Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900
E-Dergi
Ali Eğilmez Tarafından Yapılan Yorumlar
Güzel sürükleyici bieser, kalınlığı sizi ürkütmesin okumaya başlayınca çabuk bitecek. ilk başlarda biraz sıkalsanızda (bu konuda daha önce kitap okumayanlar pek sıkılmaz) ilerleyen bölümlerde işin içine girince kendinizi alamayacaksınız hele sonlara doğru herkesden önce şifreleri siz bulmaya çalışacaksınız. Yazarın "tapınak şovalyeleri" olarak bildiğimiz hırıstiyanlık tarihinin en eski inanışlarından birine getirmeye çalıştığı açık gerçekten takdire şayan. siyon tarıkatı, pagan ayinleri, tapınak şovalyeleri, Q'nun belgeleri, eski parşömellerin büyük sırrı gerçekten çok ilgi çekici konular... bu kitabı okuyun arkadaşlar. Ve bu kitaptan hoşlanan arkadaşlar size bi tavsiye Dan Brown diğer kitaplarını ve Q'nun kitabı eserleride okuyun. Bu arada bu kitapları okuyacak olan arkadaşlara bir öneri daha okumadan önce tapınak şövalyeleri hakkında biraz bilgi edinin.
izmirden başlayıp yurdun osmanlı ve cumhuriyetin başlarındaki durumunu, sosyal-ekonomik hayatının kimlerin kontrolü altında olduğunu güzel bir araştırma sonucunda ortaya koyan bu kitap okunmaya değer bi eser. Unutmadan, Soner Yalçın'ı yaptığı bu araştırmadan dolayı kutlayalım. Biline gelen yahudi ve sabetayist gerçeğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Yahudi, Ermeni ve Rum azınlıklarının ( bu kitab ne kadar azınlık olduklarınıda açıklıyor:) ekonomiye kontrol etmelerinin dışında daha üst kademede yöneticiliklerde bulundukları birkez daha dile getirilmiş oldu. Kitabın bazı yerlerinde okadar çok kişiden bahsediliyor ki insanın kafası karışıyor. sayfaların altında ki açıklama bölümleri oldukça kabarık ve bazı sayfalarda okumadığımda oldu:) Ama yazar bu insanların bişekilde akraba, arkadaş ve aile dostu olduklarını açıklamak için yaptığı açık ve net. Hatta bu konuya kendiside kitapta pekçok kez eğiliyor ve okuyucularının affına sığınıyor. Kitap sanki bir taraftaymış gibi görünsede gerçekçi olduğunu söylemek lazım. örnekler açık. bu arada yorumuma son verirken Murat Dereli arkadaşımıza birkaç şey söylemek istiyorum (sakin beni yanlış anlamasın, bu bir yorum) Semşi paşa hakkında söylenen "Okuması yazması olmayan, sertliği ve okullu subaylardan nefret etmesiyle tanınınan..." cümlesi o kişi hakkında yapılan bir yorumdur, yani yazar o cümleyi kendisi yazmıyor aktarıyor. şimdi bir kitabın objektif olması için doğru yazması mı gerekiyor? Şemsi paşa hakkında saray etrafında dolanan bir söyletinin yanlış olması yazarın çeliştiğini göstermez. Yazar böyle birşey yazması için gidip şemsi paşa okuma yazma biliyormu diye araştırması gerekmez herhalde. Bi de alaylı subayların kendilerine sorulan sorulara niye doğru söyleyipte ölüme gittiklerini sorguluyor, yalan söyleyip kendilerini kurtarmalarının gerektiğini idia ediyor. bu idianın arkasında durabilmesi için alaylı subayların hayatları hakkında iyi bir bilgi gerekmektedir. 1.Dünya ve Kurtuluş savaşında gözünü kırpmadan ölüme giden subaylarımız kimlerdi acaba? O insanların hayatını biraz daha incelerse neden doğruyu söylediklerini anlamak çok zor değil. Öyle ki o kitapta ölüme göz göre gidenler yanlız subaylar değil: 60 ihtilalinden önce bütün uyarılara rağmen "Ben fare değilim!" diyerek görevini bırakmayan Fatin Rüştü Zorlu, ihtilal olduktan sonra askerlere yerini söyleyip teslim olmadı mı? Bu da mı hiç inandırıcı değil? Neyse. SONUÇ OLARAK ARKADAŞLAR BU KİTABI OKUYUN!