’in planı tutar. Bu sefer de demesin mi ‘vay efendim ben sizin cariyeniz değilim, o yüzden sizinle birlikte olamam’ haydaaa. E nolacak şimdi? Süleyman Hürrem siz yapamayacağı için kölelikten azad ettiği hatuna nikahı kıyar. (Mahidevran şok) Böylelikle ilişkileri legal hale gelir. Bununla kimi kandırıyorlar orasını şeyhülislam daha iyi bilir.
26.09.2025

Son kitapta verilmek istenen mesaj çok bağırıldığı için biraz kulak tırmalayıcıydı. Diğer iki romana göre daha zayıf kaldığı kesin. Zaten bir şeyi tadında bırakmak da ayrı bir erdem, keşke ikincide son bulsaymış kitap. Altını çizdiğim çok yer oldu. Bazen Ahmet’in yerine koydum kendimi, bazen Hatça’nın. Yine de Köy Enstitüleri'nde yetişen Fakir Baykurt’un köyde yaşayan halkın duygularını, düşüncelerini bu kadar güzel ve güçlü bir şekilde anlatmasını okumak benim için çok güzel bir tecrübeydi. Fakir Baykurt kitaplarını her zaman listemde bulundurmaya ve fırsat (ve PARA ) buldukça okumaya devam edeceğim
22.09.2025

Köyde düşman edinirsen hayatın sürekli arkanı kollamakla geçer. Düşman, aynı bir yılan gibi sinsice senin düşeceğin anı bekler. Sen düşmezsen de, seni düşürebilmek için durmadan şeytanla yatar kalkar. Irazca ve Bayram, karşısına muhtarı ve Haceli’yi aldığı zaman başladı endişeleri. ‘Birimizden birine bir zarar gelir mi’ fikri kafalarına zikir oldu adeta. Ve beklenen kötülük bir gün ailenin en büyük çocuğu Ahmet’i buldu. Ahmet’in içi çekildi, küçüldü, ezildi, büzüldü o günden sonra. Ahmet’e kötülük edenler Bayram’ı da ölümlere götürdü, geri getirdi. Evin çocuğu, evin babası derken Irazca’nın ne dirliği ne düzeni kalmadı. Dağıldı evi barkı, torunu torbası…

Irazca’dan çok daha fazla Ahmet’in hikayesiydi bu. Köylünün halini çocuk üzerinden anlatmıştı bu kitapta Baykurt.
18.09.2025

Başta Yaşar Kemal’dir köy romanlarının piri, lakin Fakir Baykurt’ta hiç ondan geri kalmamış. Köy romanı çok sevdiğim için çok öveceğim bu kitabı, hazır olun!
Köyün, Osmanlı avradı Irazca, oğlu Bayram gelini Haçça ve üç torunuyla, Burdur’un seksen evli Karataş Köyü’nde yaşarlar. Köylünün karnını deşmişler, kırk tane gelecek yıl çıkmış. Onların da tek derdi ne eksek, ne biçsek, ne yesektir. Günün birinde bu derde bir yenisi daha eklenir ve tüm hayatları değişir. Köyün muhtarı önlerindeki araziyi, köy azası Haceli’ye ev yapsın diye satar. Köyde evler birbirinin dibine yapılmaz, ama para tatlıdır. Buna olanca gücüyle karşı gelen Kara ailesinin artık yılanlardan gayri bi dünya daha düşmanı olur. Ne desem az kalır, çok çok beğendim. Çokk . Ben ikinci kitapla yola devam ederken, size çok beğendiği mi söylemiş miydim?