Toplam yorum: 3.285.044
Bu ayki yorum: 6.570

E-Dergi

KY-1631 Tarafından Yapılan Yorumlar

31.01.2005

Kitapta aynı tarzda yazılmış hikayeler bulunuyor. Bizim yazarlarımızın hikayelerini okuduğum zaman, bu toprağın insanını anlatacak beklentisi içerisinde olurum. Bu hikayeleri okuduğum zaman, bu toprakla, bu toprağın insanıyla hiç ilgisi olmadığını fikrine sahip oldum. Yazar, kendi dünyasında dolaşıyor ve okuyucuya bu dünyadan bir lezzet, bir bilgi, bir yol, bir ışık... bir katkı ver(e)miyor. Yazarın yaşadığı döneme bakarsak Milli Mücadele sonrası ve yeni kurulan devletin ilk yılları. Anadoluda halk herşeye muhtaç, aç. Memleketin kalkınmaya ihtiyacı var. Sait Faik İstanbul sokaklarında sarhoşlara çatıyor, avare dolaşıyor. Avrupada iktisat eğitimi görmüş, ama bu memlekete kendi kendine yaşadığı dünyasından yansımaları anlattığı hikalerden başka hiçbirşey yapmamış. Bana göre en büyük iyiliği ölümünden sonra bütün varlığını Daruşşafakaya bağışlamak olmuş. Bana göre çok da iyi bir dili yok. Bir İstanbul yazarının kendi dünyasından hikayeler...
İyi okumalar...
18.01.2005

Son zamanlarda başlayan fiyatı düşük tutulan ve çok satılması sağlanan kitaplardan birisi. Kitapta çok şeyler anlatılıyor ama hiçbirşey anlatılmıyor gibi. Timaş yayınları, diğer bazı yayınevlerinin yaptığı gibi popüler bir kampanyayı bu kitapla başlatmış oldu. Neden daha önemli kitapların bu yolla çok satılması ve insanlara daha fydalı kitapların ulaşılması için gayret gözterilmez, bilemiyorum.
Öze değil, söze hitap ediyor. Kitap okumak için ayrılan zamanlarda değilde otobüste falan okunacak bir ayaküstü kitabı...
İyi okumalar...
18.01.2005

İslam Tarihi Peygamberler Peygamberi Hz. Muhammed Ve İslamiyet, yazılmak için 30 sene - bir ömür feda edilen, aşkla yazılmış bir eser. Birinci ciltten itibaren düzenli bir okuma düzeniyle takip edildiği zaman asrı saadet ikliminde yaşadığınızı hissediyorsunuz. Sahabe efendilerimizin arasında dolaşır gibi olup, Efendimizi yanınızdaymış gibi hissediyorsunuz ve onlara karşı sevgimiz sonsuzlaşıyor. O güzel asrın havasını, bu eserin sayfaları arasında bulmak mümkün. Bu güzellik, kitabın yazılması için harcanan aşk ve iştiyak yüklü yılların bereketi olsa gerek. Her evde bulunması gerektiğini düşündüğüm bu eser, aile ortamında akşamları birlikte okunacak güzellikte ve sadelikte. Daha önceki uzun halini de görmüştüm fakat bu sekiz cilt, hocaefendinin vefatından kısa bir süre önce tamamladığı şekliyle daha güzel olmuş. Bize asrı saadet ikliminde yaşıyormuş hissini tattıran merhum M.Asım Köksal hocaefendiye Allahtan rahmet diler, o iklim içerisinde sonsuzluk alemindede buluşmayı temenni ediyorum. İyi okumalar....
18.01.2005

Malcolm X simge bir isim. Malcolm X'in hayatı vesilesi ile Amerikan rüyasının karanlık yüzünü de ayrıntısıyla okumuş oluyoruz. Sıradışı bir kişiliğin giderek içe dönüşen bir fikri olgunluğa ulaştığı bir süreç yaşayan Malcolm X, gerçek bir kahraman olarak şehadeti hak ediyor. Kim tarafından ve ne için şehit edildiği bir türlü aydınlığa çıkartılamayan Malcolm, düştüğü yerden yani Harlem'den hayat bulacak bir dirilişin sembolü olmuştur. Önceleri beyaz ırkçılığa karşı siyah ırkçılık söylemleriyle savunulan bir islam anlayışından sonra bütün insanlığı kucaklayan gerçek bir İslam anlaşıyışına ulaşan Malcolm X, ABD'de yeşeren İslam tohumunu kanlarıyla sulamıştır. Her hareket, şehidlerinin kanlarıyla bereket bulacaktır. Malcolm, siyah çehresinden yolumuza aydınlık bir ufuk saçmaktadır.
İyi okumalar...
18.01.2005

Mehmed Kırkıncı Hocaefendinin hayatı, Bediüzzaman Hazretlerini ve Risale-i Nur hizmetini anlamak ve tanımak için okunabilecek bir eser. Tek parti döneminde Erzurumda medrese usulü dini eğitimin hala devam ediyor olmasına şaşırdım. Demek ki o dönemin istibdatı sadece İç
Anadoluyu etkilemiş görünüyor. Bediüzzaman Hazretlerinin birinci dereceden talebesi olmayan Mehmed Kırkıncı Hocaefendi, ona ve Risale-i Nur'a ömrü boyunca hizmet etmiş. Söz konusu hatıratta bahsedilen konulardan sadece Risale-i Nur cemaatleri ve siyasete bakış açıları ile ilgili konulara itirazım var. Bu kitapta Mehmed Kırkıncı hocaefendi siyasetten hem ne kadar uzak durduklarını anlatıyor, hem de Süleyman Demirelle olan yakınlıklarını anlatıyor. Bu anlatımlardan siyaset derken sadece müslüman siyasetçilerden uzak durdukları izlenimi ediniyorum. Bu da onlar için bir çelişki olsa gerek. Hem Demirelle o kadar yakınlık var, hem de siyasetten uzağız söylemi. Bu tereddütümün cevabını bu kitapta bir türlü bulamadım. Hocaefendi bu konuda devamlı kendisini savunma durumunda. Demekki kenidisini savunmaya ihtiyacı olabilecek bir ruh hali içerisinde. Risale-i Nur'un büyük bir hizmet olduğunu ve Bediüzzaman Hazretlerinin de hakikaten bir dava adamı olduğunu anlayabiliyoruz, ama ondan sonra gelenler onun büyüklüğünden çok da nasipdar olamamışlar bana göre...
İyi okumalar...