Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar
Konusu itibarıyla çok dikkatimi çekmişti ama tam bir hüsran oldu. Konusunu kafamda toparlayıp yazamayacağım bile. Bu yüzden size kitaptan alıntılar bırakıyorum sadece. Adım Hıdır, elimden gelen budur
“Gümüş Güvercin”, aydın bir gencin Batı’nın bilgi ve bilim dünyasıyla Doğu’nun halk topluluğu ve mistik inançları arasında yaşadığı ruhsal ikilemi merkezine alır. Daryalski, bu karanlık ama büyüleyici tarikatın içine çekilirken hem kendini hem de Rusya’nın ruhsal yönelimini sorgular. Hikâye, Doğu mu Batı mı sorularına modern bir edebi cevap arayışıdır.
Oyun, ailesiyle birlikte sade bir yaşam süren Hjalmar Ekdal adlı adamın hayatının, çocukluk arkadaşı Gregers Werle’in gelişiyle altüst oluşunu anlatır.
Gregers, gerçeğin her zaman ortaya çıkması gerektiğine inanan idealist bir kişidir. Babası, zengin sanayici Werle, zamanında Hjalmar’ın karısı Gina ile ilişki yaşamıştır. Gregers bu gerçeğin Hjalmar’dan saklandığını öğrenince, onu “gerçeğe” uyandırmak ister. Ancak bu gerçek, Hjalmar’ın kurduğu huzurlu hayatı yıkacak güçtedir.
Aile içinde birçok şeyin aslında bir yalan ya da hayal olduğu ortaya çıkar. Gerçeklerin ortaya çıkmasıyla küçük kızları Hedvig trajik bir sona sürüklenir. Oyunda yaban ördeği bir semboldür.
Henrik İbsen’den okuduğum ilk tiyatro eseri. Yazar zaten modern tiyatronun öncülerindenmiş ve genelde tiyatro eserleri var. Şimdi olay şu, Norveç’in bir kentinde kaplıcalar var. Orada bulunan doktor, bu kaplıcalarda halk sağlığı için çok zararlı mikroorganizmalar olduğunu keşfediyor. Bu doktorun kardeşi de bu kentin valisi. Vali “Sen misin kentin para kaynağı kaplıcaları, halk sağlığına zararlı diye ortaya çıkacak” deyip kuduruyor. Arkasına yalaka basını ve saf halkı katıp, doktoru ve ailesini çok müşkül duruma düşürüyor. Hain vali kardeş, doktorun halka açıklama yapmak için toplandığı bir sırada, kentin ileri gelenlerini ve basın çalışanlarını arkasına alıp, koyun halkı da önüne katıp, kardeşceğzini “Bir Halk Düşmanı” olarak ilan ediyor. Kardaş kardaşı atar, yar başında tutar, derler ama bu vali kardeş imansız, ahlaksız, çıkarcı, ikiyüzlü (çoğu siyasetçi gibi) olduğu içünnnn , doktor ve ailesini orada barındırmıyor.
Hiiiç yabancı değil bize yani. Doğru söyleyene köy dayanmıyor.
kitabımız #stepançikovoköyü , adının zor söylenmesi dışında başka bir numarası yok. Konusu ise, son derece manipülatif bir herif… Son yıllarda , daha çok borsadan duymaya alışık olduğumuz bir kavram girdi hayatımıza. Yaşanan siyasi olayların akabinde bu şekilde davranan binlerce dansözüz varlığı da bizi bu dilimize yabancı olan kelimeyi sık sık kullanmaya itti ne yazık ki. Doğru kullanayım diye baktım araştırdım. Ekşi sözlük der ki; hiçbir adımını rastgele atmayan, karşısındakini hep bir düşünceye veya davranışa yönlendirmeye çalışan, hiçbirşeyi samimi ve doğal olmayan sevimsiz insan modeli. Ahanda romandaki şahsiyete cuk oturdu bu lakırdı. Absürt ve trajikomik bir hicivdir. Kendisini adeta bir "kanaat önderi" ilan eden, aslında ikiyüzlü, narsist bir asalak olan Foma Fomiç Opiskin'in saf Albay ve çevresi üzerindeki psikolojik esaretini anlatır. Bu Dostoyevski romanı, onun sürgünden önceki eserlerindendir.
Kaderini kabul edenlerin romanıydı bu. Sonunu bile bile, o malum sona doğru ilerleyenlerin romanı. Aslında romanın adına bakınca bir aşk, kitabın kapağına bakınca da cinayet/ korku romanı okuyacak hissi veriyor. Ama ikisi de değil. Romanı sınıflandırmak oldukça zor bence. Distopik unsurlar var ama distopya değil, bilimkurgu gibimsi ama yok o da değil.
Şimdi, her yaştan çocuğun eğitim aldığı Hailsham diye bir okul var. Kitabın ortalarına kadar bu çocukların orda neden eğitim aldıklarını anlayamıyoruz. Bu çocuklardan üç tanesi asıl kahramanlar yani kitap daha çok onların gözünden anlatıyor. Bu çocukların hepsi, kendilerinin özel olduğu söylemleriyle eğitiliyor. Özelden kasıt ise (dikkat spoiler) onların ilerde gönüllü organ bağışçısı olarak yetiştirilmeleri. Kitabın ortalarına, yani bu gerçek açığa çıkana kadar gizemli havayı soluyorsunuz.