Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

Nevruz Sahin Tarafından Yapılan Yorumlar

23.02.2005

Yazarın Sınırsız gücünü okuduysanız bu kitabı zaten almışsınızdır, eğer almadıysanız önce Sınırsız Güç adlı kitabını okuyunki, bir sohbetin ortalarında konuşmaya katılır gibi yabancı kalmayasınız duruma. Kendini çözmüş, insanları gözlemlemiş, pes etmeden sürekli gelişimi hedef almış kendi deyimiyle, bir kişisel gelişim antrönörünün anlattığı çok şey var , yazarı anlarsanız bakış açınız değişecek,kitabın kalın olması ise sevindirici bir durum.
11.12.2004

Yazarın okuduğum ilk kitabıdır fakat çeşitli yazılarını daha önceden okuduğumdan dolayı kitabının okunmaya değer olduğunu hissetmiştim, her sayfasını severek okudum, konusundan ziyade o kadar derin gözlemleri var ve bunları yansıtmış ki hayran kaldım kendisine, Bu tip bir kitabın bir örneği Tolstoy'un Anna kareinna'sı çünkü ikisindede erkek bir yazar kadın gibi anlatmış kendini . Çok başarılı çok ta önemli ayrıntıları aktarmış, fakat kadınlara biraz fazla yüklenmiş,gerçek olmayacak kadar hepsi kötü gibi algılanıyor dolayısıyle, ortada ciddi bir konu yok ve yazar çok şey anlatmış, farklı ve güzel bir kitap. Herkese tavsiye ediyorum.
06.11.2004

Kitabı 5 yıl önce okumuştum o dönemler Ülkemizde en popüler kitaptı,herkesin dilinde bir simyacı kitabı dolaşıp duruyordu, hiç kitap okumayanlarda bile merak uyandırmıştı, bu merak bana da bulaştı neymiş bu herkesin dilindeki kitap okuyup göreyim dedim,çok ince bir kitap olduğundan çabuk bitirdim, hayal kırıklığına uğramıştım, olağan dışı güzel bir kitap bekliyordum herkesin bu kadar övgüyle söz ettiği kitaptan, Fakat farklı olan bir şey vardı ki oda kitabı okuduktan sonra düşününce kafamda birşeylerin belirmesine neden olmasıydı, ben düm düz okumuştum, hangi mesajı veriyor olabildiğini düşünmeden, hayatları birbirinin aynı olan insanların içinde yaşayan bir çobanın gördüğü bir rüyadan etkilenerek,rüyasında gördüğü hazinenin peşine düşme kararı alması , farklı yerler görme merakı, yaşadığı kafesin dışına çıkabilme arzusuyla başlıyor ve yola çıkıyor, ulaşmak istediği noktaya ulaşana kadar başına talihsiz olaylar geliyor fakat o talihini değiştirmeyi zekasıyla başarıyor, yola devam edecek parayı biriktirir biriktirmez yola devam ediyor, yolun başından beri işaretler görüyor, herşey ona pusula oluyor, dağ,taş,kuşlar,bulutlar vs. bu işaretlerin dilini çözdükten sonra karşılaştığı yeni insanlara yardımlarda bulunuyor , bu arada bir kızaaşık oluyor,ona güçlerini kullanmayı öğretecek öğretmenini buluyor,ve artık o simyacı oluyor,sonrası doğa üstü güçlerle bir savaş kazanıp hazinenin bulunduğu noktaya varıyor, hiç birşey çıkmıyor kazdığı yerden,yanlış hatırlamıyorsam boş bir küptü çıkan, aynı gün bir rüya görüyor,rüya hazinenin çobanlık yaptığı evinin yanıbaşındaki ağacın dibinde ( bu ağacın dibinde görmüştü kendini bu yerlere savunan hazinenin rüyasını) olduğunu . Çoban hayatının dışına çıkmak istedi çıktı, farklı insanları hayatına dahil etmek istedi yaptı, başka yerler görmek istedi gördü , bir aşk yaşadı, deneyimler edindi, hayatta bize sıradan görünen anlamadığımız işaretlerin tercümanı oldu. farklılık yarattı . kitabın özeti bu,Ben kendimden çok şey buldum ,onun yaptıklarını yapabilmeyi istememden olsa gerek, şu sınırların dışına çıkıp hayatı araştırmak için beni etkileyen bu oldu, bir de evrenin çözemediğimiz dili.
03.11.2004

Bir büyükannenin torununa yazdığı mektupları konu alıyor kitap. Torun annesinin ölümünün sorumlusu olarak anneannesini görüyor, büyükannesinden nefret ediyor derecede hep muhalif hep hırçın, hep dokunulmaz kalıyor, hep kaçıyor, yoğun bir öfke seli içinde büyükannesiyle olan diyalogu, büyük anne torunu yanından gittikten sonra oturup kızının ve kendisinin hayatını torununa açıklayıcı bir şekilde yazıyor,satır araları hayata dair öğütlerle dolu, okurken böyle bir büyük annem olmasını çok istemiştim, mektupta yazılanlar gösteriyordu ki , torunun şimdi yaptığı haksız tutum ve davranışları geçmiştede büyük annenin kızı yapmıştı, hatta torun geçmişte moda olan yabancı ülke ziyaretlerinden birinden (ki bu ülke kitapta Türkiye,İzmir olarak geçiyor .) kısa süreli bir ilişkinin meyvesi olduğunu anlatıyor, ben bu kitabı okuduktan sonra farkettim büyükannenin yaşlı vücudunu zamana yenik düşen yırtık,paçavraya dönmüş bir elbise olarak tasvir etmesini,bu kitapta farkettim gençliğin önemini,değerini,bu yeni elbiselerimizi nasıl korumamız gerektiğini, o kadar güzel anlatmış ki ben kendi adıma bu kadıncağıza sarılasım geldi, kitabın içeriği çok güzeldi ,fakat bugün oldu ben hala yüreğimizin bizi götüreceği yer gerçekten doğru yer mi? bu konuda şüpheliyim. fakat mutlaka okuyun.
29.10.2004

v.c. Andrews'in ilk okuduğum kitabı çatıdan sonraki kitabıydı, isimlerini karıştırıyorum isim benzerliklerinden dolayı, bir başka kitabın devamı olduğu belliydi, sürükleyiciydi, konusu çok farklıydı, kitabı bitirir bitirmez,kitabın öncesini aradım ve buldum, ikinci kitapta anlatılanları açıklıyordu, sürükleyici anlatımı dolayısıyle onu da bitirdim, çatının bir seri olduğunu farkettim,kitabın devamı hala vardı,yalnış hatırlamıyorsam üç kitaptan oluşan bir seriydi, sonra yazarın çatıdaki fısıltılarını ve bir aileyi anlatan başka bir kitabını okudum, bu defa yazarın kendisini ve hayatını merak ediyordum, bu yüzden okumaya devam ediyordum kitaplarında , çünkü kitaplarının hepsinin ismi çatıyla ilgili konuları çok ilgili olmasada, kitaplarının hepsinde karmaşık aile ilişkileri, insanın kanını donduracak ensest ilişkilerden bahsedilmiş , okuduğum hiç bir kitapta bu kadar entrikaya bu derece hayal gücünü kural tanımadan faklı bir biçimde sunan yazıya rastlamamıştım, kitapları tam pempe dizilere senaryo niteliğinde fakat yazar insan ilişkilerini ısrarla getirip enseste dayandırdığından tavsiye etmezdim, yazar tekerlekli sandalyeye mahkum bir kadınmış ,kitaplarını okuyanlar yazılanların gerçek hayatıyla bağlantıları olduğunu düşünmeden edemez. ben yine de tavsiye etmiyorum, insana verdiği doğru düzgün bir mesaj bile yok.