Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570
E-Dergi
ya_vuz Tarafından Yapılan Yorumlar
Peyami Safa iç dünyasını asla keşfedemeyeceğim bir insan.Buna zaten kendisi de izin vermiyor.Karmakarışık bir beyni ve karmakarışık bir ruhu olan bir insan iç bunalımlarını anlatırken bir de felsefeye başvurursa siz düşünün gerisini...Ama sanki onlarca karakteri var bu insanın.Çünkü romanlarında canlandırdığı karakterlerin düşünce ve duygularını öyle bir yaşayarak anlatıyor ki,sanki hepsi kendisi...Ve her zamanki gibi bu romanında da belirsizliklerle dolu bir son...Bana göre kitaptaki en çarpıcı nokta,Fransızca eserleri tercüme ederek entellektüel olmaya çalışan muhteris bir kadının gözünü açarak,ona şu gerçeği öğretmesiydi:"Kadınlığının bilincine var!Sen ne başarılı bir iş kadını,ne de bir eleştirmen olarak varsın bu dünyada.Senin özelliğin erkekten farklı olduğun noktadır; anne olabilmendir..." İşte belki de sırf bu sebepten kitabı çok beğendim.
Gary Chapman çok önemli bir konuya temas etmiş.Birebir insan ilişkilerinde en gerekli şey karşındakiyle aynı dili konuşabilmek sanırım...Nitelikli beraberlik,onay sözleri,hizmet davranışları,armağan alma ve fiziksel temas...Kitapta verilen örneklerin sıklığından dolayı bu sayılan sevgi dillerinin yalnızca evlilikle ilgili olduğu anlaşılmamalıdır.Her zaman,her yerde,herkesle paylaşılabilecek bir nokta bulunabilir.Kanımca bu tespitler yeterli değil ama yazar bir evlilik danışmanı olduğu için kendi alanında başarılı bir eser vermiş.
Çok merak ediyorum,Tolstoy acaba müslüman oldu mu?İtiraflarında kararsız kalıyorsunuz ama bu kitaptaki ölüme dair tespitleri,insanların yaşamlarının anlamsızlığı üzerine yaptığı yorumlar insanı ister istemez bu düşünceye sevkediyor.Çünkü ahiret inancının varlığını seziyorum satırlarında.Ve bir müslüman olduğum halde ,ondan daha sağlam bir inanç ve bilgiye sahip olduğumu düşündüğüm halde etkilenmekten alamadım kendimi.Bilmece gibi bir insan Tolstoy...
Hayatım boyunca kimsenin beni tanımadığı bir şehre,bir ülkeye gitmek istemiştim.Tabii ki kısa bir süre için.Buket Hanım'ınki büyük cesaret.Anlatımı çok hoşuma gitti,zorluyor sanki bizleri ille de seyahat edin diye...Maddi-manevi imkanlarını zorlayarak dünyayı gezme arzusunu gerçekleştirmesi takdire şayan.Tebrik ediyorum...
İnsanlar artık öğrenmelidir bu dünyaya niçin geldiklerini...Evlenmekteki maksat nedir?Aşk mı?Neslin çoğalması mı?Şu sözleri duymak istemiyorum artık anne-babaların ağzından:"Biz sizi bugünler için büyüttük,yetiştirdik evladım...Yoksa yaşlanınca bize kim bakardı?"Cahillik mi,bencillik mi anlayamıyorum.Oysa İmran ve Hanne evlatları Meryem'i Allah'a adamışlardı.Yıllarca evlat sahibi olamamanın üzüntüsüyle yaşarken şu cümle döküldü dudaklarından:"Eğer sen bize bir evlat verirsen Rabbim, biz de onu sana adayacağız." Evet,bir evlat verdi Allah onlara fakat kız evlat...Hayal kırıklığına uğradılar...Bir kız evlat nasıl adanabilirdi Allah'a?Ama İmran sözünü tuttu ve kızını Allah'a emanet etti...
. . .
Allah'a adanmış,üstün ahlak sahibi Meryem, oğlu İsa'yı Allah'a adadı.Ve Allah İmran ailesini alemlere üstün kıldı...
. . .
Bir kez daha teşekkürler İslamoğlu!İmran,Hanne,Meryem ve İsa'yla tanıştırdığın için...