Toplam yorum: 3.285.373
Bu ayki yorum: 6.900

E-Dergi

Murat AYDIN Tarafından Yapılan Yorumlar

04.08.2021

Tarih; yazılanı ve yaşananı ile hem bugün hem de gelecek adına din, dil, ırk ayırdetmeden pek çok dersi içinde barındırıyor. Daha çok romanlarındaki akıcılık ve tasvirlerindeki zenginlik ile tanınan Zweig, bu eserinde biyografi ve monografi türü eserlerde de büyük ve usta bir yazar olduğunu gösteriyor; kişileri, olayları ve akımları bir sinema filmi gibi gözler önüne seriyor. Bu kitabın beyaz perdeye taşınmasını çok isterdim...
01.06.2021

Uzun süredir merak ettiğim, biraz da hüsn-ü zan beslediğim, dolayısıyla beklentilerimi yüksek tuttuğum bir kitaptı. Ancak beklentimi tam olarak karşılamadığını söyleyebilirim.

Oldukça tanınır durumdaki bu esere ve yazarının emeğine saygısızlık etmek asla istemem. Ancak kitapta sağ, sol, Doğu, Batı, Hristiyan, Müslüman kavramları ve olguları arasında keskin sınırlar çizmesi nedeniyle; eseri ve söylemlerini yeterince kuşatıcı, kapsayıcı ve ikna edici bulmadım.

Bence insanları, düşünceleri sınıflamak ve birbirine karşı doğru-yanlış şeklinde kodlamak yerine; iyi-kötü, sağduyu sahibi olan-olmayan, empati yapan-yapmayan şeklinde ayırmak fazlasıyla yeterli.

Müslümanların ataletten kurtulup özgüvenlerini kazanmaları, özeleştiri yapmaları, kendilerini geliştirmeleri adına olumlu, cesaret verici, motive edici ifadelere yer vermekle birlikte; sonuç olarak, maalesef siyasi kodlarla bezenmiş bir söylev izlenimi bıraktı bende.
28.05.2021

Ürkütücü olduğu kadar düşündürücü bir eser. Bana göre bu distopik romanın en baskın karakteri, körlük hastalığına tek yakalanmayan kişi olan kadın. Bu karakter, körler ülkesinde görüyor olmanın bir nimet mi yoksa fedakarlık ve özveri gerektiren bir sorumluluk mu olduğu konusunda okuru düşünmeye zorluyor. Öte yandan korku, menfaat, baskı ikliminin insanları nasıl insanlıktan uzaklaştırabildiğini okuyoruz anlatılan hikayede...
27.05.2021

Hikaye basit bir soruyla başlıyor: Bir şeftali ağacı, yakınındaki diğer ağaç iri, tatlı, sulu meyveler verirken neden meyve vermemekte ısrar eder?

Hikâyenin kendisi ise bu soru kadar basit değil. Bu hikâyede sınıf farklılıklarının toplumda yol açtığı yaralar, haksızlığa rıza göstermeme, arkadaşlık, vefa, doğanın kendini sürekli yenileyen muhteşem döngüsü, değişimin kaçınılmaz ve sürekli oluşu, toprağın üzerinde çalışana ait olması gerektiği gibi konular duru ve akıcı bir dille yazılmış.

Yazarımız gene mütevazi sayılacak bir hacimde; engin ve derin konuları kâh tebessüm ettirerek, kâh düşündürerek, bazen de hüzünlendirerek ele almış.

Küçük Kara Balık kadar popüler olmasa da, bu eserin de en az onun kadar anlamlı bir hikaye olduğunu görünce; yazarın çok genç yaşta (29) hayatını kaybetmesinin, okurları adına da büyük bir kayıp olduğunu düşünüyor insan...
27.05.2021

Kitaba başlamadan önce, hatta ilk sayfaları okurken bile kitabı biraz küçümsüyordum.

Öyle ya, alt tarafı bir masal kitabı; bu yaşta artık masal mı kaldı? Küreselleşmenin ve sürekli koşuşturmanın vazgeçilmez birer motto olarak dayatıldığı günümüzün gülümse(t)meyen ikliminde masal da neymiş?!.

Ama sağolsun Üstün Dökmen hocamız gene yapacağını yapmış; sadece geleceğimizin büyüklerine değil, çocukluğu geçmşte kalanlara da seslenmiş bu kitabında. Bu yetmiyormuş gibi, bir de sorgulayan ve okura kendini ve yaşadığı hayatı da sorgulatan sorular eklemiş her bir masalın sonuna. Hatta bu da yetmemiş; kitabın sonunda bilinçten, değerden ve değer katmadan yoksun biçimde, kitaplara aşırı zaaf duymayı bile sorgulamış.