Toplam yorum: 3.285.374
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar

18.09.2025

Başta Yaşar Kemal’dir köy romanlarının piri, lakin Fakir Baykurt’ta hiç ondan geri kalmamış. Köy romanı çok sevdiğim için çok öveceğim bu kitabı, hazır olun!
Köyün, Osmanlı avradı Irazca, oğlu Bayram gelini Haçça ve üç torunuyla, Burdur’un seksen evli Karataş Köyü’nde yaşarlar. Köylünün karnını deşmişler, kırk tane gelecek yıl çıkmış. Onların da tek derdi ne eksek, ne biçsek, ne yesektir. Günün birinde bu derde bir yenisi daha eklenir ve tüm hayatları değişir. Köyün muhtarı önlerindeki araziyi, köy azası Haceli’ye ev yapsın diye satar. Köyde evler birbirinin dibine yapılmaz, ama para tatlıdır. Buna olanca gücüyle karşı gelen Kara ailesinin artık yılanlardan gayri bi dünya daha düşmanı olur. Ne desem az kalır, çok çok beğendim. Çokk . Ben ikinci kitapla yola devam ederken, size çok beğendiği mi söylemiş miydim?
14.09.2025

Bizde gocuk derler ama olmasın yazara ayıp, burda #palto diyelim. Efendim başkarakter Makar Alekseyeviç küçük bir memurdur. Bir gün eskiyen paltosunu değiştirmesi zorunlu hale gelir ve onun için para denkleştirmeye çalışır. Kitabın başından sonuna “valla bu gocuğun başına bir hal gelecek” endişemi ve stresimi boşa çıkarmaz. Sonunda gocuğun ve bizim küçük memurun başına bir işler gelir. Ama yazar romanı burda bitirmez. O gocuğun intikamını, allem eder kallem eder, alır gerekli kişilerden.

“Palto” olmasa, Rus edebiyatındaki küçük insanın, büyük edebiyat kahramanı haline gelmesi mümkün olmayabilirdi.
Dostoyevski’den Çehov’a, Tolstoy’dan Nabokov’a kadar hemen her büyük yazar, Gogol’ün bu eserini bir başlangıç noktası sayar. Ve bu kısacık öykü sizi tüm sıcaklığıyla ‘adeta bir palto gibi’ sarar sarmalar.
08.09.2025

Prens, yazıldığı dönemden günümüze kadar “siyasetin kirli yüzünü" (sanki temiz bir yüzü varmış gibi) açıkça dile getirdiği için çok eleştirilmiş ve "Makyavelizm" kavramı doğmuştur. Kitapla ilgili ahlaksızlık suçlaması yapılır. Güya Machiavelli kitabında, prensin gerektiğinde aldatmasını, zor kullanmasını ve acımasız olmasını savunuyordu. Bu, özellikle Katolik Kilisesi tarafından çok sert biçimde eleştirildi ve kitap, uzun süre yasaklılar listesine alındı. Bazı düşünürler ya da düşünemezler kitaba “şeytan öğretisi” damgasını vurdu. Olumlu anlamda ise gerçekçiliğine övgüler de aldı. Italya'daki bazı yöneticiler, kitabı "iktidari nasıl elde tutarız" sorusuna pratik cevaplar veren bir el kitabı gibi gördüler. Napolyon Bonapart ve Hitler gibi liderlerin bu kitabı dikkatle okuduğu da söylenir.
04.09.2025

Roman mukaddime bölümünde bir av faslıyla başlar. #avcılıkyasaklansın ve #avcıtüfeğinkırılsın spotunu verdikten sonra devam edeyim. Roman asıl itibari ile iki bölümden oluşuyor Romanımızın kahramanı Murat isimli köyden şehre gelmiş ve fabrikada çalışan bir işçi. Romanın ilk bölümünde Murat’ın fabrikadaki hayatı, ikinci bölümünde ise köy hayatı anlatılıyor. Murat genç ve yakışıklı bir delikanlı. Gençliğinden aldığı cesaretle, Anadolu tabiriyle biraz mazarrat (yaramaz) bir arkadaş. Fabrikada çalışırken türlü hanımların gönlünü çalıyor. Pek anlamlandırmadığım olaylara karışıyor, günün birinde de köyde bir kez görmüş olduğu bir güzeli anımsayarak, ana babasının dizinin dibine, köyüne dönüş yapıyor. Romanın ikinci bölümü Murat’ın köy hayatını ve Esma’yı elde etmeye çalıştığı olayları konu almış.

Eser Orhan Kemal’in kitaplarına benzetilse de, ben konusu dışında pek bir alaka göremedim.
27.08.2025

Bu bir doğa kitabı gibi görünse de aslında bir yas kitabı. Helen Macdonald, babasının ani ölümü sonrasi büyük bir yas sürecine giriyor. Bu kayıp onu çocukluğundan beri ilgi duyduğu atmaca yetiştirmeye yöneltiyor. “Mabel" adını verdiği bir dişi atmacayı (kitap boyunca Çakır Kuşu olarak geçiyor )eğitmeye başlıyor. Atmacayı eğitme süreci, onun için hem doğayla bağ kurmanın hem de kendi yasını ve içsel karanlığını aşmanın bir yolu oluyor. Kitap boyunca atmacayı eğitme yolculuğunu anlatan yazar, aslında kendi kişisel hayatını anlatıyor. Ana konu olarak yalnızlık, iyileşme, özgürlük ve kişisel kayıp işlenen kitapta, ben çokta hayvan sevgisine rastlamadım. İtiraf etmeliyim ki okurken yer yer dağıldım. Eleştirmenlerin "sınırları aşan türlerarası bir eser" olarak tanımladıkları kitap, sadece doğa meraklılarına değil, kayıp ve yas üzerine yazılmış metinleri sevenlere de hitap ediyor.