Toplam yorum: 3.284.714
Bu ayki yorum: 6.220

E-Dergi

SEVDAĞ Tarafından Yapılan Yorumlar

17.02.2026

Tamam kitap çok güzel de, abi mahvoldum ben ama ya!
Kitabın ne kadar sattığı ya da hangi ödülleri aldığı umurumda bile değil. Dünya üzerinde milyonlarca belki de milyarlarca kanser hastası olduğunu düşünürsek ve baba acısı yaşamış, ortak acıya sahip bunca insanın varlığını da düşünürsek; kitabın satmaması, başarısız olması imkansız olurdu. Tamam kitap çok güzel de, abi mahvoldum ben ama ya!

Bizi çocuk olarak hatırlayan son kişi de gittiğinde hâlâ var olduğumuz söylenebilir mi?
15.02.2026

Jane, çok küçük yaşta ailesini yitirir ve ona dayısının karısı, yengesi bakmaya başlar. Bu da aslında bildiğimiz bir hikayeye kapı aralar. Yenge kızı istemez, yatılı okula gönderir. Kendine has kişisel özellikleri olan bu hanım kızımız, yatılı okulda zor günler yaşar. Karakteriyle hep ön planda olan Jane, eğitimi sona erdiğinde aynı okulda öğretmenliğe devam eder. Sonra mürebbiye olarak girdiği evde, evin beyine aşık olur(Efendim, efendim diye geziyordu peşinde). Kader onları bir araya getirmemek için türlü tuzak kurmuştur ki, kitap uzadıkça uzasın. Bu iki birbirini seven aşık ayrılmak zorunda kalır. Türk filmlerinden bildiğimiz bir tesadüf sonucu, Jane sığındığı evde kayıp akrabalarını bulur. Bu evdekiler bibisinin (halasının) çocukları çıkar. Hala oğlu oldukça değişik bir tip, Jane’e “gel seninle evlenip, Hindistan’da misyonerlik yapalım” der. Jane ise pışşığğk deyip, eski sevdiceğinin peşine düşer. Eski sevdiceği adam da bu arada kör olmamış mı
02.02.2026

Aslında hikayemiz basit. Aşık olduğu kızla evlenmek isteyen beyzâdemizin , kendi istediği kızla evlenmesini arzu eden annesi… Sanki komşu teyze gelmişte, bana başından geçen bir olayı anlatıyor gibiydi. Tanıdık bir konu güzel bir şekilde ele alınmıştı. Evladının mutluluğunu istediğini düşünen anneler, onların gönlüne de müdahil olabileceklerini sanıyor. Bu emeline ulaşanlar da vardır elbet, lakin evladına ebedi bir mutluluk garanti etmek kimin haddine? Anneler ne derse doğru söyler. Ama kendisiyle ilgili gönül işlerinde çocuğun söz hakkı daha üstündür.
24.01.2026

Yazar "Ömrümün ilk yirmi senesini Fontamara'da geçirdim. Bunun hakkında da söylenecek fazla bir söz yok.Yirmi sene aynı gök, aynı toprak, aynı yağmur, aynı kar, aynı evler, aynı kilise, aynı bayramlar, aynı yemek, aynı sefalet...
Atalardan dedelere, dedelerden babalara, babalardan çocuklara geçip gelen bir sefalet" diyerek başlıyor. Kitap Mussolini rejimi döneminde yaşananları konu alıyor. FONTAMARA bu köyün adı, hikayemiz ise bu köyün ezilen halkı. Aslında bu köydeki halkın hikayesiyle tüm ezilen köylünün hikayesi.
21.01.2026

üzerinde özenle ve uzun zaman çalışılmış tarihi bir roman. Yazar kitabında “Sigarayı hemen bıraktıktan sonra yazmaya başladığım romanın hepsini tek bir sigara içmeden ve baştan sona İstanbul’da elle, dolmakalemle yazdım” diyor. Kitap için çok uzun araştırmalar yapmış. Özenle ve titizlikle hazırladığı da kullandığı jargondan ayan beyan ortada.
Roman 16. yüzyil Osmanlı’sında, minyatür ustalarının dünyasında geçiyor. Kitap bir ölünün size seslenmesiyle başlıyor. Hikayeyi başlatan bu ölü, katilinin bulunmasını kuyuda bekleyen bir nakkaş. Kitap boyunca her bölüm okura farklı bir "ses"ten anlatılıyor:bir nakkaş, bir köpek, bir ağaç,bir renk(kırmızı), ölü bir adam ya da bir kadın… Bu da romandaki sanat, inanç, gelenek gibi konuların daha canlı bir halde anlatılmasını sağlamış.