Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

cevrimicievren Tarafından Yapılan Yorumlar

07.01.2014

Ressam Osman Hamdi Bey'in hayatını yazar Emre Caner kolay okunur bir üslupla romanlaştırmış. Ancak dili edebi yönden zayıf. Kapı yayınları tarafından yayımlanan romanın cep boyu yolculuk esnasında okumak için tercih edilebilir. Romanı bir solukta okuduktan sonra hem Osman Hamdi'nin iç dünyasını daha yakından tanımış oluyor hem de Kaplumbağa Terbiyecisi tablosuna daha farklı bir gözle bakıyorsunuz. Olay örgüsü biraz hızlı geçse de burada asıl amaç olan Osman Hamdi'nin kişiliğinin nasıl oluştuğu konusu ihmal edilmiyor. Osman Hamdi'nin ilk eşinden boşanma isteğinin alelacele geçiştirilmesi ve ailesi tarafından hemen kabullenilmesi romanın kurgusunda eleştirilecek tek nokta olabilir.
15.11.2007

Minder, şilte, divan ve sedir'e "kanepe, koltuk"; dolaba "büfe, konsol, gardrop"; ocağa "şömine" diyenler; zaten olumsuzluğu ifade eden "tepki"yi "olumsuz tepki, olumlu tepki" şeklinde kullananlar; kalana da gidene de "hoşça kal" deyip, "güle güle"yi ağzına bile almayanlar; teşekkür edenlere "önemli değil" diye cevap verenler; "kendine ait (sorunları var.)" gibi bir cümle kurup "(onun) kendi sorunları var." şeklinin doğrusu olduğundan haberdar olmayanlar; insanlar için kullanılmaması gereken "tane" ile "sen sevdiğim insanlardan bir tanesisin" gibi bir cümle kuranlar; "annen herhalde harika bir insandı." demek gerekirken özentiyle "senin harika bir annen olmalı" diyenler; bununla yetinmeyip "hadi biraz dışarı çıkıp hava alalım"ı "neden biraz dışarı çıkıp hava almıyoruz" şeklinde söyleyenler; zaten beklenmeyen şey olan "sürpriz"le "bu güzel sürprizi hiç beklemiyordum" gibi cümleler kuranlar; "Kendine iyi bak, kendimi iyi hissetmiyorum, aklından bile geçirme" gibi çeviri Türkçesiyle konuşanlar; "nitelik" gibi pırıl pırıl Türkçe bir kelime dururken "kalite"yi diline dolayanlar; eskiden eşekler için kullanılan "keyif" kelimesini "zevk" yerine kullananlar; "şaşkınlığa uğramak" yerine "şaşkına uğramak" diyenler; "olduça üzgün" görünenler ve bunun doğrusunun sadece "üzgün olmak" olduğunu bilmeyenler; "şöyle söyleyeyim" diye söze başlayanlar; "biri, kimi" yerine "birisi, kimisi" demekte ısrar edenler; "denilmesi"nin doğru şekli "denmesi"ni kullanmayanlar Feyza Hepçilingirler'in aynı zamanda "Türkçe Off 2" de dediği kitabı Dedim: "Ah" ile Türkçe konusunda epey bir faydalı bilgiye sahip olabilirler.
12.11.2007

Yahya Kemal, Aziz İstanbul'da

"...Bu devletin iki mânevi temeli vardır: Fâtih'in Ayasofya minâresinden okuttuğu ezan ki hâlâ okunuyor! Selim'in Hırka-i Saâdet önünde okuttuğu Kur'an ki hâlâ okunuyor!

Eskişehir'in, Afyon Karahisar'ın, Kars'ın genç askerleri siz bu kadar güzel iki şey için döğüştünüz!"

diye yazıyor; artık minaresinde ezan okunamayan bir müzeye dönüşmüş bugünün Ayasofya'sından tam 45 yıl önce.

Aziz İstanbul, gerçek adı Ahmed Âgâh olan Yahya Kemal Beyatlı'nın 1913'ten 1954'e kadar geçen 41 yıl içinde İstanbul ve İstanbul Fethi'ne dair yazdığı yazı ve verdiği konferans metinlerini içeren önemli bir kitap özelliği taşıyor. Son bir not: Beyatlı soyadı, Şehsüvar kelimesinden Türkçeleşmiştir.
12.11.2007

Prof. Dr. Veysel Sönmez'in Eğitim Felsefesi kitabının "Eğitim Akımları" bölümünde birkaç filozofun eğitim ve kadın - erkek eşitliği konularında ilginç görüşlerine yer verilmiş. Şöyle ki:

Eflatun'a göre "yönetici ve koruyucu" sınıfına mensup kadın ve erkeklerden en sağlıklı olanlar birbirleriyle ilişki kurmalı ve bu ilişkiden doğan çocuklar yabancı annelere verilip onlar tarafından emzirilip büyütülmelidir. Burası daha da ilginç: Aynı yılda doğan kız ve erkekler kardeş sayılmalı, bunların birbirleriyle cinsel ilişki kurmaları yasaklanmalıdır. {s.74}

Aristo'ya göre eğitilmesi gerekenler sadece hür ve akıl yönünden baskın olan vatandaşlardır. Zanaatkar, tüccar ve kölelerin eğitilmesine karşı çıkar. Erkek ve kadının akıl yönünden eşit olmadığını savunur ve erkekler daha akıllıdır diyerek sadece onların eğitilmesi gerektiğini söyler. {Bak sen bizim Aristo'ya!} Bir sonraki sayfada da şu ifadelere yer veriliyor: "...erkeklerin eğitimi, kadınların eğitiminden farklı olmalıdır çünkü kadınların beyni erkeklerin beyninden daha küçük ve hafiftir. Bu nedenden dolayı kadınlarda akılsal yön daha azdır." (!) {s.82-83}

Heraclitos da eğitim anlayışı bakımından Aristo'dan geri kalmaz. O da seçkim grupları, aristokratları en iyiler diye niteler ve bunların evrensel akıldan en çok payı aldıklarını savunur. Halk ise evrensel akıldan en az payı almıştır, yani aptaldır. Bu yüzden sadece en iyiler eğitilmeli ve devleti onlar yönetmelidir. (!) {s.95}
12.11.2007

Epsilon Yayınları Özdemir Asaf'ın 5 kitabını "Bir Kapı Önünde" ismiyle tek bir kitapta toplamış. Dünya Kaçtı Gözüme, Sen Sen Sen, Bir Kapı Önünde, Yumuşaklıklar Değil ve Nasılsın adlı kitaplar bu eserde yer alıyor. Özdemir Asaf'ın şiirlerinin pek çoğunda kendimi buluyorum. Beğenmediğim şiiri çok azdır. Kısa yazar, çok şeyi ifade eder. "Kendi bahçesinde dal olamayanın biri / Girmiş bahçeme ağaçlık taslayor" der Bakı'da. "Beni öyle bir yalana inandır ki, / Ömrümce sürsün doğruluğu" diyerek sarsar insanı Bağlı'da.